08 juillet 2026 mercredi
Batı-Mat Brüksel
AVRUPADA YAŞAYAN TÜRKLER SINIR DIŞIMI EDİLECEK?
EĞİTİM ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER VE OLMASI GEREKENLER
SAĞLIKLI BESLENMEDE YAPILAN HATALAR
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ANKARA BODRUM’A EĞRİ BAKIYOR...

NSosyal’deki hesaplarından « KüreselLiderErdoğan » ve « NATOsummit » etiketleriyle paylaşımda bulunan bakanlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirvedeki diplomatik temaslarına ve liderliğine vurgu yaptı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek zirvenin, bölgesel ve küresel krizlerin derinleştiği bir dönemde Türkiye’nin barışın, istikrarın ve güvenliğin tesisi için üstlendiği stratejik rolü bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayarak, « Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Ankara merkezli diplomasi, küresel güvenlik mimarisinde söz sahibi olan, barışı önceleyen ve insanlığın ortak vicdanına seslenen bir anlayışı temsil etmeye devam ediyor. » paylaşımında bulundu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş paylaşımında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın krizlerin ortasında barışı inşa eden, dünyaya yön veren küresel lider olduğunu belirterek, « 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi uluslararası diplomaside üstlendiğimiz öncü rolü gözler önüne seriyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, barışın, istikrarın ve güvenin adresi olmaya devam ediyor. » ifadelerini kullandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da « Kararlı lider, güçlü devlet. » başlığıyla yaptığı paylaşımında, « Türkiye, artık küresel düzeyde gelişmeleri izleyen değil, kendi politikalarını adım adım uygulayan bir ülkedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi bunu bir kez daha gösterdi. » değerlendirmesini yaptı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum « Havada, karada, denizde ve masada… Türkiye emin ellerde. » paylaşımında bulundu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise paylaşımında, « Cumhurbaşkanımız Sayın
Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü liderlik ve vizyon sayesinde ülkemiz, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni diplomatik ağırlığını ve stratejik konumunu bir kez daha ortaya koyan önemli kazanımlarla tamamladı. Türkiye barışın, istikrarın ve güvenliğin inşasında söz söyleyen öncü ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. » ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ankara’nın dünya siyasetinin kalbinin attığı merkez olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
« Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tecrübesi, kararlı duruşu ve güçlü liderliğiyle yalnızca Türkiye’ye yön vermiyor, küresel dengeleri de şekillendiriyor. Krizlerin ortasında barışı, belirsizliklerin karşısında istikrarı, zulmün karşısında hakkı ve adaleti savunuyor. NATO Zirvesi bir kez daha gösterdi. Türkiye artık gündemi takip eden değil, gündemi belirleyen masaya davet edilen değil, masayı kuran ülkedir. Bu yükselişin adı Türkiye, bu güçlü yürüyüşün lideri küresel lider Erdoğan’dır. »
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise paylaşımında « Türkiye, küresel diplomasinin en önemli buluşmalarından birine daha başarıyla ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin diyalog ve ortak aklı güçlendiren sonuçlarıyla bölgemiz ve dünya için hayırlara vesile olmasını diliyorum. » ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin « Masada mutlak irade, sahada tavizsiz güç » notuyla yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde küresel meselelerde söz sahibi olmaya ve diplomasinin merkezinde yer almaya devam ettiğini vurguladı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu paylaşımında, « Küresel dengeleri şekillendiren liderlik, yarını inşa eden güçlü duruş. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla Türkiye’nin uluslararası arenadaki sarsılmaz iradesi ve kararlı adımları tüm dünyada yankılanmaya devam ediyor. » ifadelerine yer verdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır « İnsanlığın vicdanını temsil eden, hakkı ve adaleti savunan bir küresel liderlik… » notuyla bir video paylaşım yaptı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise paylaşımında, « Türkiye artık dünyada sözü dinlenen, kararları belirleyen bir güç merkezidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle ülkemiz, küresel diplomasinin merkezinde yer almaya devam ediyor. » değerlendirmesinde bulundu.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat bazı liderlerin gelişmeleri okuduğunu, bazı liderlerin tarihin akışını değiştirdiğini belirterek, « Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; krizlerin nesnesi değil, çözümün öznesi; küresel dengelerin takipçisi değil, güven veren kurucu aktörlerinden biridir. Bugün dünyanın dikkatle takip ettiği her önemli masada Türkiye’nin sözü, iradesi ve vizyonu vardır. Çünkü güçlü liderlik, güçlü devlet ve güçlü millet; güçlü Türkiye’nin en büyük teminatıdır. » ifadelerini kullandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise « 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, Türkiye’nin küresel denklemlerde hangi noktaya ulaştığını tüm dünyaya gösterdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı, sözü beklenen ve sözüne kulak verilen Türkiye’nin adıdır. » paylaşımında bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Türkiye’nin ittifaka olan askeri ve stratejik katkılarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) milli güvenliğe yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahip olduğunu belirterek, « NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği ülkemize emanet. » dedi.
