DOLAR 44,7680 0.03%
EURO 53,0298 0.31%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 33593521,02%
Ankara
16°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
ARA GÜLER….
1472 okunma

ARA GÜLER….

ABONE OL
octobre 17, 2021 21:28
ARA GÜLER….
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ben gazeteciyim, fotoğrafçı değilim. Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır. Fotoğrafçı ile gazeteci arasındaki fark budur, bu farkı anlamak lazım. Fotoğrafçı düğmeye basan adam değil, iş yapan adamdır. Ben de her şeyi gazetecilik tarafından düşündüm ve bu yaşa kadar ona göre çalıştım.”

Ara Güler

Ara Güler’i Üniversite yıllarında fotoğrafçılık dersi almaya başladığımda tanıma fırsatı buldum.İnanılmaz bir fotoğrafçı olmasının yanı sıra kelimelerin bile anlatmaya gücü yetmeyeceği inanılmaz güzel bir insan tanıdım. Bugün o insanı size anlatacağım.

Sevgi, Saygı, Özlemle…….

1928 yılında İstanbul Beyoğlu’nda Ermeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya gözlerini açmıştı. Adını Ararat Kralı Ara Geghetsik’ten, göbek adınıysa dedesi Mıgırdiç’ten almıştı.. 1935 soyadı kanununun ardından babası Dacat bey Güler soyadını alınca artık Mıgırdıç Ara Güler olmuştu Çocukken sinemadan çok etkilenen Ara Güler’e babası lise döneminde 35 mm’lik bir film makinesi almasıyla Ara Güler’i fotoğraf çekmeye teşvik etmişti. Önüne çıkan her şeyi çekmeye başlayınca çevresinin dikkatini çeken Ara Güler, o günleri şöyle anlatmaktadır:

“Yani fotoğraf çekiyordum, öyle bir şeyler çekiyordum. Tabii bunları hiçbir zaman fotoğraf sayma. Mesela hatırlıyorum bir suya refleksiyon düşmüş, ben onları çekiyorum. Şimdi amatörlerin çektiği gibi”. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın farklı dallarında çalıştı. Muhsin Ertuğrul’un yanında tiyatro ve oyunculuk eğitimi almaya başladı Amacı rejisör veya oyun yazarı olmaktı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başladı. Bu yıllarda Ermenice gazete ve edebiyat dergilerinde öyküleri yayınlandı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne devam ediyordu. Ancak gazeteci olmaya karar verdi. 1953’de Henri Cartier Bresson ile tanışarak Paris Magnum Ajansı’na katıldı 1961’de Birleşik Krallık’ta yayınlanan Photography Annual, onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olarak tanımladı. Aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneğine kabul edildi ve bu kuruluşun Türkiye’den tek üyesi oldu. Fotoğraf dünyasının çok önemli yayınlarında fotoğrafları kullanıldı, kendisinden bahsedildi.1962 yılına kadar Hayat dergisinde fotoğraf bölümü şefi olarak çalıştı. Savaş foto-muhabirliği de yapan Ara Güler, görevli olarak dört savaşta bulundu. Katıldığı bu savaşlarda çektiği fotoğraflar dünya çapında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı.. Hatta çektiği bir savaş fotoğrafı Times Dergisine kapak oldu. 1962’de Almanya’da çok az fotoğrafçıya verilen Master of Leica unvanını kazanı.. İsviçre’de çıkan “Camera” dergisi de kendisine özel bir sayı ayırdı. ABD’de, Almanya’da, Paris’te çeşitli sergiler açtı. Bu arada, Bertrand Russell, Winston Churchill, Arnold Toynbee, Picasso, Salvador Dali gibi birçok ünlünün fotoğrafını çekip, röportajlar yaptı.

Picasso ile yaptığı röportajdan sonra fotoğraf çektirmeyi sevmemesiyle bilinen Picasso’nun çok sayıda fotoğrafını çekmeyi başardığı anları, bu zorlu çekimin öyküsünü şöyle anlatır: “Çektim, ama çekene kadar neler çektim, sen gel onu bana sor. Herkes adamı tanımak istiyor fakat bir o kadar da çekiniyor.

Piccaso’nun kendi resmini çizmek istemesini de şöyle anlatmıştı.

O günlerde fotoğrafçılığını yaptığım Skira Yayınevi, Picasso’nun kitabını basacaktı. Patron da arkadaşım. ‘Beni yanında götürmezsen senin için ne bir fotoğraf çekerim ne de bir daha seninle konuşurum’ dedim. Ev atmosferindeki fotoğrafları çekme görevini yaptım. Gittim, üç gün evinde kaldım. Bir ara bana dönüp, ‘Sen benim bu kadar fotoğrafımı çekiyorsun, ben de senin remini çizeyim’ demez mi! Düşünsene çağın en büyük ressamı Picasso beni çizecekti, ama herif 90 küsur yaşında. Verdiği sözü beş dakika sonra unutur diye, başladım etrafında boş kağıt aramaya. Her yere baktım, bir temiz sayfa bulamadım. En sonunda çektim kütüphanesinden bir kitap,

açtım kapağını, uzattım Picasso’ya. İçimden de ‘Nasıl olsa sayfayı yırtıp alırım’ diye geçiriyorum. Sonunda resmimi çizdi, İmzasını da attı.

 

Atatürk’ü gördüğü yılları ise iler ki yıllarda şöyle anlatacaktı

Florya Köşkü’nün yanındaki halk plajının üstünde evimiz vardı. Atatürk de zaman zaman oraya gelir denize girerdi. Atatürk’ü görmüşümdür. Çünkü hep orada otururdu, çizgili mayosuyla. Öyle barikat falan da yoktu. O geldiğinde biz de bütün veletler toplanırdık. Daha küçüğüz tabii, Atatürk’ün kim olduğunu bilmezdik bile. Arkası kesik bir sandalı vardı. İşte ben o sandalın arkasına takılıp yüzen veletlerden biriydim. Olay bundan ibaret.” diye anlatırdı

Nazım Hikmet’în fotoğraflarını yakarken yıllar sonra içinin nasıl yandığını bu cümlerle anlatacaktı.

Çetin Altan ile birlikte Akşam Gazetesine ‘Al İşte İstanbul’ adlı bir yazı dizisi hazırlayacağız. Üç hafta gecekondu mahallelerini gezdik, çektik. Bir yerde kadınlar ‘vay nasıl çekersiniz’ falan diye kızdı, anladın mı? İkna edemedik. Kocalarıyla birlikte saldırdılar. Zor kaçtık ama iyi dayak yedik.” Bir dönem çektiği Nazım Hikmet fotoğraflarını yakmak zorunda kalan Ara Güler, “Kitabını bulundurmak bile tehlikeliydi. Mecbur kaldım. İçim de yandı.” diyerek anlatır bu üzücü olayı. 1979’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin foto muhabirliği dalındaki birincilik ödülünü aldı. 1980’de fotoğraflarının bir kısmı Karacan Yayıncılık tarafından kitap haline getirildi. 1986’da Hürriyet Vakfı’nca basılan, Prof. Abdullah Kuran’ın yazdığı Mimar Sinan kitabını fotoğrafladı. Bu kitap 1987’de Institute of Turkish Studies tarafından İngilizce olarak yayınlandı.

1991’de Dışişleri Bakanlığı için Halikarnas Balıkçısı’nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) The Sixth Continent adlı kitabını fotoğraflayan usta fotoğrafçı, bütün dünyayı gezerek foto röportajlar yaptı ve bunları Magnum Ajansı ile dünyaya duyurmuştu:

İsmet Inönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, gibi birçok ünlü kişi ile röportajlar yapıp fotoğraflarını çeken Ara Güler dünya çapında bir “foto muhabiri”ydi ve yaşadığı şehrin ve ülkenin yanı sıra Türkiye’nin günlük hayatını, insan manzaralarını, acılarını ve sevinçlerini yazını kışını objektifinden hikâyeleştirmeyi başaran bir şairdi aynı zamanda.

Türkiye’de çektiği bütün fotoğraflarında derin hikâyeler gizliydi. Hepsi insanlara farklı şeyler anlatıyordu. Biz hikayelerimizi cümleler ve kelimelerle anlatırken o çektiği fotoğraflarla anlatıyordu Türkiye’nin son yıllarda değişim ve dönüşümü anlatıyordu bu kareler…

Dilan Karatas  /  AVRUPAPRESS

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP