DOLAR 45,4098 0.24%
EURO 53,5661 0.56%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 36386900,98%
Ankara
16°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
GELENEKLERİMİZ « KIZILCI » ŞEBETİNİN ELİNDE KAYBOLDU
1609 okunma

GELENEKLERİMİZ « KIZILCI » ŞEBETİNİN ELİNDE KAYBOLDU

ABONE OL
décembre 28, 2025 20:18
GELENEKLERİMİZ « KIZILCI » ŞEBETİNİN ELİNDE KAYBOLDU
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarihlerin dili olsa da keşke bu milleti birleştiren, ayakta tutan ve birlikte yaşamasına vesile olan şeyin başta ne olduğunu tek tek sayıp söylemeye dili olsa. Özellikle de düşman karşısında mücadele verirken bize güç veren birçok sebeplerden biridir geleneklerimiz. Bayramlaşmak, küçüklerin büyüklerinin elini öpmesi. Büyüklerin de onların gösterdiği saygıya karşılık harçlık vermesi. Aile içinde hediyeleşmemiz. Düğünler de beraber halay çekmeyi biz geleneklerimizin bize öğrettiği şekilde abartmadan davranış sergilememizi sağlıyorsak bu geleneklerimize bağlılığımızdan gelmekte. Peki bunların belli bir amacı yok mu? ya da bize bir şeyler anlatmıyor mu? ben bugün 57 yaşıma geldiğim halde bir büyüğümün yanına gittiğimde veya gördüğümde önümü ilikleyerek saygıyla eğilerek elini öpmek isterim. Şimdilerde ise tokalaşmanın moda olduğu bir durumdayız maalesef ki! İnanıp inanmamak sizin bileceğiniz bir iş ama; ben büyüklerimle tokalaşırken utanıyorum. Çünkü biz anne ve babamızdan büyüğümüze karşı saygılı duruş sergilemeyi öğrendik. Çocuklarıma da ayını şekilde bu geleneği sürdürmelerini elimden geldiği kadarıyla aşılamaya çalışıyorum ve çalıştım. Şu an büyükşehirlerin utanma ve hayanın bittiği bir keşmekeş içinde yaşamaya çalışırken, sokaklarda gördüklerim “Bana biz ne yaşıyoruz” dedirmekte maalesef ki. Kimin eli kimin cebinde belli değil. İnsanlar sokak ortasında her türlü hayasızlığı yaparken; bunu “Modernize ederek Medeniyetin temelini bunların oluşturduğunu zannetmekteler. Oysa Avrupalısı ve Ortadoğulusu kendi geleneklerine bağlı yaşayarak ileri ki asırlara taşıma gayreti güderlerken biz ülke olarak geleneklerimizi ve aile yaşantımızı sorgular hale gelerek, “1Allah aşkına hangi devirde yaşıyoruz diyecek kadar benliğimizi unutmuş vaziyetteyiz. Öğretmenini darp eden veya öldüren öğrenciler, sokakta kadınlara işkence yapıp katledenler, anne babasını sırf içki ve uyuşturucu için para vermediği için her gün dövüp söven ve öldüren evlatlar türedi. Bizim ise tek derdimiz var o da “Avrupalı gibi mi Araplar gibi mi yaşayalım derdindeyiz.” Geleneklerimize bağlı kalmayı “AVAM’lık” olarak görenler şunu unutmamalı ki milletleri millet yapan onların geleneksel yaklaşımlarıdır. Bir zamanlar kargalar ile ilgili bir hikâye duymuştum. Kargalar başkalarının yürümesi hoşuna gittiği için devamlı onları taklit etmeye çalışırmış, bu da zamanla kendi yürüme şeklini unutmasına neden olmuş. Yani sevgili dostlarım anlayacağınız, biz-biz olmazsak inanın bu asrın sonunda ne Türklük kalır ne de Kürtlük kalır. Bugün sırf geleneklerini sürdürmeye gayret eden tüm saflığıyla “bir Güney ve Doğu Anadolu insanı kaldı asimile olmayan ve geleneklerinden kopmayan. Onları da çok şükür kendi ellerimizle o insanları ekonomi ve terör belası yüzünden tıpkı 1800’lü yılların sonunda olduğu gibi asimile olsunlar diye zorunlu göçe bu vesileyle zorlamış oluyoruz. Peki bundan kim kazançlı ve karlı? Tabii ki ülkeyi bölmek parçalamak isteyen dış odaklı ülkeler ve hizmetkarları. Din elden gidiyor diyerek yaygara basan muhafazakâr kesim tutuculuğu ve bağnazca düşündüğü için geleneklerimiz « Günah » olarak görüp değerlendirilmekte. Her gelenek onlar açısından şeytani görüldü. Cehenneme insanların gitmesine neden olacaktır denildi. Oysaki, Peygamber efendimiz onların düşüncesinin aksine kamusal alanlar içinde insan ilişkilerine önem veren biriydi. Ne kadar istese de düğünlerde ki yerini almayı, bir türlü fırsat bulamadığı için eşlerini yollayarak düğün sahibine desteğini gösteriyordu. Kendisine Allah dostu diye gösteren, cemaat ve tarikatlar absürt düşüncelerini sorgulamayan alt tabakadaki

