Geçmiş bir zamanda anamla sohbet ederken şöyle bir anısını anlatmıştı:
« Köyde ismi lâzım değil bir kadın vardı. Kapı önünde o ve birkaç kadınla beraber sohbet ediyorduk. Çeşmeden elinde kovalarla su almış giden bir kadını işaret ederek « benim nazarım çok değer, şu kadını gözümle yıkarım » dedi. İnanmadık. Bunun üzerine o, bizden çok uzakta olan diğer kadına bakmaya başladı. Düz yolda giden kadının önce ayakları birbirine dolandı sonra da kovalar bir tarafa kadın bir tarafa düştü. Biz hemen koşup kadını kaldırırken o da arkamızdan bize bakıyordu. Odur budur ondan uzak durdum hep. Onu gördüğüm yerde yolumu değiştirdim. »
Atalarımız derler ki « Nazar, deveyi kazana insanı mezara sokar. »
Rasûlullah (sav) efendimiz de « Nazar haktır (gerçektir, doğrudur) » buyurmuşlardır.
Nazar; bir insanın bir şeye kuvvetli bakmasıyla oluşan bir nev’i negatif elektriktir. Karşı tarafta rahatsızlık veren bir etki oluşturur. İllâ kem gözle bakması gerekmez. Kuvvetli bir bakış veya düşünce bile nazar olması için yeterli. O yüzden derler ki « çocuğa en çok anne babasının nazarı değer. » Onlar evlatlarına kötü gözle bakacak değiller ya…!
Nazar değmesi çocuklarda huysuzluk ve ağlama, yetişkinlerde ise baş ağrısı, halsizlik ve esneme olarak kendini gösterir.
Bazı insanların yıldızı düşük olur ve çok çabuk nazar değer. Bu konuda gayet tecrübeli olduğumu onlarca misal vererek anlatabilirim.
Önceleri bana nazar değmesi pek dikkatimi çekmezdi. Fakat Kur’an kursu hocalığına başladığım zamanlarda çok yoğun olarak nazar değmesi hadisesiyle karşı karşıya kaldım.
Bazen ders anlatamayacak hâle geliyordum. Esnemekten gözlerimden yaşlar akıyor, çenem ağrıyor ve ağlamaktan beter oluyordum. Gözümü açamayacak kadar şiddetli başağrısı ve halsizlik de olunca, tüm dayanma isteğime rağmen, bazen talebelerin de ısrarıyla, dışarı çıkıp elimi yüzümü yıkar kendime okur sınıfa öyle dönerdim.
Bu arada onlar da kendi aralarında « hocaya kim nazar etti » tartışması yapar, ben sınıfa girince de « suçlu (!) » kendini ilan edercesine helâllık ve özür dilerdi. Bense onların beni ne kadar çok sevdiğini ve güzel gördüğünü anlatır, gerçeklerin onların zannettiği kadar olmadığını, benim de onlar gibi biri olduğumu söyleyip ortamı yumuşatmaya, mahcubiyetlerini gidermeye çalışırdım. Bir kaç dakika sonra da derse sağlıklı bir tempoyla, kaldığım yerden devam edirdik.
Sanırım insanlar arasına karıştıkça bu gibi sorunlar daha da çoğalıyor. Bendeki artma nedeni de bu olsa gerek.
Daha sonraları sınıfta, genellikle yaşlı, okuması düzgün bir talebe seçiyordum. Ne zaman böyle bir hâl vuku bulsa kadının önüne bir bardak suyu koyup, onun okumasını istiyor, bu arada devam edebilirsem ders yapıyordum. Bazen de onun sesli okumasını söyleyerek varsa bu arada hatalarını da düzeltiyordum:)) Buna rağmen, belki de iyi niyet olduğu için, o suyu içince bir kaç dakika sonra Allah’ın izniyle her şey normale dönüyordu.
Hadi ateistler bunu da açıklasın :))
İster inanın ister inanmayın. Günlük hayatta, kendim ve çevremdeki insanlara ait bu gibi örnekler çok gördüm ve yaşadım.
Bir şeye nazar değmesini istemiyorsanız onu göz önüne çıkarmayın. Paylaşmayın. Özellikle sanal ortamda her şeyini gösteren var. Eşinizi, çocuğunuzu, mutluluğunuzu…. Herkes aynı gözle bakmaz. Ondan sonra da « niye bu çocuk huysuz, niye eşimle aram birden açıldı, niye ben kendimi iyi hissetmiyorum…? » vs vs. Güzel olan her şeyi paylaşmak zorunda değilsiniz. Özeliniz özel, güzeliniz güzel kalsın.
Eğer siz bir şeye nazar değmesini istemiyorsanız; onu görür görmez hemen « maşallah, sübhanallah, tebârakellah » deyin. Allah’ın izniyle bu tesbihler o bakışın etkisini kırar.
