31 décembre 2021 vendredi
Batı-Mat Brüksel
AVRUPADA YAŞAYAN TÜRKLER SINIR DIŞIMI EDİLECEK?
EĞİTİM ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER VE OLMASI GEREKENLER
SAĞLIKLI BESLENMEDE YAPILAN HATALAR
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ANKARA BODRUM’A EĞRİ BAKIYOR...
Koskoca bir yılı geride bırakmaya saatler kaldı . 2021 tüm dünya için , ülkemiz için oldukça zor geçti ve tüm bu zorluklar ne yazık ki devam etmekte.
Aşılar bulundu, vakalar azalmaya başladı diye sevinirken tam da şu günlerde Covid in yeni varyantı Omikron, tün ülkeleri kasıp kavurmaya devam etmekte. Aman dikkat uzmanların aşı ve korunma ile ilgili önerilerine uyalım. Tüm soru işaretlerine rağmen görünen o ki aşılı olanlar bu süreci aşısız olanlara göre çok daha rahat geçirmekte.
Yeni yıl, yeni başlangıçlar demek. Tüm zorluklara rağmen umudumuzu, olumlu düşünmeyi her zaman kendimize hatırlatmak için çok daha fazla çaba göstermek zorundayız. Zor zamanlarda kendi içsel motivasyonumuz her zamankinden daha önem kazanmakta. İçimizdeki bu güç sadece kendimizi değil , ailemizi de bu zor zamanlardan geçirirken bize yol gösterecektir.
Yeni yılın hepinize başta sağlık, mutluluk , huzur ve başarı getirmesi dileğiyle. Sevgi ve saygılarımla Yeni yılda farklı konularda birlikte olmak dileğiyle .
Dr. Esma Demirezen / AVRUPAPRESS
İlişkilerimizin sağlığımız üzerine etkileri var mıdır? Bu sorunun cevabı kesinlikle “var”. Biyolojik, psikolojik ve sosyal bir varlık olarak elbette kendimiz ve çevremiz ile kurduğumuz iletişim önemlidir ve doğrudan sağlığımızı da etkilemektedir. Son yıllarda sıkça duyduğumuz “kendi kendine yetebilmek, başkasına ihtiyaç duymamak” gibi kavramlar elbette önemli. Bir insanın kendi kendine yetebilmesi elbette önemlidir ancak tamamen izole bir yaşam birçok zorlukları da beraberinde getirir ki çoğu zaman bu yolu tercih eden insanlarda etkileşimi, paylaşımı yine başka canlılara, çevreye, doğaya kaydırdıklarını gözlemekteyiz. Bu alanlardaki paylaşımda değerlidir. Sabah gözümü açtığımız andan itibaren etkileşim, iletişim içindeyiz ailemiz, arkadaşlarımız ister komşu/ iş yeri arkadaşı/ okul arkadaşı olsun etkileşime gireriz. Elbette her bir etkileşim ve paylaşımdaki beklentilerimiz, paylaştıklarımız farklılık göstermektedir. Tanımadığımız ve sadece nezaketen selamlaştığımız birine özel duygularımızı paylaşmadığımız gibi. Bunu ona göre değerlendirmek ve beklenti içine girmemek olası karşılaşacağımız sorunları ki buna duygusal istismar dâhil, kendi sorumluluğumuzdadır. Bunu yapabilmede zorluk yaşayanların bu konuda profesyonel destek alması, zayıf olan bu yönlerini güçlendirmeleri için büyük önem taşımaktadır. İlişkiler içerisinde duygusal anlamda ihmal ve istismar edilmek, maddi, manevi birçok sorunları ve sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sürekli kaygı, hayal kırıklığı sonucu depresyon, değersizlik duyguları, tükenmişlik. Bu duygular ile baş etme amacıyla başvurulan sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı yaşam alışkanlıkları durumu bağımlılık düzeyine kadar götürebilmektedir. Bu maddelerin kullanımına bağlı kalp damar sağlığı sorunları, karaciğer sorunları, akciğer sorunları vb. ayrıca eşlik edebilmektedir. Duygusal anlamdaki gücümüz genel beden sağlığımızı da doğrudan etkilemektedir. Maalesef günümüzde bedensel, ruhsal sağlığı doğrudan etkileyen en önemli sorunlardan biri bireyin çevresinde, etkileşim alanında bulunan kişi / kişilerin yaptığı fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet. Günlük yaşam içerisinde iletişim kurduğumuz, etkileşim içinde olduğumuz bireyler ile etkileşim kalitemiz her yönüyle belirleyicidir. Dışarda gördüğümüz ve görüşmemeyi tercih edebildiğimiz kişilerle durum kolaydır ancak aile fertlerinden biri, eş ya da sevgili durumunda bu etkileşimin kalitesi önem taşımaktadır. Bu gibi durumlarda her anlamda profesyonel destek almak gerekir.
Kadın, erkek, çocuk, yetişkin, yaşlı, her yaştan birey için ana odak nokta ve hedef güvenli, duygu ve düşüncelerin rahatlıkla paylaşılabildiği, önyargısız bir ortamın oluşturulmasıdır. Bireyin bulunduğu yerde kendini güvende hissetmesi, iletişim ve etkileşim içinde ilk sırada yer almaktadır. Elbette her zaman her konuda aynı fikirde olmak mümkün değil ve işin doğasına da aykırıdır. Esas uyum farklı koşullarda, farklı görüşlere esneklik kazanmaktır. Aynı cins ya da karşı cinsten kişilerle sorun yaşadığını düşünen insanların bu konularda profesyonel destek alması bireyin yaşamına önemli katkı sağlayacaktır. Onay alma ihtiyacı duyan, kendi görüşlerinin kabul edilmesini bekleyen, hatta bu durumlarda gerilen ve şiddete başvuran bireylerin de kendi sağlıkları ve çevrelerindeki bireylerin sağlığı için bir uzmana başvurmalıdır. Çift ve Aile Danışmanları eşliğinde ister evli ya da bekâr olsun profesyonel destek alabilmektedir. İletişim ve etkileşim hayatın her alanında kilit rol oynamakta. Bu nedenle korunmalı ve geliştirilmelidir. Sağlıklı günler dileğiyle. Dr. Esma Demirezen
Anne ve bebek sağlığında tüm gebelik gebelik döneminin gebeliğin planlama aşamasından itibaren güvenli bir şekilde yürümesine bağlıdır. Her gebelik ve doğum bazı yönleri ile diğerlerinden farklıdır ve özenli takip gerektirir. Anne adayı ve onu takip eden ekip bu açıdan uyanık olmalıdır. Günümüzde bu özel duruma bildiğiniz gibi Covid-19 süreci eklendi. Bitti , bitecek derken zaman , zaman kontrol altında ancak çoğu zamanda bir çok ülkede , gelişmiş ülkelerde , normalde kurallara bağlı yaşayan toplumlar diye bildiğimiz ülkelerde dahi yeni eklenen sayısı endişe verici boyutlara gelmektedir. Bu süreçte insanlığın yararına sunulan aşılar büyük önem kazanmıştır. Son zamanlarda hastanelerin yoğun bakımlarına düşen hastaların özelliklerine bakıldığında önemli bir bölümünü aşısızların ve aşılarının dozlarını tamamlatmayanların olduğu görülmektedir. Aşılar bizleri 100% korumuyor ancak bulaşsa dahi hastalanma, yoğun bakıma düşme riskini azaltıyor. Aşıları tam olup ona rağmen Covid-19 olan hastaların önemli bir bölümünü tedaviyi evinde almaktadır. Bu açıdan aşıların önemini tekrar, tekrar vurgulamakta yarar var, lütfen aşılarımızı olalım. Peki ya gebeler ne yapacak ? Son zamanlarda Covid 19 lu gebe ölümünde ciddi bir artış görüyoruz, bazen anne ve bebek , bazen sadece anne, bazen bebek maalesef kaybedilmektedir. İlk dönemlerde yeteri kadar veri olmaması nedeniyle aşı üreticileri gebelere uygun olup olmadığı ile ilgili yeteri kadar kanıt olmadığını tekrarladılar ancak şu an birçok firma Covid 19 aşısının gebe kadınlar için de uygun olduğunu hatta yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Anne adaylarının bu konularda güvenilir kaynaklara bakması , kadın doğum doktorlarına danışması önemlidir. Bununla birlikte her şartta ister gebelik döneminde , ister sonrasında annenin , bebeğin, lohusanın Covid 19 yönünden korunması önemlidir.Ancak hepimiz biliyoruz ki gebelik ve doğum kültürümüzde toplumsal, sosyal, kültürel açıdan ayrı bir öneme sahiptir, Gebenin evresindekiler doğum öncesi destek için gelip giderler, doğum sonrası lohusanın ziyareti, hayırlı olsun ziyaretleri mevlitler vb. bu gibi olaylar temas , bulaşma riskini beraberinde getirmektedir. Annenin ve bebeğin iyiliği için şu dönem de de bu birlikteliklerden uzak durmalı.
Sonbaharın güzellikler getirmesi dileğiyle
Dr.Esma Demirezen
Bugün her anlamda özel bir gün. Dünya ülkeleri arasında okulların en fazla kapalı kaldığı ülkelerden biriyiz. Birçok ülke bu dönem için eğitime başladı, hatta ilk sınavlarını geride bıraktı. Nihayet bugün ülkemizde de eğitim yeni döneme, 2021 / 2022 eğitim öğretim dönemine merhaba diyecek. Bunu derken elbette birçok endişelerle birlikte. Okulların açılmasına saatler kala kronik hastalığı olsun ya da olmasın 12 yaş grubu itibariyle aşı sisteminin açıldığı yayınlandı. Keşke en az bir 15 gün önce yapılsaydı dememek mümkün değil, en azından bu çocuklar belli bir antikor koruma düzeyine ulaşırdı. Covid 19’un virüs kaynaklı olmasından dolayı maalesef tek sefer yok etmek mümkün olmuyor. Virüslerin temel özelliğini yapılarını sürekli değiştirebilme gücüne sahip olmalarında ancak aşılar bulaş riskini ve bulaş olsa dahi hastalığı ağır, hasarlı geçirme riskini ciddi düzeyde aşağıya çekmekte. Bu nedenle aşıları mutlaka yaptırmalıyız. Hiç bir aşı ihmale gelmez. Bunların her biri yıllara dayalı çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Elbette aşıyı olduk diye herşey bitmiyor, özellikle okul ortamında koruyucu önlemlerin alınması çok önemli. Bu önlemleri almak okulun çevresel olanaklarına, bina yapısına, öğrenci sayısına, sosyoekonomik duruma göre elbette farkılık zorluklar gösterecek. Bu anlamda okul yönetimi , öğretmenler, veliler, öğrenciler, okul temizlik personeli, okul kantin görevlileri, okul yemekhane görevlileri, okul servis personeli önemli görev düşmekle birlikte İlçe düzeyindeki Milli Eğitim Müdürlükleri okul yönetimlerini desteklemeli ve denetlemeli, kendi bölgesindeki okulları dolaşarak oraya uygun çözüm sunmalı ya da taleplerde bulunmalı. Farklı sosyoekonomik semtdeki okullar arasında koşullar ve gereksinimler arasında ciddi farklar mevcut , özel okullar arasında dahi ciddi farklar söz konusu. Bu nedenle görevli kişiler saha denetimlerini arttırmalı ve bölgesel çözümler sunmalı. Hayatımız her anlamda etkilendi ve özellikle pandemi başlangıcında 1 sınıf olan çocuklar bu yıl öğretmeni ile yüz yüze gelmeden 3 sınıf oldular, bu ciddi bir kayıp. Çocuklar da bu süreçte psikolojik ve sosyal anlamda etkilendi , özelliklede sağlık çalışanları çocukları. Okulların tekrar kapanması her anlamlı ile felaket olur, zaten sıkıntılarımız üst düzeydi. Bu nedenle güçlü bir işbirliği ile bu dönemi de hep beraber atlatmalıyız. Aynı durum yakında açılacak olan üniversiteler içinde geçerli. Yaşça daha büyük olmaları farkındalık, anlama açısından önemli ancak bu grubu da bekleyen sorunlar benzer. Yeni eğitim öğretim döneminin hayırlı olması dileğiyle başarılar diliyorum. Sırası gelen lütfen aşısını olsun ve yinede koruyucu önlemlerden maske, mesafe ve hijyenden vazgeçmesin. Sağlıkla kalın !
Dr. Esma Demirezen / AVRUPAPRESS
Her bir döneme yeni haberler , durumlar ile girer olduk ve maalesef bunlar kötü haberler . Yaşadığımız bu değişimleri sadece seyretmek, geçinciye kadar üzerinden konuşmak değil daha fazlasını yapmak zorundayız. Gerçekten tercih ya da akıllılık vb. değil ZORUNLULUK. Herşeyin zaman içinde değiştiğini ifade ederek değil adını koyarak sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Dünya mızı hunharca türkettik ve tüketmeye de devam ediyoruz . Uzun yıllardır iklim değişikliği konuşuluyor, ama ne yazık ki birçoğumuz bunu sadece Ozon tabakasının delinmesi, buzulların erimesi gibi nasılsa bizden çok çok uzak bölgelerde olan durumlar gibi algıladık. Şu son haftalardır sadece ülkemizde değil birçok yerde yaşanan seller arkasından , nerseyde son 10 gündür yaşadığımız orman yangınları durumun ne derece acil olduğunu gösteriyor . Yanan sadece bir arazi parçası değil, selle birlikte ıslanan sadece cisimler değil, sel , yangın hayata dair ne varsa , verimli olabilecek herşeyi yakıyor / silip süpürüp önüne katıyor. Börtü böcek , hayvan ne varsa, sadece o bölgeye özgü bitkiler, tarım, yediğimiz içtiğimiz, soluduğumuz tüm bunlardan etkileniyor. Başka ülkelerde meydana gelen yangınların etkilerini hep beraber yaşıyoruz. Son günlerde sadece İstanbul’da oluşan pembemsi, sarı bulut sadece bizde oluşan yangınların değil, Yunanistan dan gelen yangın tozcuklarını da etkiliyor, bu havaları ister istemez soluyoruz. Küçük büyük herkesin akciğerleri tehdit altında , hasasiyeti olan kişiler bu sorunu daha da yoğun yaşıyor. Korona dolaysıyla takılan maskeler sıcak hava, yasakların kalkması ile unutuldu ancak herşeye rağmen maskeleri takmaya devam edelim. Termik santrallerin yandığı bölgelerde ise durum daha da ciddi. Uçuşan partikülleri sadece solumuyoruz , bunlar toprağa geçiyor, barajlara, içme su kaynaklarına dahi geçiyor. Birşey olmaz demekle olmuyor … mutlaka oluyor. Çernobil patlaması sonrası olan olayları asla unutmayalım. Doğa yaşam döngüsünün patronu , insanoğlu değil, öyle zannettik atalarımızın yaptığı gibi hala birçok (şükür ki) kırsal alandaki insanlarımızın, göçerlerin yaptığı gibi yüzümüzü doğaya dönmek zorundayız. Ona saygı duymak, korumak, şükürle yaklaşmak zorundayız. Sağlığımız , insanlığımız elden gidiyor. Çevrenize, kendinize bir bakın, kaç kişinin genç yaştan itibaren sağlık sorunu var, kaç kişinin hatta çocuğun mide bağırsak sorunu var, davranış problemi var …. bunlar saymakla bitmez. İstediğin pahalı tesi yaptır, ünlü doktora, hastaneye git … en basitinden ekmek konusu ki Türk milleti ekmeksiz yapamaz, bazılarının ekmeksiz karnı dahi doymaz. Bu toprakların milletinin genetiğine uygun olmayan buğdayın ununu yıllardır kullanıyoruz … neden …? Tarım , toprak teknoloji ile birlikte ilk sırada yer alması gereken bir konu çünü sağlığımız doğrudan ne yediğimizle ilgili ve bu da geleceğimizi şekillendiriyor . Bu anlamda sormak, sorgulamak ve harekete geçmek zorundayız … Geç kaldık !!! kıtlık kapıda deniyor, gıda daha pahalı olacak, Marmariz çam balı gibi özel ürünleri ise bu gidişle 40-50 yıl unutmak zorundayız. Ama zararın neresinden dönersek kar hesabı bir an evvel doğamıza , toprağımıza, sağlığımıza sahip çıkalım. En azından gittiğimiz yerlere çöplerimizi atmayalım, şişeleri kırmayalım … tekrarlamaktan utandığımız bu temizlik konusu maalesef bir utanç konusu. Yazmaktan dahi hicap duyduğumuz çevre temizliği, tuvalet temizliği konusu toplumumuzda fiyasko konular. Hani imandan geliyordu … ? Sorumluluk almayan ergen hallerin bizi bir yere götürmeyeceği açık, sorumluluk almak zorundayız. Kednimize karşı, çevreye, doğaya karşı, vatana karşı, canlı cansız herşeye karşı sorumluluk . Herşeye rağmen sağlıcakla kalın ! Dr. Esma Demirezen