DOLAR 45,4098 0.24%
EURO 53,5661 0.56%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 36456891,12%
Ankara
17°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Zamanı Aşan Ses …
1210 okunma

Zamanı Aşan Ses …

ABONE OL
décembre 30, 2025 17:46
Zamanı Aşan Ses …
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Alaeddin Yavaşça’nın ömrü, insanın kalbine usulca dokunan bir Türk musikisi eseri gibiydi… 1 Mart 1926’da Kilis’in dar sokaklarında, taş evlerin arasından rüzgârla taşınan bir türkü gibi dünyaya geldi. Çocukluğu, Anadolu’nun kadim sesleriyle yoğrulmuştu. Daha küçük yaşlarda bile eline geçen her melodi, içinde başka bir dünyanın kapısını aralıyor; sanki kaderi, daha o zamanlardan musikinin izlerini taşıyordu.

 

Gençlik yıllarında hem bilimin hem sanatın izini sürdü. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okurken bir yandan da ruhunun asıl dilini, müziği hiç bırakmadı. Beyaz önlükle insan bedenini, musikiyle ise insan gönlünü tedavi eden nadir insanlardan biriydi. Sonraki yıllarda bir hekim olarak insan acısına dokundu; bir bestekâr olarak ise insanın en derin duygularına…

 

Hocası Münir Nurettin Selçuk’tan aldığı zarafet, Refik Fersan’dan öğrendiği ince üslup, Nuri Halil Poyraz’ın meşk halkalarından süzülen gelenek… hepsi, Alaeddin Yavaşça’nın içindeki seslerle birleşerek bir ömür boyu sürecek büyük bir sanat yolculuğunu başlattı.

 

Sanat hayatı boyunca yüzlerce eser besteledi. Her biri, sanki hayatının farklı bir köşesine dokunan duyguların iziydi. Bazen bir ayrılığın hüznünü, bazen bir kavuşmanın derin nefesini, bazen de insan kalbinin karanlıkta bile ışık bulan yanını anlattı. “Kalbimdeki sızının adı sensin” diyen bir mısrası bile, onun içli, ince ruhunun göstergesiydi.

 

Konservatuvarlarda hocalık yaptı, gençlere sadece nota öğretmedi; musikinin bir edep olduğunu, bir kültür olduğunu, bir nefes olduğunu anlattı. Her öğrencisinin gönlünde bir iz bıraktı. TRT Repertuar Kurulu’nda yıllarca görev aldı; Türk musikisinin temellerine sadakatle bağlı kaldı ama yenilenmeye de kapı araladı.

 

Hayatının en belirgin özelliği ise tevazuuydu. Büyük bir bestekârdı ama bir o kadar sessiz; gönlü geniş ama sözleri ölçülüydü. Sahneye çıktığında sesi hafif bir rüzgâr gibi dinleyenin yüzünü okşar, ama ardında fırtına gibi bir duyguyu bırakırdı.

 

Eşi Ayten Hanım’la paylaştığı sevgi dolu birliktelik ise yaşamının en huzurlu sayfasıydı. O sevgi, bestelerinin arka planında sessiz ama güçlü bir ışık gibi hep var oldu.

 

19 Aralık 2021’de İstanbul’da sonsuzluğa karıştığında, arkasında yüz yıllık bir hatıra değil, yüzyıllarca sürecek bir musiki mirası bıraktı. Çünkü Alaeddin Yavaşça’nın hayatı, sadece bir bestekârın hikâyesi değildi; Türk musikisinin içinde yürüyen bir kalbin, bir ömür boyunca hiç susmayan zarif bir sesin hikâyesiydi.

 

Bugün onun eserleri çaldığında, sanki aynı anda hem hüzün hem şifa hem de asalet yüreğe dokunur. Belki de bu yüzden Alaeddin Yavaşça, Türk musikisinin en derin nefeslerinden biri olarak yaşamaya devam eder…

 

Idil Celiker     /      AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP