DOLAR 45,0751 0.04%
EURO 53,0172 0.22%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34741830,31%
Ankara
14°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
ŞİDDET…..
2059 okunma

ŞİDDET…..

ABONE OL
avril 22, 2025 21:23
ŞİDDET…..
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu araştırma, ‘Sağlık Hizmeti Sunumu Sırasında Çalışanlara Yönelik Şiddetin Nedenleri ve Çözüm Önerileri’ başlıklı araştırmanın devamı niteliğindedir.

Şiddet, gerek hukuken gerekse toplumu düzenleyen diğer kurallar açısından istenmeyen, onaylanmayan, olumsuz karşılanan ve kınanan bir davranış biçimidir. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmelik’in 3. maddesinin n) satırına göre şiddet kamusal, toplumsal veya özel alanda meydana gelen, kişinin fiziksel, psikolojik, cinsel ya da ekonomik yönden acı çekmesi veya zarar görmesine yol açan ya da yol açabilecek eylemleri, tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini de kapsayan fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik her türlü eylemlerdir. 1

Sağlık hizmeti sunumu sırasında görülen şiddet olayları, her alanda meydana gelebileceği gibi, her şiddet türü açısından da ortaya çıkabilecektir zira hizmet, yaşamın her alanında sunulmaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre, meydana gelen şiddetin %24,4’ünü fiziksel, %42,5’ini ise fiziksel olmayan şiddet oluşturmaktadır. Fiziksel olmayan şiddetin ise, %57,6’sını sözlü taciz, %33,3’sini tehdit ve %12,4’ünü de cinsel taciz meydana getirmektedir. 2

Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelebilecek ekonomik şiddetle ilgili duruma geçmeden önce, bir hususun belirtilmesi gerekir. Araştırmada ifade edilen taraflardan kasıt, hizmet sunumu sırasında muhatap olan sağlık çalışanları ve hastadır/ hasta yakınlarıdır dolayısıyla meydana gelen şiddetin taraflarıdır. Aslında hizmet sunumunun tarafları, özel sağlık kuruluşlarında işveren ile hasta/ hasta yakını, kamu sağlık kuruluşlarında ise, hasta/ hasta yakını ile dar anlamda Devlet (yürütme) diğer bir deyişle idaredir.

Kamu sağlık kuruluşlarında meydana gelen şiddet olayının muhataplarından olan hasta/ hasta yakını, eylemini ortaya koyarken sağlık çalışanına, emeği sonucu elde ettiği kazancın kaynağının kendisi olduğunu, bu nedenle de taleplerini karşılamak zorunda bulunduğunu belirterek, yüksek sesle ve hiddetle, sağlık çalışanına baskı uygulayabilmektedir. Özel sağlık kuruluşlarında da belirli bir hizmeti alma konusunda ilgili sağlık kuruluşuyla anlaşan hasta/ hasta yakını, hizmeti sunan sağlık çalışanına taleplerini iletirken sınırları aşan bir tutum ve davranış sergileyebilmekte çalışanı, adeta her uygulamasında yönlendirerek ve mesleki uygulamalarına müdahalede bulunarak, çalışan üzerinde baskı ve üstünlük kurabilmektedir. Gerekçe olarak da hizmetin karşılığını parasal olarak fazlasıyla yerine getirdiğini ifade etmektedir.

Hangi tür sağlık kuruluşu olursa olsun; ilgili düzenlemede (HHY m. 42) ve diğer düzenlemelerde de (Türk Borçlar Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) belirtildiği gibi, görevini/ yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmeyen sağlık çalışanlarına/ sağlık kuruluşlarına karşı, hastanın/ hasta yakınlarının şikayet, müracaat ve dava