Sevdiğiniz bir çocuğu görüp « aaa, ne tatlı çocuk, maşallah » derseniz, geçmiş ola! Nazar değecekse değmiştir. Siz « aaaa » dediğinizde olan oldu. Önce « maşallah » sonra » aaaa, ne tatlı çocuk » deyin.
Nazara karşı nazar boncuğu, at nalı, kafatası gibi şeylere tevessül etmek batıl hatta insanı küfre bile götürecek inanışlardır. Asla kullanmayın. Benim görsel için nazar boncukları resmini koyduğuma da bakmayın, maksadım konuya dikkat çekmek. Bu tür boncuk vs. de bakışı o yöne çekmek, dikkati güzel şeyin üzerinden dağıtmak amaçlı yapılmış ama daha sonra ona başka manalar yüklenerek maksat aşılmıştır. Şimdi bile, çocuğun en görünmeyen yerine çatal iğne ile tuttururlar ki, hiç bir işe yaramaz bilâkis yanlış bir uygulamadır. Nazar boncuğunu kurtarıcı gibi görmek, totem hâline getirmek yanlış. Yoksa evde bardak kırılır « nazar çıktı » denir. Şimdi herkes yanında bardak mı taşısın?! Tencerenin sapı elinizde kalır, yemek yerle bir olur « nazar, nazar » deriz. Anlatmak istediğimiz, nazar vardır, bir şekilde etkisini gösterir fakat kalkan olarak boncuk kullanılmaz. Dualar okunur ve hasedçi insanın şerrinden Allah’a sığınılır.
Her inanışta kötü ruhlar vardır ve onların şerrinden korkulur. Bunun için çeşitli simgeler kullanılır. Zamanla bu simgeler ilahlaştırılır ve kudsiyet atfedilir.
Allah’tan başka ilah kabul etmeyen İslamiyet, yanlış olan tüm inanışları yıkar. Bu psikolojik sıkıntıya karşı da âyetler ve güzel lafızlar getirir. Fakat eski âdet, inanç ve gelenekler bir şekilde el altından sürdürülür maalesef.
Yaratan, neyin ne olduğunu bilmezler mi?!!
Peygamber efendimiz önceleri nazara karşı dualar okurdu. Muavezeteyn ( Felak-Nas) sûreleri nazil olunca, onları okumaya başladı. Özellikle Felak sûresinde « hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden… sabahın Rabbine sığınırım » ibaresi vardır. İlgili kitaplarda bunların tefsirlerini okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Konu hakkında detaylı bilgi almak bu işin ehemmiyeti açısından oldukça önemli.
Bunun yanında, Âyet-el’Kürsî ve Âmenerrasûlü de güçlü bir nazarsavar âyetlerdir. Üç İhlas bir Fatiha fiks zaten. Olmazsa olmaz! Başka nazar duaları, sabah ve akşam okunması gereken dualar da vardır. Aynı zamanda o günün belâ ve musibetlerinden de korur veya hafif geçirir. Manevî faydasının çok olduğuna inanıyorum.
Dün gece, yazılarımı beğenerek takip eden sevdiğim bir ablamla konuşurken « abla maaşallah de, yarın sabah yazacak konu bulamazsam görürsün » dedim. Artık nasıl bir maaşallah çekti ise konuyu akşamdan bulmuşum elhamdülillah :))
Eğer siz de beğeniyor ve takip ediyorsanız bir « maaşallah » demenizi ve hayır dua etmenizi isterim. Böylece karşılıklı müstefid (faydalı) oluruz inşaallah.
« De ki: Ağaran sabahın Rabbine sığınırım, yarattıklarının şerrinden, çöktüğü zaman kararanın (gecenin) şerrinden ve düğümlere üfleyenlerin (büyücülerin) şerrinden ve kıskandığı zaman hasetçinin şerrinden » (Felak/ 1-5)
« De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların hükümdarına, insanların ilahına, sinsice vesvese verenin o şerrinden. İnsanların sinelerine vesvese veren, gerek cinlerden gerek insanlardan. » (Nas/1-6)
Allahım her türlü nazar ve insan şerrinden, kötü bakış, kötü niyet ve kötü insanlardan Sana sığınırız.
Not: « Maşallah » kelimenin aslı Arapça Mâşâ’ellah ما شاء الله « Allah diledi (de bu güzel şey oldu) » okunmakla birlikte Türkçe söyleyişte Ş’den sonra tek bir kısa A kısa olduğu için TDK bu sözün söylendiği gibi yazılmasını uygun bulmuştur. Yâni bu söz « maşallah »tır. Fakat hassasiyet için « maşaAllah » en uygunu olsa gerek.
Seval Aksan / AVRUPAPRESS