« AVAM » denilen biçare kişilik arayış içindeki insanların duygularını sömürüp baskılamayı ve geleneklerimizi törpülemeye devam ediyorlar maalesef. Oysa dinimizi bugüne taşıyan geleneklerimiz değil miydi? Dinimize duyduğumuz saygının temelini oluşturan yegâne güçtür « Geleneğimiz » Geleneğimize karşı muhalif sadece muhafazakârlar mı sanıyorsunuz? Bunun bir de kendisine modernize olduklarından söz ederek medeniyeti sahiplenen, demokrat laik ilerici gören adlarına da « Seküler » diyen ve adlarına da “Aydın” olduklarını iddia eden bu kesimin büyük çoğunluğu gelenekçi olmayı ve geleneklere bağlılık göstermeyi « AVAM’lık » olarak göstererek barlarda kadeh kaldırmayı, kadın erkek bir arada içki içmeyi, kokteyllere katılmayı, flört etmeyi, aradan kısa bir süre sonra da ayrılmayı, kız çocuklarının sevgilileriyle eve gelmesini ve rahat konfor içinde ilişkilerini sürdürdükten belli bir süre sonra da “Anne baba biz birbirimizden elektrik alamadık. Bu yüzden de ayrılmaya karar verdik demeyi modernlik sayıyorlar.” Halbuki sizin gözümüzün önünde yapsınlar ne yapacaklarsa demenizin yerine, çocuklarınıza; “Elbette senin mutlu olmaya hakkın var, doğanın kanunu böyle. Ama!! Önceliğiniz eğitim hayatınızı idame etmeniz başarılı bireyler olarak mesleğinizi elinize aldıktan sonra mantığınızla hareket etmeniz demeleri gerektiğidir.” « Medeni olarak görüştük! Fikirlerimiz uyuşmadı ayrıldık demeyi medeniyet olarak nitelemek de dahil. Avrupai’yi medeni ve modernlik olarak görmekteler. Bunlar gibi düşünmeyenleri de zavallı kuş beyinli “AVAM” olduklarını söyleyecek kadar aşağılık ve insanlar olup bu fikirleriyle aşağılık insanlara dönüşebiliyorlar. Çoğunuzun bildiği ve cuma akşamlarınız belki de vazgeçilmezi olarak gören ben ve benim eşim gibilerin hayranlıkla izlediği (Zorunlu olarak) veya eşleri seyrettiği için kendisini mecbur gören benim gibilerinin izlediği « Kızılcık Şerbeti » dizisini izlerken bu yazıyı da yazmaya karar verdim. Oradaki bir oyuncunun Türk gelenekçi toplumunu rolü gereği de olsa “AVAM’lık” olarak nitelendirmiş olmuş olması içimi acıttığı için yazmaya karar verdim. Bilmiyorum örnek bir filim mi değil mi? ama RTÜK en ufak bir şeyde istediği kanallara ceza vererek kapatmaya kadar giderken; neden bu filme göz yumuyor devam etmesine anlamış değilim!!!… Gerçekten ibretlik olsun diye TV de film izletmek niyetindelerse yapımcılar, ahlaki, kültürel ve eğitsel filmlere yer versin ki insanlar geleneklerine unutup ’ta elin yabancıların örf adetlerini yönelip özenmesinler. Çünkü biz ne Araba benzeriz ne de Avrupalılara benzeriz. Bizi büyüten bin yıllık serüveni tek bir nedeni var o da birlik beraberlik içinde sırt sırta vererek dirsek teması içinde olmamızdır. Kırşehir yöresinin insanın güzel bir sözü vardır; « Oturdukları ahır sekisi çığırdıkları İstanbul türküsü » diye. Bu filmdeki oyuncu tayfası rollerinin hakkını verdiklerine eminim. Ama senaristi yazarı bu filmi hayata geçirirken insanların yumuşak olan bam teline dokunulmaması gerektiğini hiç düşünmüyorlar mı? bizim bu fantezilerden sıyrılıp Avrupa’ya olan hayranlıklarını gördükleri rüyalarında bir an önce uyanmasına yarar olacağı kanaatindeyim. Eğer gerçekten de benzeyeceklerse; teknolojisi ve eğitimiyle ilgilensinler. Yoksa bulunduğumuz coğrafya da asimile olacak tek millet olacağımız unutulmasın… Saygılarla.

Davut Izol       /       AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP