Teknoloji devleri piyasaya her gün yeni birer ürün sunuyorlar .Hızlıca alıyoruz tüketiyoruz .
Onlar sunuyor ,biz alıp tüketiyoruz.
Onlar işini yapıyor ve amacını gerçekleştiriyor, biz tüketiyoruz .
Onlar ürünlere belli bir ömür biçip bozulmasını sağlıyorlar ,bizde onlarla bozulup tükeniyoruz .
Bozuluyoruz .
Toplum olarak bozuluyoruz.
En son sadece kafa dinleyip kendime vakit ayırmak için gittiğim bir tiyatro gecesinde daha net gördüm .
Ki mutlaka son zamanlarda deneyimleyin ve burnunuzdan gelsin .
Perde açılmadan önce iki kere anons geçildi ..,
‘’Oyunumuz birazdan başlayacak .Ve lütfen kayıt cihazlarınızla kayıt yapıp fotoğraf çekmeyiniz .Teşekkür ederiz.’’
Sonra ne mi oldu ?
Oyun başladı .
Tüm salonun üçte birinin telefon ekran ışıkları yanmaya başladı .
Fotograflar çekildi story ‘lere atıldı .
Tamam ilk anın heyecanı gitti herkes bir hırsını aldı dedim .
Sonra oyun devam etti.
Yan taraftaki kızların telefonları oyun boyunca her kahkahada yandı yandı söndü.
Kahkaha bile atamadılar çünkü çek, filtrele ,iki cümle ekle ,gülücük yap derken mizahı kaçırdılar .
Karanlık bir temsil yerinde bu aydınlık, kedinin gözüne ışık tutmak gibi bir şey bunu bile düşünemediler .
Ve salonda bulunan birçok kişinin sosyal medyada takip ettiği ne kadar kişi varsa hep birlikte izledik .
Ara ara replikleri tamamen ezberlerden oluşan bu ekibin dikkatleri çalan telefonlarla dağılacak diye korktum ama anladım ki sanatçı profesyonelliği bu imiş.
Biz bozulduk ,onlar katlandılar ,yansıyan ışıklara ,flaşlara ,telefon zillerine rağmen devam ettiler .
Hatta oyuna geç kalıp oyun başladıktan sonra takur tukur fısır fısır içeri alınan kalabalık gruba bile tahammül ettiler .
Hayret ettim…
Ama diğer taraftan bu bozulanlar hala azınlık kısımdalar.
Diğerleri olarak ,günlerce prova yapılan ezberi uzun zaman alan ,müthiş bir konsantrasyonla sahneye oturtulmaya çalışılan bu emek zincirine saygı duyan birilerinin olduğunu gördük .
Salona girdik .
Telefonumuzu sessize aldık .
Kimseyi rahatsız etmeden anın büyüsüne kendimizi bıraktık .
Yanan tüm ekran ışıklarına rağmen ısrarla oyunu izledik.
Biz ne ara bu kadar bozulduk ?
Sanırım kötü bir güncellemenin verdiği hasarla bu hale geldik yada tüm hücrelerimize bir virüs girdi tüm inceliklerimizi ,birbirimize olan saygımızı yoketti .Devrelerimizi bozdu , sinsice içimize işledi.
Ve parçaladığı bir çok ahlaki değerle o teknolojiler bizim insani ayarlarımızı değiştirdi..
Onlar ürettiler ,biz değiştik .
Onlar geliştiler ,biz geriledik ..
Biz bizi besleyecekken geliştirecekken ,sanatla sohbetle büyüyecekken izlediğimiz ,okuduğumuz herşey story’lerimizde kaldı .
N. Ülgen GÖKKAYA / AVRUPAPRESS
AVRUPA
17 avril 2026AVRUPA
17 avril 2026AVRUPA
17 avril 2026AVRUPA
17 avril 2026AVRUPA
17 avril 2026AVRUPA
17 avril 2026AVRUPA
17 avril 2026