Ahıska Türkleri tarih boyunca sürgünlere ve çeşitli işkencelere maruz
kalmalarına rağmen, Türklük bağını sıkı sıkıya sahiplenmişlerdir. Bugün
olduğu gibi dün de Türk ve Müslüman toplumlar dışlanmakta ve en ağır
insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktaydı. Bu zulümlerin en acı
örneklerini ise vatanları ellerinden alının kan kardeşlerimizde gördük. Bu
sürgünler ve işkenceler Ahıska Türkleri’ni yıldırmamış aksine birbirlerine
daha da kenetlendirmiştir.
![]()
Kırgızistan’da yaşamlarını sürdürmekte olan Ahıska Türkleri, birlik ve
beraberliklerini Ramazan ayı boyunca verdikleri toplu iftarlar ile gözler
önüne sermektedir. Her ne kadar vatanları ellerinden alınmış olsa da
Türklük gelenek ve göreneklerini göç ettikleri her yöreye beraberinde
götürmeyi başarmışlardır. İftar ezanının okunmasını eş, dost ve
akrabalarıyla birlikte karşılayan kardeşlerimiz, Kur’an-ı Kerim’in
okunmasının ardından teravih namazı için camilere gitmektedirler.
![]()
Vatansız bir millet her çeşit ayrımcılığa ve hukuksuzluğa karşı korunaksız
bir vaziyettedir. Dolayısıyla Ahıska Türkleri yalnızca kendi vatanlarına
döndükleri takdirde sükunet içinde yaşamlarını sürdüreceklerdir. En kısa
süre içerisinde Ahıska Türkleri meselesi bir çözüme kavuşturulmalı ve
misafir oldukları topraklardan kendi yurtlarına dönmeleri için gerekli
şartlar Dünya kamuoyu tarafından sağlanmalıdır. Bilinmelidir ki; zulüm
karşısında susan, zulmü yapan kadar günahkardır.
Buse KOÇ /AVRUPAPRESS
AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026