hakları vardır. Elbette, hastalar/ hasta yakınları haklarını hiç veya gereği gibi elde edemediklerinde talep, şikayet veya dava açma haklarını kullanabilirler, bunlar hukuka uygun eylemlerdir. Ancak hiçbir hastanın/ hasta yakınının sağlık çalışanlarına karşı, onur kırıcı, rencide edici, küçümseyici davranışlarda bulunarak şiddet uygulamaya, çalışanların kendi iradeleriyle görevlerini yerine getirmelerine engel olmaya hakları bulunmamaktadır. Bu konuda, sağlık kuruluşları yöneticilerinin net tavırları/ politikaları olmalı yöneticiler, aradaki ince çizginin aşılmasına müsaade etmemelidirler. Gergin ortam, çalışanın hata yapmasına da zemin hazırlar ve içinde bulunduğu olumsuz ruh halini çevresine de yansıtır. Hasta/ hasta yakını ve sağlık çalışanı, ortak amaçlarına en kısa sürede ulaşabilmek için (hastanın sağlığına kavuşması), saygı ve nezaket kuralları çerçevesinde iletişim kurmalıdırlar.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise şiddet, bir kişinin kendisine, başka bir kişiye, bir gruba veya bir topluluğa karşı, yaralanma, ölüm, psikolojik zarar, gelişme geriliği ya da yoksunluk ile sonuçlanan veya yüksek sonuçlanma potansiyeli içeren, fiziksel kuvvet ya da gücün korkutarak veya fiili olarak kasıtlı kullanımıdır. 3 Sağlık çalışanlarına yönelik şiddette, bir kişiye, hizmeti sunan bir gruba (ekibe) veya bir meslek grubuna karşı da şiddet olabilmektedir. Tanımda dikkati çeken ayrıntı şiddetin, buna sebep olan kişinin kendisine de şiddet uygulaması, sonucunda zarar görmesi veya görebilecek olmasıdır. Nitekim yakın bir zaman önce gerçekleşen şiddet olayında, bir kamu sağlık kuruluşunda saldırgan, önce sağlık çalışanlarını silahıyla vurarak öldürmüş, daha sonra da silahı kendi başına dayayarak canına kıymış, intihar etmiştir. 4 Şiddet gerek eylemin kendisi gerekse sonuçları bakımından ilgili herkesi maddi ve manevi olarak zarara uğratmaktadır. Saldırgan yalnızca kendisine şiddet uygulamış olsa bile hem kendisine, yakınlarına hem de topluma zarar verir zira eylemin, toplum açısından da olumsuz manevi sonuçları vardır.

Şiddet, bir halk sağlığı sorunudur. 5 1996 yılında gerçekleştirilen 49. Dünya Sağlık Toplantısı’nda, şiddeti önemli ve giderek artan küresel bir halk sağlığı sorunu olarak kabul eden karar ilan edildi. Karar, şiddeti önlemeye yönelik halk sağlığı bakış açısından yola çıkılarak, bilimsel metotlarla eyleme geçilmesini içeriyordu. 6 2019 yılında yayımlanan, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Şiddetin Önlenmesi Çalıştayı Raporu’na göre, şiddet ile ancak bütüncül ve süreklilik yaklaşımı ile baş edilebileceği belirtilmiştir. Bu amaçla çözümünde, hukuk, sosyoloji, psikoloji, din, felsefe, istatistik, siyaset, ekonomi gibi alanlara ek olarak manevi değerlerden de yararlanılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. 7 Şiddet sorununun çözümü tüm disiplinleri ilgilendirir.

Şiddet, her insanın özünde bulunan saldırganlık duygusunun kapsamı içerisindedir 8 ve kontrol edilmesi elzem bir olgudur, kontrolü mümkündür. Bireyin davranışlarında meydana gelen, genetik yapı ve çevresel faktörlerin etkileşimi ile birlikte yaşam tarzının da neden olduğu epigenetik değişiklikler, kişiye özgü davranış kalıplarını oluşturmaktadır 9 dolayısıyla çevresel etmenler şiddeti önlemede önemli rolü üstlenmiştir.

Çevresel etmenlerde, eğitimin ilk ve en önemli basamağını aile oluşturur. Örnek ebeveynler, eğitimde en etkili araçlardır. Aile içi şiddete tanıklık eden veya maruz kalan çocukların, bu durumları yaşamayan çocuklara göre daha saldırgan bir kişiliğe büründüğü bildirilmiştir. 10

Bireyin içinde bulunduğu toplum da en az aile faktörü kadar etkilidir. Aile ve topluma yönelik farkındalık ve davranış eğitimleri, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti engellemede birincil önlemlere (uzun vadeli) dahil edilebilir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın önderliğinde, Sağlık Bakanlığı, Sivil Toplum Örgütleri, ilgili diğer kamu kuruluşları ve medyanın da

desteğiyle gerçekleştirilen uygulamalar göz geçirilebilir ve pratik olabilecek, yüksek yararlı yeni eylemler hayata geçirilebilir.

Aile ve toplum öyle eğitilmelidir ki bireylerin düşünce, inanç ve davranışlarında, açık bir istek olmaksızın (uyulması gereken zorunlu bir kural) gönüllü olarak olumlu bir değişiklik meydana getirebilmelidir. 11 Davranışların nedenleri, sonuçları açık ve somut bir şekilde ortaya konulmalı, geliştirilen alternatif çözümler de yine neden ve sonuçlarıyla somut bir şekilde bireylere/ topluma aktarılmalıdır.

Sağlık hizmeti sunumuyla ilgili örnek olarak hemşire, servise yatışı yapılmış bir hastasına A ilacını uygularken, ilacın ne için uygulanacağını, yan etkilerini, uygulanmasını istemediğinde yaşanabilecek sıkıntıları hastasına ilettiğinde hasta kural olarak, ilacın uygulanmasına yönelik sorumluluk ve hassasiyeti üzerinde taşıyacak ve sürece destek olacaktır. Diğer bir örnek, vücut savunma sistemi baskılanmış bir hastayı ziyaret etmek, hastanın hekimi tarafından belirli bir süre yasaklanmıştır. Hastanın yakınlarına, yasağın sebebi/ sebepleri, kurala aykırı davranıldığında ortaya çıkabilecek sağlık sorunları, özellikle de enfeksiyona bağlı gerçekleşebilecek ölüm sonucu açık bir şekilde aktarıldığında, ilgililerin sürece uyumu kolaylaşacaktır. Sebep ve sonuçlarıyla yeterli bilgilendirilmek ve uygun davranışı/ davranışları yine sebep ve sonuçlarıyla göstermek çok önemli bir konudur.

Hastanın/ hasta yakınının, şiddetin meydana gelmesinde sahip olduğu dezavantajlar; hizmetin organizasyonuna ve sunumuna ilişkin yeterli bilgi sahibi olamama, içinde bulunulan zorlu psikolojik durum, toplum tarafından sağlık hizmeti sunumu ve çalışanlara yönelik oluşturulmuş olumsuz önyargılar ve genelleme yapma (sağlık çalışanlarına karşı), kişisel ve ailevi sorunlar, şiddetin sıkça yaşandığı bir ailede yetiştirilmiş olma, mevcut bazı hastalıklar (nörolojik, psikolojik rahatsızlıklar vs.) olumsuz sonuca zemin oluşturabilmektedir. Toplum, olumsuz önyargının oluşmasına sebep olmuş, sağlık çalışanları da dahil herkestir.

Sağlık çalışanlarının şiddetin meydana gelmesinde sahip olduğu dezavantajlar; hizmetin doğası gereği yoğun strese maruz kalınması, mesleki riskler (enfeksiyon bulaşı, ortopedik sorunlar vs.), artan iş yükü, iş ortamında yaşanabilecek ayrımcılık veya bu konuda yöneticiye güvenmeme (yaşadıkları/ yaşananlar nedeniyle gelişen olumsuz önyargı), özlük haklarının tam olarak elde edilememesi, toplum tarafından oluşturulmuş olumsuz önyargılar ve genelleme yapma (hasta ve hasta yakınlarına karşı), kişisel ve ailevi sorunlar, şiddetin sıkça yaşandığı bir ailede yetiştirilmiş olma, mevcut bazı hastalıklar, kendisinden mesleki niteliği sebebiyle aile ve çevresel beklentilerin fazlaca olması/ fedakarlık (mesai saatleri dışında talepler) şiddet eylemlerinin oluşmasında etkili olabilmektedir.

KAYNAKÇA

1. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmelik, 2016.

2. Jianxin Liu ve Diğerleri, ‘Prevalence of Workplace Violence Against Healthcare Workers: A Systematic Review and Meta-Analysis’, Occupational and Environmental Medicine, 76(12), 2019, s. 927.

3. WHO, Violence Prevention Alliance, Definition and Typology of Violence, https://www.who.int/groups/violence-prevention-alliance/approach (06.08.2022). 4. Ekrem Karakaya Cinayeti, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ekrem_Karakaya_cinayeti (10.08.2022).

5. Alison Rutherford ve Diğerleri, ‘Violence: A Glossary’, J Epidemiol Community Health, 61(8), 2007, s. 676.

6. Iona Heat, ‘Treating Violence As A Public Health Problem’, BMJ, 325(7367), 2002, s. 726; World Health Organization Global Consultation On Violence and Health. Violence: A Public Health Priority. Geneva, WHO, 1996.

7. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Şiddetin Önlenmesi Çalıştayı, https://www.tihek.gov.tr/siddetin-onlenmesi-calistayi-sonuc-bildirisi/ (09.08.2022).

8. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Her Yönüyle Şiddeti Değerlendirdi, https://uskudar.edu.tr/tr/icerik/4277/prof-dr-nevzat-tarhan-her-yonuyle-siddeti-degerlendirdi (10.08.2022).

9. Duygu Onur Cura, Tufan Çankaya, ‘Genetik Faktörlerin Şiddet Davranışı Üzerine Etkisi’, DEÜ Tıp Fakültesi Dergisi, 31(2), 2017, s. 100.

10. Zeliha Sağnıç, Selim Karyelioğlu, ‘Aile İçi Şiddet ve Çocuk: Çocukların Aile İçi Şiddet Deneyimleri’, İmgelem Dergisi, 4(6), 2020, s. 103. 11. Ali Dönmez, ‘Sosyal Etki’, https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/sosyal_etki (13.08.2022).

 

Uzm. Hemşire Mehtap Tekin   /   AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP