Ülkede, ilk tutuklanması 1930 dan önce Namık Kemal in. O günkü Rusya’ dan silah ve tenekeler dolusu altın yardımı alınıyor. Mustafa Suphi diye de aranabilir bunlar. Sabahattin Ali nin ilk tutuklanması ve Sinop Cezaevi nde yatması, Aldırma Gönül Aldırma ŞİİRİ ni yazdığı dönem de Atatürk zamanında… Dönemin sol görüşlü kişileri, 1917 nin örnek alınıp, sosyalist bir devlet kurulacağını zannederek, o günkü Rusya’ dan silah ve para desteği alıyorlar ki Çerkez Ethem ve Abisi Reşit ya da Raşit de sosyalizm kurulacak diye birçok isyanı bastırıyorlar. Mustafa Kemal ve arkadaşları ile ortak hareket etmeden önce verilen sözlerin tutulmadığını, sosyalizmin tam karşıtı olarak kapitalist, tek partili sözde demokrasili bir siyasi sistem dayatıldığını anlayan Çerkes Ethem, daha sonra Nazım Hikmet in de kaçacağı gibi bu topraklardan kaçmak zorunda bırakılıyor…
Devletin kendisini yasal olarak aklamasına rağmen Ürdün’ den geri gelmiyor ve anılarını yazdığı kitabında da bunlara tek tek değiniyor. (Ne hikmetse reklamlarla övünülen İngiliz Shell in de bu ülkeye girdiği dönem 1923 tür.) Okyanus ötesinde, demokrat ve cumhuriyetçiler olarak iki siyasi partiyle kurulu demokrasili cumhuriyet siyasi sistemi, Yunan dışındaki ülkelerle yapılmış anlaşmalar sonucunda, sınırları belirlenmiş bu topraklara, tek parti ile kuruluyor. Solcu ve sosyalist olup ülkeden kaçamayanlar ise ya hapsedilip ýa da öldürülüyor.
Oysa ülkenin kurtuluşu için gerçekte siyasi sistem, sosyalizm olmalıydı, uyduruk bir demokrasili cumhuriyet sisteminin ülkeyi getirdiği durumları beraberce gördük. İnanmak istenmese de bugün şikayet edilen konular, o, bu, şu yüzünden değil, bu siyasi sistemin kendisi yüzünden! İktidar olanların hepsi sahte demokrasili cumhuriyet sayesinde, eğitimsizleri inandırıp iktidar olmadı mı?
Bu sahte demokrasili sistemde, verilen tüm oylar, aynı yere gitti, gidiyor, gidecek! Örneğin, 1950 öncesi demokrasi vardı da Sabahattin Ali, Nazım Hikmet niye hapsedildi veya 1980 öncesi, Deniz Gezmiş, demokrasi olmadığı için mi idam edildi?
Zor mu bu soruları sorup, yanıtını arayıp bulmak? Niye kişilerle uğraşılıp duruluyor?
Uyduruk demokrasili cumhuriyet sisteminde, şimdi ülke olarak, yutulmamış mı olduk?
Tam aksine, bu demokrasi sayesinde ülkeyi yutanların sayısı, artık hiç mi hiç belli değil!
Bu sistem bırakın Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Deniz Gezmiş gibi kişileri, olduğu ülkelerin yüzde doksanını löp löp yutuyor… İnsanlar, sözde demokrasi ile kendilerine dayatılmış ve ezberletilmiş o kitabi bilgilerle yollarına devam etmek zorunda kalıyor, çünkü sorgulamıyorlar! Oysa soru çok basit, 1920 ve 1930 lu yıllarda NAZIM HİKMET ve SABAHATTİN ALİ, niye HAPİSTE? Dersimliler bombalanmayı hak edecek, çocukları ellerinden alınıp, tanımadıkları ailelere gönderilip verilecek kadar, kapitalist bir devlet sistemi kurmak isteyen kişilere ne yapmış olabilirler?
Kapitalist demokrasili bu sistemde, ‘Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız!’ diyenler gibi, sonuç olarak, tüm siyasi partilerin tüzükleri aynı benzerlikte değil mi?
Hangi siyasi partiyi seçerseniz seçin, kazananlar hep kapitalizm ve kapitalist, para babaları zenginler olmayacak mı?
‘Demokrasi’ dedikleri şey, kapitalizmin bir oyunu! Hep kendileri yönetimde kalmak için halka DEMOKRASİCİLİK oyunu oynattırılıyor.
Yaşı yetip, hiç oy kullanmayanlara dikkat eden var mı? Sizce niye oy kullanmıyor, bu kişiler, sorguladınız mı? İnanmadıkları için olabilir mi?
Kapitalizm benimsendiği için kurulduğu günden beri tek siyasi partiyle demokrasi diye bir olgu olmadı zaten ülkede! Tek siyasi parti, tek adamlık ister çünkü! Tek adamlara ne deniyordu sahi?
Araplar hariç tüm krallık, kraliçelik, prenslik ya da tek adamların ülkelerinde, gerçekten demokrasi diye bir olgu olsa kontrol edemeyecekleri için böyle bir yönetim sistemini uygulatırlar mı?
Dünyanın her yerinde bir tanrının bir de demokrasinin çeşit ve tariflerinin ucu bucağı yok! Zeki olup, aklını kullanan ve sorgulayan her birey, sorgulamasının gerçek sonucunu biliyor!
Demokrasi denen olgu, ocu, bucu, şucu, bizci, sizci, oncu gibi insanları ayrıştırıyor, çünkü çok sayıda siyasi partiyle insanlar, ayrıştırılıp kandırılabiliyor.
Demokrasi denilen birşey yok, diyen toplumun yüzde üçlük zeka seviyesindeki kişileri olarak:
‘Gelin canlar, bir olalım, her birimiz farklılığımızla aynı olalım, ayrışmayalım, tek bir düşüncede birleşelim, birlik olalım, bu birleşmeye uygun bir siyasi sisteme yönelelim!’ düşünce yapısı yakın gelmiyorsa vah ki ne vah, sözün bittiği yer de burası zaten!
DÜŞÜNDÜREN DÜŞÜNCELER –
TÜLAY SÜKÜN / AVRUPAPRESS