DOLAR 44,1949 0.16%
EURO 50,6527 -0.59%
ALTIN 7.167,31-0,53
BIST %
BITCOIN 31773892,31%
Ankara
12°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
İŞ DÜNYASI, ÇATIŞMA, MOBBİNG
1027 okunma

İŞ DÜNYASI, ÇATIŞMA, MOBBİNG

ABONE OL
mars 19, 2023 19:17
İŞ DÜNYASI, ÇATIŞMA, MOBBİNG
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mobbing.. bu ifadeyi duymayan, öyle ya da böyle bilmeyen yoktur herhalde. Yine de kısaca ne olduğunu belirteyim. Çalışanların, iş yerinde insan onuruyla bağdaşmayan, tavır, haraket ve tacize maruz kalmasıdır.

İş dünyasında şirketlerin hedefi, bulunduğu sektörde en iyiyi, mükemmeli yakalamak, sürdürülebilir olmak ve her geçen yıl, bir öncekine göre daha başarılı olmaktır. Bu sayede kazancını katlar, müşterilerine daha iyisini, kalitelisini verir, güven ve itibar kazanır. Tüm bu başarıları ise şirketinde birlikte yola çıktığı çalışanlarıyla birlikte, yenilikleri takip ederek, teknolojiyi yakalayarak ve geliştirerek yakalar. Şirketler bir ekip işidir, başarıları ise ekipler elde eder. Yapılan her işte bir maliyet, emek ve çaba söz konusudur. Ortaya çıkan ürün, hizmet ne ise minimum maliyetle, çok çalışma ve emekle elde edildiği için doğal olarak çalışanlarda bir stres, baskı olabilmektedir. Ekipte birbirinden farklı birey ve kişiler biraraya geldiği için, görüş ayrılığı, fikir çatışması olabilir. İşte bu nedenle, ekibin başında bulunan lider/yöneticinin önemi büyüktür. Gerçi bunun nedenini de çoğumuz biliyoruz ama ben hatırlatmak amacıyla tekrar yazacağım.

Hemen herkesin lider/yönetici olmak için, bir projenin, ekibin başına geçmek için can attığı bir süreç vardır. Bir çoğumuza göre statü ve prestij kazanmak, başarıyı elde etmek anlamına gelir. Doğru, bir noktaya kadar öyledir de. Ancak lider/yönetici olmak ciddi sorumluluk isteyen, liyakat gerektiren, hızlı aksiyon almak zorunda olduğunuz, iletişimin kuvvetli olduğu, agresif davranmadığnız, en önemlisi ise ekibinizde bulunan herkese adil davrandığınız bir pozisyondur. Ekipte yapılan işlerin yetişmesi, çarkların dönmesi için birtakım prosedür ve standartlar belirlenir, herkesin ona göre hareket etmesi istenir. Bu gayet normal, disiplin ancak bu şekilde sağlanır. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var ki, ekipler her zaman birbirinden farklı birey ve kişilerden oluştuğu için hepsinin kendine göre bir çalışma, iş yapış şekli vardır. Detaylara dikkat eder, hızlı hareket eder, iletişimle çözer, saatlerce düşünür ve birden çözüme ulaşır vs. Lider/yönetcinin bunu incelemesi, ekibi tanıması, onlarla bağ kurması ve ona göre hareket etmesi gerekir. Ekipte herkesin birbiriyle çok iyi anlaşmasını, illa sevmesini gerektiren bir koşul da söz konusu değildir. Ancak aynı hedef için çalışıldığından bireylerin birbirine saygı duymaları önemlidir. Ekip içinde herhangi sebepten oluşan fikir ayrılıkları ve çatışmalar, koşullar ne olursa olsun açık ve net konuşulmalıdır. Özellikle lider/yönetici bu ortamı oluşturmalı. Çalışanlar özgür şekilde düşünce, sıkıntı ve önerilerini dile getirebilmelidir. Gerektiğinde ekibe karşı, gerekiyorsa lider/yönetici ile birebir konuşabilmelidir. Bu davranış karşılıklı saygıyı, sevgiyi ve güveni güçlendirmektedir. Çalışanların kendilerini değerli hissetmelerini sağlar.