Türkiye’nin köklü askeri geçmişine ve jeopolitik önemine değinen Erdoğan, « NATO’ya üye olmakla, ittifaka yalnızca 3 kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık. » ifadelerini kullandı.
İttifakın yeni döneminde adil külfet paylaşımı konusunda sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını kaydeden Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiindeki bağımsızlık adımlarını, « Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. » sözleriyle ortaya koydu.
Bölgesel güvenlik ve barış vizyonuna ilişkin de önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in bölgedeki saldırılarına atıfta bulunarak, « Kendi güvenliğini, bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler en küçük barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerekiyor. » uyarısında bulundu.
Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmaların sonlandırılması için Türkiye’nin kolaylaştırıcı rolünü hatırlatan Erdoğan, « Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları Türkiye’de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum. » diyerek barış çağrısını yineledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Kıymetli basın mensupları, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. NATO Ankara Devlet ve Hükümet Başkanları 36. Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Toplantımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirve Toplantısı’nı az önce başarıyla tamamladık. Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış bulunuyoruz.
Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik.
Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz.
Değerli arkadaşlar, zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.
NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı, bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum.
Değerli basın mensupları, Türkiye olarak 1952 yılından beri ittifakın üyesiyiz. Ama biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO’ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2000 yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da kazandırdık.
Gözbebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir. Halihazırda NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO’nun Güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk.
NATO’nun harekat ve misyonlarıyla ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız. İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkezine alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız.
F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği misyonu kapsamında Estonya’da konuşlanacak. Kosova’daki NATO KFOR harekatının ekim ayında üstlendiğimiz komutasını 2026 eylül sonuna kadar sürdüreceğiz. 2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvvetine komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz.
Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı üç boyutlu derinlik, yani üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır.
Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.
Değerli basın mensupları, bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyorum.
Şurası bir hakikat ki, Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde bu girişimlerin etkileri çok sınırlı olacaktır.
Diğer yandan müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık.
Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayım: NATO birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Zirve kapsamında ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayii Forumu vesilesiyle NATO’nun savunma sektörü ile daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefiklerce kabul edildi.
Kıymetli misafirler, terörizm NATO’ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirvemizde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kere daha vurguladık.
Görüşmelerimizde Ukrayna’da 5. yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratmaya yönelik bu muharebede savaş her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinasına dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin hem Sayın Zelenski hem de bu sabah belirttiğimiz üzere müttefiklerimiz çok çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum: Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları Türkiye’de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.
Bugün ayrıca Ortadoğu’da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdik. Bizim de her aşamasına destek verdiğimiz İslamabad Mutabakatı’nı büyük bir memnuniyetle karşıladık. Müzakere sürecinin zorluklarının elbette farkındayız. Burada önemli olan çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede aklıselimin galip geleceğine inanıyorum. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır.
Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum. Bir tarafta barış umutları yeşermekteyken öte tarafta 2 Mart’tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan’a yönelik saldırılar halen durmuyor. İnsanlar göçe zorlanıyor, şehirler yıkılıyor, Lübnan toprakları adım adım gasp ediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze’de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor.
Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler, en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne yeni bir çatışmaya tahammülü var. Tam tersine insanlık olarak hava gibi, su gibi hepimiz barışa, huzura, istikrara ihtiyaç duyuyoruz.
Değerli basın mensupları, ülkemize ayrıca resmi ziyaret gerçekleştiren Sayın Trump başta olmak üzere liderlerle ikili ve bölgesel meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Zirve marjında Bulgaristan, Kanada, Finlandiya, Fransa, İtalya, Almanya, Birleşik Krallık liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirdik. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara da Ankara’daydı. Bu akşam Avrupa Birliği liderliğiyle çalışma yemeğinde bir araya geleceğiz. Yarın da Karadağ, Slovakya ve Arnavutluk liderlerini ağırlayacağız.
Malumunuz önümüzdeki yıl Türkiye’nin NATO üyeliğinin 75. yıl dönümü. Bu anlamlı yıl dönümünün arifesinde Ankara’da NATO zirvesine ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Zirve hazırlıkları bağlamında yakın iş birliği içinde olduğumuz NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte ve ekibiyle zirvemizin başarıyla icra edilmesi için günlerdir büyük bir özveriyle çalışan görevlilerimizi tebrik ediyorum. Türkiye’nin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
İnşallah 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız. 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatımızın 13. liderler zirvesini yine burada, başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 9-20 Kasım tarihleri arasında COP31 İklim Zirvesini Antalya’da tertipleyeceğiz.
Bu düşüncelerle Ankara Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, dünyanın dört bir yanından gelen siz basın mensuplarına ilginiz için teşekkür ediyor, şimdi sözü sizlere bırakıyorum.
Soru-Cevap
(Netanyahu ve Miçotakis’in açıklamaları) Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü belli.
Miçotakis’in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Zira biz Sayın Miçotakis’in Yunanistan için almış olduğu savunma araçlarına ‘Niçin bunları aldın?’ veya ‘Niçin bunları alıyorsun?’ diye bir düşünce bugüne kadar serdettik mi? Hayır. Halbuki bizim kapı komşumuz. Bu tür şeyleri söyleme imkanımız da olabilirdi ama gerek yok. Alabilir de satabilir de.
Türkiye ise şu anda bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında da tabii ki alma hakkına da sahiptir. Ve bizler de bunun görüşmelerini dünyanın değişik ülkeleriyle yapıyoruz, adımlarımızı da buna göre atıyoruz.
Çelik Kubbe projesi, aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgelerdeki en güçlü bir bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık ve Çelik Kubbe’de de şu anda Türkiye, biliyorsunuz her geçen gün mesafe alıyor. Nitekim bunların da zaman zaman sergilenmesini de yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa bizde de Çelik Kubbe var.
Miçotakis’le özellikle Ege Denizi sorunlarını çözme konusundaki düşünceyi ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah birinci derecede Dışişleri bakanlarımız, daha sonra gerekirse biz de masaya oturur ve bu konuyu görüşürüz. Ama şunu açık ve net söyleyeyim ki o suların sorununu çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.
‘Daha adil bir dünya mümkün.’ Ona çalışmamız gerekiyor. Onun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adımları atması gereken her siyasetçi bu sorunu çözmek için kararlı yürüyüşünü sürdürmeli. Ben bu çözülemez demem, tam aksine ‘çözeriz’ diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. İşte bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması lazım, el vermesi lazım. Ve derdi barış olanlar bu işe her türlü katkıyı vermeli.
Sayın Trump’la özellikle başkanlık makamında yaptığımız basın toplantımız çok geniş çerçeve bir basın toplantısıydı. Esasen bir basın mensubu olarak basın mensubu arkadaşlarımla bunları konuşmanda fayda var. Ne konuştular, ne yaptılar? Ama gerek Sayın Trump gerekse şahsım bu sorular karşısında gerekli olan her türlü cevabı verdik. Ama çok çok verimli bir toplantı oldu ve Sayın Trump da o basın toplantısından çıktığımızda çok mutlu çıktı.
Tabii bunu şu anda bu mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde olanlar gerekli cevabı gerekli zamanlarda veriyorlar. Ve bu konuda da Türkiye olarak biz belli bir imkana, belli bir güce sahibiz. Gerek gücümüzü gerekse imkanımızı, gerekse bu mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmasını ve bunların artışını da tüm dünyaya gösteriyoruz, göstereceğiz. Bunun için Baykar önemli bir adım ve bu süreç devam ediyor. Çok ciddi dünyadan siparişler alıyorlar, almaya devam ediyorlar. Demek ki insansız hava araçlarımız; İHA’lar, SİHA’lar dünyada karşılık buldu.
Savunma sanayii önemli adımlardan bir tanesi. Ama bunun yanında ekonomik ilişkiler çok çok önemli. Bu ekonomik ilişkilerimizi Amerika’yla geliştirmek ülkemizin ciddi manada menfaatinedir ve bu konuyu aynen Amerika da kabul ediyor ve bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz.
Bu ikili görüşmelerimizde gerek Sayın Başkan gerekse bizler bu konularda mutabıkız. İşte en önemlisi az önce de gündeme geldi, F-35 konusu. F-35 konusunda da Sayın Trump aslında Türkiye’ye yönelik olumlu bir yaklaşımın içerisinde. İnşallah F-35’lerin Türkiye’ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya Amerika verdiği sözü tuttu diyecek.
15 Temmuz konusunda aslında Terörsüz Türkiye sürecini hükümetimiz başardı. Şu anda artık Güneydoğu’da, Doğu’da çobanlarımız yaylada. Çobanlarımız yaylada rahatlıkla yaylak yapıyor. Sürülerini otlatıyor. Ve bakıyorsunuz yavrularına o sürüleri teslim edebiliyor. Böyle bir gündemi artık yakaladık. Aynı şekilde nehirlerde, ırmaklarda herkes yüzebiliyor. Bugünlere geldik. Bölgede toplantılarımızı, mitinglerimizi en geniş anlamda yapıyoruz, yapabiliyoruz. Demek ki süreci terörsüz Türkiye olarak ciddi bir noktaya taşıdık. Şimdi bizler de örneğin partim bütün ekibiyle bölgede mitinglerini yapıyor, mitinglerimizi yapıyoruz ve bu güzelliklere kavuşturan Allah’a hamdolsun diyorum.
Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Yani büyük oranda, büyük ölçüde bunlar kalkmış vaziyette. İşte şu anda Milli Savunma Bakanım burada, Genelkurmay Başkanım burada, diğer Dışişleri Bakanım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye’ye uygulanmadığını bizzat yaşıyorlar, görüyorlar. Böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı anında da Sayın Trump, sağ olsun, aradığımız zaman 24 saat içerisinde bize döner. Ve 24 saat içerisinde de gerekli olan cevabı alırız.
Hepsi de övgüyle bahsettiler. Tokalaşırken gerçekten ‘Muhteşemdi.’ dediler. Hatta bazıları, ‘Biz Yeniçerilerinizi tanırız.’ dediler. Güzel, değil mi?
Türkiye’de de biliyorsunuz altılı masa kurdular. Daha kurmadan dağıldı. Bu masa farklı bir masa. Ama biz elimizden gelen her türlü gayreti ortaya koyuyoruz. Bütün mesele masayı sağlama almak. Ama bizim masamız kolay kolay dağılmaz.
Bu motorlarla ilgili konuyu ben Sayın Trump’la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergilediler. İnşallah bir sıkıntı olmayacak.
Bu casus belli konusunu benim milletimin tamamına yakını bilmez. Ne olduğunu sorsan bilmez. Dolayısıyla bunlarla bence hiç milletimizi oyalamaya da gerek yok. Ve bizler de bu konuyu zaten Yunanlı dostlarımıza diyoruz ki, bunlarla ne Yunan vatandaşını ne de bizim vatandaşımızı meşgul etmeyelim. Gelin oturalım, konuşalım, işi bitirelim. Bizim adımımız bu. Ve bu konu her zaman masaya geldiğinde kendilerine bunu söylüyoruz ve yolumuza da bu şekilde devam ediyoruz. Bu casus belli de bu konulardan bir tanesi.
Mavi Vatan konusuna gelince, Mavi Vatan konusu da bizim için çok çok önemli bir konu. Onu sadece denizlerde değil, yeri geldiği zaman da onu özellikle biz kendi içimizde ve kara sularımızda isim olarak da kullanmaya devam edeceğiz.
Hürmüz Boğazı konusunda da bizler özellikle tabii Türkiye olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız ve Hürmüz Boğazı’nın da bir savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz. Bunu başarabilirsek ne mutlu bize.
İçeride olmadığım sıralarda değinilmişse bilmiyorum ama Gazze konusunu ısrarla ben işledim. Üzerinde durdum ve Gazze’yi bir Ortadoğu felaketi olarak görüyoruz. İnşallah bunu da bir an önce sulh-u sükuna kavuşturmamız lazım.
Gerçekten organizasyon çok çok başarılıydı ve bu organizasyonda görev alan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum, kutluyorum. Ve gerek ikramlar, herhalde beğendiniz değil mi ikramları? Gerekse servisler başarılıydı. Bütün bunlar başarılı olduktan sonra bu hizmeti veren arkadaşlara ne diyeyim? Hepsini tebrik ediyorum, kutluyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Takvim demeyeyim ama yani Sayın Trump’la bu konuda mutabık kaldık. Özellikle gerek savunma sanayii gerek ekonomi, bütün bunlarda müşterek çalışma, hatta hatta Türkiye’nin savunma sanayiinde Amerika’ya yönelik adımlar atmasını da aramızda konuştuk. Yani ne olabilir savunma sanayiinde? Özellikle gemi inşa sanayii, bu konuları aramızda görüştük ve adımları da inşallah süratle atacağız. Bu fırkateynler olabilir, bu korvetler olabilir, bu denizaltılar olabilir, bütün bunları aramızda görüştük. Ve Türkiye bunu yapar mı? Türkiye bunu tersanelerinde yapar, bunları yapmaya da muktedirdir.
Tabii bize düşen görev liderlerle bu konuları görüşmek. Bugün yine Alman Şansölyesiyle de bu konuyu görüştük. Tabii şimdi de gerek Von der Leyen’le gerek diğer liderlerle bunları gündeme getireceğiz, konuşacağız. Ve Türkiye’ye 53 yıllık bir beklenti… Bu bir zulümdür. Artık bu zulümden Türkiye’yi kurtarın diyeceğiz kendilerine. Temenni ederim ki artık kapıyı aralarlar. Çalışacağız. Hayırlısı olsun. Kifayeti müzakere diyebilir miyiz?

Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, bugünden itibaren 81 ilde yaygınlaşıyor.
Amaç, çevresel riskleri en aza indirmek. Bu sayede atıklar geri dönüştürülecek, gelecek korunacak.
Depozito iade noktalarına veya depozito iade makinalarına götürülen ürünler için 1 lira depozito iade ücreti alınacak. Daha önce pilot illerde bu tutar 25 kuruştu.
Bugün itibarıyla ürün başına 1 lira ödeme yapılacak. Ödemeler vatandaşların e-cüzdanlarına yüklenecek, sonrasında da isterlerse anlaşmalı bankalardan nakit çekebilecekler. Vatandaşlar ödemelerini anlaşmalı marketlerden de harcayabilecek.
Bugün itibariyle 81 ilde 973 ilçede uygulama başlıyor.

1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde iade noktası olarak hizmet verecek market zincirleri, süpermarketler, bakkallar ve büfeler ile HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeler, iade edilen ve tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek seçecekleri saha operatörüne teslim edecek. Depozitolu içecek satan işletmeler ve HOREKA’ların 1 Temmuz 2026 tarihine kadar dbys.gov.tr üzerinden kayıtlarını tamamlayıp birlikte çalışacakları saha operatörünü belirleyecek.
Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen DOA uygulaması; içecek ambalajlarının doğaya karışmadan toplanarak geri dönüşüm zincirine dahil edilmesini ve yeniden ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor. Sistem sayesinde her yıl yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüme kazandırılması ve ekonomiye yıllık 30 milyar TL seviyesinde doğrudan katkı sunulması öngörülüyor.
.jpg)
2025 yılı şubat ayında pilot uygulama olarak Sakarya’da başlatılan ve Temmuz 2025 itibarıyla “7 Bölge 7 İl” sloganıyla yaygınlaştırılan DOA sistemi kapsamında vatandaşlara iade edilen depozitolu ambalajlar için 0,25 TL teşvik bedeli ödeniyordu. Sistem, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde yeni bir aşamaya geçti, depozito bedeli de 1 TL’ye yükseltildi.
Sistem kapsamında tüketiciler, “DOA” logolu ambalajları iade noktalarına veya Depozito İade Makineleri ‘ne (DİM) teslim ederek ambalaj teşvik bedelini anında alabiliyor. İade edilen her “DOA” logolu ambalajlar için belirlenen 1 TL teşvik bedeli kullanıcıların telefonlarına yükleyecekleri DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdanlarına aktarılıyor.

Vatandaşlar, biriken tutarları diledikleri zaman banka hesaplarına transfer edebiliyor, ATM’lerden nakit olarak çekebiliyor veya alışverişlerinde kullanabiliyor. Böylece geri dönüşüm süreci tüketiciler için hızlı, kolay ve pratik bir deneyime dönüşüyor.
Aidat Borcu Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Davası Nedir?
Kira sözleşmesi kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kira sözleşmesinin iki tarafı vardır. Kiracı ve kiraya veren olmak üzere bu tarafların birbirlerine karşı yükümlülükleri bulunmaktadır.
Kiracının yükümlülüklerinden birisi de aidat ve yan giderleri ödeme borcudur. Sadece kira borcunu değil yan gideri de ödemeyen kiracının temerrüdü sebebiyle kiralayan alacaklı tarafından akdin feshi istenebilir.
Kiracı Aidat Ödemezse Ne Olur?
Kiracı, kiralanın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemek zorundadır. Aksi halde bu giderleri ödemezse kiracı temerrüde düşer.Türk Borçlar Kanununun 341.maddesindeki özel düzenlemeye göre kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmede aksi öngörülmemişse veya aksine yerel adet yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlüdür. Giderlere katlanan taraf bu giderleri ispat edici belgelerin birer örneğini istem üzerine diğer tarafa vermek zorundadır.
Türk Borçlar Kanununun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya kapsamı Türk Borçlar Kanununun 341.maddesinde belirtilen yan giderin muacceliyet(istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi durumda Türk Borçlar Kanunu’nun 314 ve 315.maddelerinde, kullanıma bağlı olarak, kira bedeli veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmeyen kiracının temerrüdü düzenlenmiştir.
İlgili maddeye göre kiracı, kira sözleşmesi imzalanıp kiralanın teslim edilmesinden sonra muaccel hale gelmiş kira bedelini veya yan gideri süresinde ödemez ise kiraya veren, yazılı ihtarda bulunup, bir ödeme süresi vererek bu süre içerisinde ödenmesini ister. Kiracı, verilen ödeme süresi içerisinde borcunu ödemez ise kiraya veren, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya
verilecek ödeme, konut ve çatılı iş yeri kiralarında en az 30 gün, genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde ise en az 10 gündür. Ödeme süresi yazılı bildirimin kiracıya tebliğ edildiği günden itibaren işlemeye başlar.
Görevli Mahkeme Neresidir?
Aidat alacakları ödenmemesi nedeniyle tahliye davasında görevli mahkeme 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Email : av.cerenyanik@hotmail.com
Avukat Ceren Yanık / AVRUPAPRESS
