DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34001500,48%
Ankara
15°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
EMİRDAĞ’IN 36 UZUN GÜNÜ
2230 okunma

EMİRDAĞ’IN 36 UZUN GÜNÜ

ABONE OL
septembre 18, 2024 20:42
EMİRDAĞ’IN 36 UZUN GÜNÜ
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Agustos yaz mevsiminin son ayıdır. Orak ayıdır, alın terinin damladığı emeğin devşirildiği harman yeridir. Olgun başak tanelerinin toplandığı, hasadın, bolluk ve bereketin ayıdır. Rabbimin bağışıyla toprağım comertliğini sunduğu bu ayda bin bir zenginlik insanın emrine verilir.
Tarum ve hayvancılıkla uğraşan tophumlarım emek verip sonucunu bekledikleri ümitlerin ayıdır, « harman sonunda yapılan düğünlerin, ödenen borçların vaktidir. Yiğitlerin şükür niyetine toprağa diz vurup emek nasırlı avuçlarım Tanrı’ya açmalarıdır.
Az olanın çoğaldığı, zayıf olanım güçlendiği zamanın adıdır Ağustos. Yil, yıldan köm gelmeye başladı. Tarlaları karasabanıyla deşeleyen oğullar uzak
memleketlere gitti. Analar dövündü, babalar acılaruu içlerine akıttı.
Şimdi takvimler 1921 yılını gösterirken bu karanlık istila ufuklara niçin çökmektedir? Oysa oğullar uzak vatanları kurtarmaya, savunmaya gideli beri bozkır yalnızlığındaydı yürekler ve o yüreklerden taşan türküler, ağıtlar..
16 Ağustos 1921 günü Kurban Bayramı’nın ilk günüydü. Bayram, sevinçlerin paylaşıldığı günlerdi. Oysa bugün sadece acılar vardı gözyaşlarında. Çaresizlik, umutsuzluk kol geziyordu Aziziye’nin tozlu yollarında.
Kara Yunan topuyla tüfeğiyle gelmişti kara günde. Dağlar yastaydı, ovalar suskunlukta. Koca vatan baştan başa bir ham hayålin esiri yapılmak istiyordu. Bu zulme baş eğemezdi Aziziye’nin yiğit halkı, razı olamazı esaretin kanı zincirlerini
boynunda taşımaya. Silkindi, titredi kahraman halk. Emir dağlarından indi Mürettep Tümen,
Karakeçili’nin son serdengeçtileri.
Bu topraklarda yabancı bir soluk dolaşamazdı. Özgürlük ve bağımsızlık bu halkın temel değerlerindendi. 16 Ağustos 1921’di o gün, yiğitliğin Oğuz savaşçılarından miras alındığı
emanetin gereğini yerine getirmenin vaktiydi. Su kopan fırtına Türk ordusudur Yärabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur Vårabbi! Tá ki yükselsin ezanlarla müeyyed nämin
Gaalib et, çünkü bu son ordusudur Islam’ın.
Duaların, zaferin müüjdesini vermeye yakın olduğunun ışıltısını taşıyordu gözler. Dört gün boyunca, Kara Yunan’ın askerleri yok edildi, cephanesi infilak ettirildi. Sonra… Sonra yeniden geldiler. Yeniden yakıp yıktılar. Çarşı Camii’ne topladıkları halkı
Eylül ayı gelmişti, mevsim sararmaya başlamıştı kara toprağın dallarında. Eylül, hüzünlerin ayıydı. Ama şimdi bir şahlanış başlamıştı Sakarya’da.
yakmak istediler. Vazgeçtiler, alıp götürdüler Sakarya’ya doğru
Sakarya ey güzel nehir, seusin büyük zaferlerin adı, kahramanlıkların yurdu.
Takvimler 22 Eylül 1921’i gösterirken Kara Yunan yenilginin acısını alıyordu masum halkın malından canından. 36 uzun gündü işgalin zorlu yokuşlarında yaşamak. İşgalin kara lekesini alıp göttürmüştü sert
esea poyraz Şimdi bu 36 günün hüznünü ve zaferle biten somicumı yaşamak, yaşatmak ve her 22 Eylül’de hatırlamak, hatırlatmak bir vefa değil midir?
Ahmet Urfali     /     AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP