31 décembre 2021 vendredi
Batı-Mat Brüksel
AVRUPADA YAŞAYAN TÜRKLER SINIR DIŞIMI EDİLECEK?
EĞİTİM ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER VE OLMASI GEREKENLER
SAĞLIKLI BESLENMEDE YAPILAN HATALAR
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ANKARA BODRUM’A EĞRİ BAKIYOR...
Her bir döneme yeni haberler , durumlar ile girer olduk ve maalesef bunlar kötü haberler . Yaşadığımız bu değişimleri sadece seyretmek, geçinciye kadar üzerinden konuşmak değil daha fazlasını yapmak zorundayız. Gerçekten tercih ya da akıllılık vb. değil ZORUNLULUK. Herşeyin zaman içinde değiştiğini ifade ederek değil adını koyarak sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Dünya mızı hunharca türkettik ve tüketmeye de devam ediyoruz . Uzun yıllardır iklim değişikliği konuşuluyor, ama ne yazık ki birçoğumuz bunu sadece Ozon tabakasının delinmesi, buzulların erimesi gibi nasılsa bizden çok çok uzak bölgelerde olan durumlar gibi algıladık. Şu son haftalardır sadece ülkemizde değil birçok yerde yaşanan seller arkasından , nerseyde son 10 gündür yaşadığımız orman yangınları durumun ne derece acil olduğunu gösteriyor . Yanan sadece bir arazi parçası değil, selle birlikte ıslanan sadece cisimler değil, sel , yangın hayata dair ne varsa , verimli olabilecek herşeyi yakıyor / silip süpürüp önüne katıyor. Börtü böcek , hayvan ne varsa, sadece o bölgeye özgü bitkiler, tarım, yediğimiz içtiğimiz, soluduğumuz tüm bunlardan etkileniyor. Başka ülkelerde meydana gelen yangınların etkilerini hep beraber yaşıyoruz. Son günlerde sadece İstanbul’da oluşan pembemsi, sarı bulut sadece bizde oluşan yangınların değil, Yunanistan dan gelen yangın tozcuklarını da etkiliyor, bu havaları ister istemez soluyoruz. Küçük büyük herkesin akciğerleri tehdit altında , hasasiyeti olan kişiler bu sorunu daha da yoğun yaşıyor. Korona dolaysıyla takılan maskeler sıcak hava, yasakların kalkması ile unutuldu ancak herşeye rağmen maskeleri takmaya devam edelim. Termik santrallerin yandığı bölgelerde ise durum daha da ciddi. Uçuşan partikülleri sadece solumuyoruz , bunlar toprağa geçiyor, barajlara, içme su kaynaklarına dahi geçiyor. Birşey olmaz demekle olmuyor … mutlaka oluyor. Çernobil patlaması sonrası olan olayları asla unutmayalım. Doğa yaşam döngüsünün patronu , insanoğlu değil, öyle zannettik atalarımızın yaptığı gibi hala birçok (şükür ki) kırsal alandaki insanlarımızın, göçerlerin yaptığı gibi yüzümüzü doğaya dönmek zorundayız. Ona saygı duymak, korumak, şükürle yaklaşmak zorundayız. Sağlığımız , insanlığımız elden gidiyor. Çevrenize, kendinize bir bakın, kaç kişinin genç yaştan itibaren sağlık sorunu var, kaç kişinin hatta çocuğun mide bağırsak sorunu var, davranış problemi var …. bunlar saymakla bitmez. İstediğin pahalı tesi yaptır, ünlü doktora, hastaneye git … en basitinden ekmek konusu ki Türk milleti ekmeksiz yapamaz, bazılarının ekmeksiz karnı dahi doymaz. Bu toprakların milletinin genetiğine uygun olmayan buğdayın ununu yıllardır kullanıyoruz … neden …? Tarım , toprak teknoloji ile birlikte ilk sırada yer alması gereken bir konu çünü sağlığımız doğrudan ne yediğimizle ilgili ve bu da geleceğimizi şekillendiriyor . Bu anlamda sormak, sorgulamak ve harekete geçmek zorundayız … Geç kaldık !!! kıtlık kapıda deniyor, gıda daha pahalı olacak, Marmariz çam balı gibi özel ürünleri ise bu gidişle 40-50 yıl unutmak zorundayız. Ama zararın neresinden dönersek kar hesabı bir an evvel doğamıza , toprağımıza, sağlığımıza sahip çıkalım. En azından gittiğimiz yerlere çöplerimizi atmayalım, şişeleri kırmayalım … tekrarlamaktan utandığımız bu temizlik konusu maalesef bir utanç konusu. Yazmaktan dahi hicap duyduğumuz çevre temizliği, tuvalet temizliği konusu toplumumuzda fiyasko konular. Hani imandan geliyordu … ? Sorumluluk almayan ergen hallerin bizi bir yere götürmeyeceği açık, sorumluluk almak zorundayız. Kednimize karşı, çevreye, doğaya karşı, vatana karşı, canlı cansız herşeye karşı sorumluluk . Herşeye rağmen sağlıcakla kalın ! Dr. Esma Demirezen