Bu belirttiğim noktalara dikkat etmek, aslında hiç zor değil. Fakat birçok şirkette, şirketin imajını güçlü tutmak, çalışanlarına değer verdiğini dışarıya göstermek, hizmet verdiği müşterilerin önemine değinmek için bir sürü tanıtım yapılır, etkinlik düzenlenir. Şirketler yılların firması olabileceği gibi yeni adım atan klasik yapıda çalışmayan şirketler de olabilir. Karşıdan bakıldığında albenisi fazla, herkesin çalışmayı düşlediği, kurumsal olduğunu düşündüğünüz kariyer yapabileceğinize inandığınız bir şirket de olabilir. Kurumsal şirket diyoruz değil mi…? Böyle bir şirketin, oturmuş kurallarının olması, kurumsal hafızaya sahip olması, kendisini sürekli yenileyebilen, çalışanların, tecrübe ve deneyimine göre rol aldığı , hedeflerinin peşinde koştuğu, birbirine kenetlenmiş, bunca işin arasında özel hayatınıza da saygı gösteren bir yer olması gerekir. İnsanca kalıplar içinde düşününce olması gereken budur zaten. Şirketler robotlar, makineler ve binalardan ibaret değildir. Onları değer haline getiren çalışanlardır. Lider/Yöneticiler de nihayetinde çalışandır.

Şirketlerin, şirket içindeki çatışmaları farketmeleri, bu çatışmalar nedeniyle şirketin gelişmesinde rol oynayan çalışanlarını kaybetmemeleri gerekiyor. Hiçbir çalışanın kolay yetişmediği gibi, şirket değerleri de kolay elde edilmiyor.

İş dünyası tüm bunları görüyor, biliyor, fakat, başarı, kariyer hedefi, egoları ve hırsı her zaman ön plana alıyor. Yaptığımız işlerde, projelerde sürekli çatışma halinde oluyoruz ve her koşulda kendimizi haklı görmeye çalışıyoruz. Farklı bakış açılarına, düşüncelere, önerilere, eleştirilere kulaklarımızı tıkıyoruz. Ben daha iyi bilirim, daha iyisini bulurum, farkederim mantığıyla yaklaşıyoruz. Ekipten biri, lider/yönetici farketmez, bir noktayı belirttiğinde ya yargılıyoruz, ters düşüyoruz, görmezden geliyoruz. O kişiyi düşüncelerimizde bir nevi düşman belirliyoruz. Ayağını kaydırmak için her türlü yola başvuruyoruz. Bu davranışların ne kadarı profesyonel yaklaşıma sığar. Onu düşünmek lazım.

Bir paragrafa özet olarak sığdırdığım durum, ister küçük çaplı, ister büyük çaplı olsun, bir çok şirkette yaşanan ve çalışanları her şekilde yoran, tüketen bir sorun. Bir kısmı, yaşananlardan yorulunca o şirkette daha fazla çalışmanın anlamsız olduğuna karar vererek ayrılıyor, bir şekilde kendi yolunu çiziyor. Bir kısmı duruma sessiz kalmayarak hakkını savunarak çözüme ulaşmaya çalışıyor. Bir kısmı ise ya sağlığından ya da hayatından oluyor. Konu üzerine psikologlar, koçlar, eğitmenler her şekilde eğilerek çalışanlara yol arkadaşı, destek olup, yalnız olmadıklarını anlatmaya çalışıyorlar. Birçok noktada başarılı da oluyorlar.

Aslında farketmemiz gereken nokta şu. Hayatımızı sürdürebilmek için çalışmamız, iş dünyasında bir şekilde bulunmamız kaçınılmaz. Kendi özümüzde çok değerli olduğumuzu bilmek, akıl, ruh ve beden sağlığımızı her konunun önünde tutmak, herşeyin gelip geçici olduğunu bilerek anda kalarak çalışmak. Kontrol edebileceğimiz noktalar olduğu gibi, kontrolümüzün dışında olan noktalar da var. Bizim için önemli olan kontrolümüzde olanların bilince elimizden gelenin en iyisini yapmak.

 

Funda Salk    /    AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP