Son zamanlarda sosyal medyada ve haberlerde gündemden düşmeyen deniz kirliliği konusu, yürek burkan görüntülerle bir süre daha bizimle olacağa benziyor. Özellikle halk arasında deniz salyası olarak bilinen müsilaj ile kaplanan Marmara Denizi için kırmızı alarm çalmaya başladı. İstanbul’da bulunan Su Bilimleri uzmanlarının belirttiklerine göre bu sorun yeni görülmeye başlanan bir problem değil. Daha önce de bu konu hakkında bazı şikayetler ve deniz salyası oluşumu haberleri aldıklarını belirten yetkililer, son zamanlarda ise bu problemin git gide artan tehlikeli bir noktaya vardığını belirttiler. Özellikle Marmara Denizi’nin dönem dönem baş etmek zorunda kaldığı bu problemin ise birçok nedeni var. Öncelikle deniz salyası nedir hangi koşullarda oluşur bu sorulara cevap verelim.
-DENİZ SALYASI (MÜSİLAJ)
Müsilaj kimyasal ve bitkisel unsurların birleşmesi sonucu, birçok bitkinin ve bazı mikroorganizmaların ürettiği yapışkan, koyu kıvamlı ve yoğunluğuna bağlı olarak gözle görülebilen bir maddedir. Denizlerin yüzeyinde kalın katmanlar oluşturabilmesinin yanında derinliklerde de artarak büyük alanlar kaplayabilirler. Denizlerin üstünü kaplayabilmesi için ise aslında birçok koşulun bir araya gelmesi gereklidir. Bazı bitkisel canlıların ve mikroorganizmaların çoğalması, deniz sıcaklığının yükselmesi, mevsimsel düzensizlikler ve tabi ki endüstriyel ve evsel atıkların yarattığı kirlilik sonucu oluşur.
Bu noktada yazdığım başlığa bakıp e bunun birçok doğal nedeni varmış denizlerin katili sadece biz değilmişiz demek maalesef doğru bir yaklaşım olmaz. Yukarda sıraladığım koşulların birçoğunun nedeni doğru ya da dolaylı yollardan biziz. Nüfusun artışına bağlı olarak gelişen bilinçsiz sanayileşme, denizlere boşaltılan çöpler ve kimyasal atıklar tahmin ettiğinizden de büyük bir etkiye sahip. Fabrika atıklarını denizlerimize boşaltmak aslında ben denizime düşmanım demekle eşdeğer, boşaltmasak bile nedeni olduğumuz küresel ısınma, tüm doğaya etkisi olduğu gibi denizlerimizi de etkilemeye devam edecektir. Sudaki ısı ve tuz oranı farklılığı ise dönüp dolaşıp aynı noktada kendimizi bulmamızı sağlayacaktır. Şimdi gelin hep beraber deniz salyasının zararları var mı önlenmezse ne gibi durumlarla karşılaşabiliriz bunu konuşalım.
-DENİZ SALYASININ ZARARLARI
Deniz salyası olarak bildiğimiz müsilajın en büyük zararı su altında yaşayan canlıları kapsıyor. Su üstünde ve altında canlıların yaşam alanını daraltan bu yapı toksin içerebiliyor. Toksinler bazı mikroorganizmaların salgıladıkları zehirli maddelerdir. Toksinin varlığı solungaçlarıyla nefes alan canlılar için büyük bir tehlike nedeni. Marmara Denizi’nde 2007 yılında da görülen deniz salyası biyolojik çeşitlilik açısından çok büyük kayıplara neden olmuştur. Birçok canlı türünün yok olması veya tehlikeyi sezip sularımızı terk etmesi o yıllarda deniz altında türler arası rekabeti ve doğal dengeyi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu koşullara dayanabilen canlılar üremiş ve kontrolü ele almışlardır. 2007 yılı ile günümüzde karşılaştığımız deniz salyası problemini karşılaştırmamız gerekirse, 2007 yılında baş edilen sorunun çok daha büyük olduğunu görebiliriz.
Müsilajın denizin özellikle üst kısımlarında oluşturduğu kalın katmanlar, balıkların denizin üst kısımlarına bıraktıkları yumurtaları ve aynı şekilde yüzeye yakın yaşayan balık türlerini tehlikeye sokmaktadır.
Uzmanlar deniz salyasının insan sağlığına direkt olarak zararının olmadığını belirtiyorlar. Bazı riskli durumları göz önünde bulundurmamız gerektiğinin altını çizerek, insanların deniz salyasının yoğun olduğu bölgelerde denize girmemelerini de tavsiye ediyorlar. Yukarda da bahsettiğimiz gibi içerisinde birçok bakteriyel ve toksin bulunan bu madde ile direkt temastan kaçınmanız gerektiğini bende bir kez daha hatırlatmak isterim.
-DENİZ SALYASI NASIL AZALTILIR VE YOK EDİLİR?
Birçok bilim insanı mevsimin normalleşmesi ve denizin soğumasıyla müsilaj tabakasının yok olacağını öngörüyor. Bunun yanında çeşitli arıtma işlemlerinin de yapılması bu süreci muhakkak hızlandıracaktır. Peki sizce bunlar sorunu kökten halletmemiz için yeterli mi? Gündemimize düşmüyor olabilir ama balıkçılar yıllardır müsilaj oluşumunu bildirmekte ve bununla mücadele etmekteler. Yani bu düşündüğümüzden de büyük ve eski bir sorun.
Deniz salyasını denizin bize uyarı olarak gönderdiğini düşünebiliriz aslında. Kirliliğin boyutu hakkında bize bilgi verip yeter artık dediğini de duyar gibi olmamız gerek. Balıkların karaya vurması içimizi sızlatmalı. Canlıların sularımızı terk ettiğini bilmek üzmeli bizi.
Doğayı talan etmek geleceğimizi talan etmek demek. Bu basit bir doğa olayı aman ne olacak gelip geçer gözüyle bakmamalıyız. Doğa ve insanlık arasındaki savaşı bizler değil doğa kazanmalı. Doğayı kaybedersek insanlığı da kaybederiz. Dünyanın en genç ve bereketli denizi olan Marmara Denizi başta olmak üzere diğer denizlerimizi korumak için kalıcı çözümler bulmalı, kirliliği yok etmeliyiz. Gözümüzün önünde can veren her bir ağaçtan, yok olan her doğa zerresinden ve kirlenen bir damla sudan bile pişmanlik duymalıyız.
İzge Nur Ünal / AVRUPAPRESS
AVRUPA
05 août 2026AVRUPA
05 août 2026AVRUPA
05 août 2026AVRUPA
05 août 2026AVRUPA
05 août 2026AVRUPA
05 août 2026AVRUPA
05 août 2026