Devletin Gözü Rahimde
Gittikçe kötüye gidiyoruz. Belki bu cümle kulağa fazla karamsar geliyor ama bugün karşıma çıkan haberler, bu karamsarlığın ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi. Çünkü artık bir kadının memur olabilmesi için kaç çocuk doğurduğu sorgulanıyor; evlilik kredisi çekenlerin borcu, çocuk yaptıklarında siliniyor. Açıkça görülüyor ki bireylerin hakları, özgürlükleri ve gelecekleri, doğurdukları çocuk sayısına endekslenmiş durumda.
Bu yaklaşım, modern bir devlet anlayışından çok uzak. Toplum mühendisliği artık kâğıt üzerinde değil, gündelik hayatın içinde şekilleniyor. Kadınlara ‘annelik’ üzerinden bir rol biçiliyor ve bu rol, ekonomik teşviklerle dayatılıyor. Oysa gerçek özgürlük, bireyin kendi yaşamı hakkında kendi kararlarını verebilmesidir. Doğurmak da evlenmek de bir tercih olmalıdır; şart değil, mecburiyet hiç değil.
Peki bu politikaların amacı ne? Nüfusu artırmak mı? Aile kurumunu güçlendirmek mi? Eğer bu yöntemlerle toplumun yapısı güçlenecekse, neden hâlâ kadın cinayetleri, ekonomik güvencesizlik ve eğitimde eşitsizlik bu kadar yaygın? Gerçekler ortada. Kadınlar istihdama katılamıyor, gençler gelecek kuramıyor, aileler borç içinde. Ama çözüm olarak önerilen şey, bir çocuk daha yapmak. Hatta iki değil, üç…
Devletin görevi, bireyin yaşamına müdahale etmek değil; eşit fırsatlar yaratmak, güvenli ve adil bir yaşam ortamı sunmaktır. Kimin kaç çocuk doğuracağıyla değil, o çocukların nasıl bir ülkede büyüyeceğiyle ilgilenmelidir.
Çünkü insan hayatı, istatistiklerden ibaret değildir. Hele de kadınların bedeni, devlet politikalarının pazarlık konusu hiç değildir.
Halime Önen / AVRUPAPRESS