DOLAR 45,5465 0.25%
EURO 53,0797 -0.15%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3601723-1,02%
Ankara
16°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
GİZEMİYLE BÜYÜLEYEN MOR
275 okunma

GİZEMİYLE BÜYÜLEYEN MOR

ABONE OL
février 21, 2021 20:52
GİZEMİYLE BÜYÜLEYEN MOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Morun ağırlığından daha fazla altına mâl olması, tarih boyunca bu rengin kraliyet ve
imparatorluk rengi haline gelmesini sağladı ve sadece krallıkların ve imparatorlukların
başındaki seçkin kitlelerin alabileceği bir lüks renk olarak kaldı. Bundan dolayı yalnızca
soylu kesim mor rengi kullanabilmiştir. Kralların ve kraliçelerin ‘favori’ renkleri olarak
tarihte yer aldı.

Mor insanoğlunun yüzyıllar boyunca nasıl elde edileceğini bilmediği ve bu yüzden de
kullanamadığı bir renk olmuştur. Mor renk pigmentinin üretimi 18. Yüzyıla kadar oldukça
zahmetliydi. İlk kez bugünkü Suriye ve Lübnan’ın Akdeniz kıyı şeridinde yaşamış olan
Fenikeliler tarafından kullanıldığı tahmin ediliyor.
Prehistorik ve neolitik çağlarda Fransa’da bulunan mağara resimlerinde manganez ve
hematit taşı kullanılarak bu renkte çizilmiş hayvan resimleri var ama Finikelilerin bir çeşit
deniz salyangozundan elde etmelerine kadar gizli kalmış! Efsaneye göre, Fenikeli Tanrı
Melkarth’ın köpeği bir çeşit deniz kabuğunu ısırdıktan sonra ağzı mora boyanmış ve böylece
insanoğlunun morla tanışmasının, kullanmasının zaman tüneli içindeki yolculuğu başlamış.
Deniz salyangozundan elde edilen mor renk dayanıklı olması, nüfuz ettiği kumaştan kolayca
çıkmaması ve güneş gördüğünde parlaklığına parlaklık katması sebebiyle bir hayli
tutulmuştur. Ancak 1 gram mor boya elde edebilmek için on binlerce salyangoz heba edilmiş
ve çok fazla altına mal olmuştur; öyle ki Elizabeth döneminde yarım kilo mor boya satın
almak istediğinizde 1,5 kilo altın ödemeniz gerekiyordu. İşbu sebeplerden ötürü de tarihte
hep zenginlik ve kraliyeti simgeleyen bir renk olmuştur.
1533-1603 yılları arasında İngiltere Kraliçesi olan I. Elizabeth, kendisi ve kraliyet ailesi
dışında kalanların mor renkte giysiler giymelerini yasaklamıştır.
Elizabeth döneminde yarım kilo mor boyanın değeri 1,5 kilo altın kadardı. Bu da bugünün
altın fiyatlarıyla hesaplandığında yaklaşık 56.000 dolara denk geliyor.
Mor rengin bu astronomik değeri, hiçbir ülke ya da krallığın bayraklarında mor renk
kullanmamasına yol açmıştır.
Morun genel kullanıma girmesi ve herkesin elde edebileceği bir renk haline gelmesi ise 19.
yüzyılda İngiliz kimyager William Henry Pekin’in şans eseri sentetik mor rengi keşfetmesiyle
mümkün oldu.
Perkin, Londra’daki evine kurduğu laboratuvarda sıtma ilacı üzerinde çalışırken yanlışlıkla
sentetik mor pigmenti geliştirdi.
Geliştirdiği yöntemi seri üretime dönüştürmeye karar veren Perkin, kendi fabrikasını kurdu ve
mor renk üretimine başladı.
Perkin’in buluşuyla birlikte mor renk de yavaş yavaş statü sembolü olmaktan çıktı ve herkesin
kullandığı bir renge dönüştü. Ancak dünyadaki ülkelerin bayraklarının büyük kısmı aynı kaldı.

Mor renkli dünya mümkün mü?
Ormanlık bir yere gittiğimizde hangi rengin ağır basmakta olduğunu hepimiz biliriz: Yeşil.
Bunun sebebi, bitki hücrelerinde bulunan ve fotosentez olayının baş kahramanı olan klorofil
adlı yeşil renkli bir pigmenttir.
Klorofil maddesi Güneş’ten gelen 465 nm ve 665 nm arası dalga boylarındaki ışığı emerek
fotosentez olayını gerçekleştirir. Fakat Güneş’in ışık tayfı yaklaşık 550 nm zirvededir, bu da
yeşil ve sarı ışığa karşılık gelir. Klorofil bu dalga boyunda yeşil ışığı soğurmaktan ziyade
yansıttığı için yaprakların rengi bize yeşil görünmektedir.

Ancak Mor Dünya hipotezi adı verilen bir varsayıma göre Dünya’daki bitki örtüsü her zaman
yeşil değildi. Günümüzden yaklaşık 2.4 ila 3,5 milyar yıl önce, yani klorofil hakimiyetinden
önce, fotosentezi retinal adlı mor renkli bir pigment gerçekleştiriyordu. Yani bitki örtüsünün
baskın rengi mor idi.
Gün ışığını emen çoğu protein aslında retinal içermektedir. Retinal pigmentleri yeşil ve sarı
ışığı emip kırmızı ve mavi ışığı yansıtırlar. Bu da retinale bağımlı yaşayan organizmaların
mor görüneceği anlamına gelir.

AYŞENUR GÖZKESER / AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP