# Bayat Kültürü: Eski Düğün Âdetleri
Bayat’ta erkek çocuk evlenme çağına geldiğinde, anne ve babası oğullarına uygun bir kız aramaya başlardı. Bu arayış kimi zaman haftalarca sürer, kimi zaman da kısa sürede sonuçlanırdı. Önce beğenilen kızın annesine, güvenilir komşu kadınlar gönderilir; böylece kız tarafının gönlü olup olmadığı önceden anlaşılmaya çalışılırdı. Daha sonra kızın babasının düşüncesi alınmak üzere erkek akrabalardan birinin aracılığı istenirdi.
Araştırmalar sonunda iki taraf arasında uygunluk sağlanırsa kız evine dünürcüler gönderilirdi. Dünürcüler, bir bohça içinde üzüm, şeker gibi ağız tatlılığını simgeleyen hediyeler götürürlerdi.
Kız evi, dünürcülerin geleceğini önceden bildiği için yemek hazırlığı yapardı. Söz kesme sırasında damadın anne ve babasıyla akrabaları, gelin adayına çeşitli takılar takardı. Kız evinde eğlence düzenlenir; oğlan tarafı kızın başına değerli giysiler, yaşmaklar ve ipek yazmalar koyardı. Bu sırada iki taraf düğün tarihini de belirlerdi.
Düğün tarihi belli olunca gelin kıza “giysi kesimi”ne gidilirdi. Oğlan evinden anne, baba ve damat; kız evinden gelin adayı ve bir yakınıyla birlikte giysi almaya giderdi. Gelinin beğendiği ve istediği eşyalar alınırdı.
Tüm hazırlıklar tamamlanınca düğün başlardı. Eskiden düğünler bir hafta sürerdi. Daha sonraları Cuma-Pazar veya Pazartesi-Perşembe arasında başlayıp biten düğünler yaygınlaşmıştır. Düğün başladığı günden itibaren gelin kızın arkadaşları en güzel giysilerini giyerek kız evinde kalır, düğün bitene kadar geline yoldaşlık ederlerdi.
Oğlan evi, düğünden bir gün önce akraba ve dostlarını “düğün odunu”na davet ederdi. Akşam yemekler yenir, eğlenceler yapılırdı. Davetliler pazar sabahı hep birlikte dağa oduna giderdi. Akşam odundan dönerken damadın en yakınını suya bastırmak isterlerdi. O kişi ise ancak şölen verme vaadiyle bu gelenekten kurtulabilirdi.
Oduncular kasabaya girerken çalgılarla karşılanırdı. En öndeki odun yüklü araba ya da yalkıya bayrak dikilir, odunlar doğruca kız evine götürülürdü. Kız evi de araba sahibine çeşitli armağanlar verirdi. Bu anlatılanlar eski âdetlerdendir; günümüzde büyük ölçüde kalkmıştır.
Nişan günü oğlan evi, yandaşlarıyla birlikte kız evine gider ve gelin kızın nişanını takardı. Her iki tarafın kız için hazırladığı eşyalar ortaya konurdu. Akşamüstü düğün süresince askıda kalacak olan çeyiz sergilenirdi.
Oğlan evi, halı ve kilimlerle düğün odasını döşerdi. Kahveci ve hizmetliler belirlenirdi. Bunlar düğün bitinceye kadar düğün odasında çalışırlardı. Ayrıca damadın özel giyimli “çavuş” adlı bir sağdıcı bulunurdu.
Davet edilecek kişiler, “belek” adı verilen yöresel hediyeler verilerek düğüne çağrılırdı. Düğün sırasında başka yerlerden gelen davetliler çalgılarla karşılanırdı. Eskiden düğünlerde at yarışları ve cirit oyunları da yapılırdı.
Düğün başlamadan önce kız ve oğlan evlerinde yemekler pişirilirdi. Bu yemekler genellikle akrabalar tarafından hazırlanırdı. Eskiden düğün bitmeden önceki gün kız evi için, akşamında da oğlan evi ve düğüne katılanlar için hamam günü yapılırdı. Hamam, oğlan evi tarafından kiralanırdı.
Kız evi hamamdan döndükten sonra gelin kıza kına yakılırdı. Bu sırada kızın akrabaları kına türküleri söyler, ayrılık ağıtlarını dile getirirdi. Bundan sonra kızın adı artık “kınalı kız” olurdu. Oğlanın yakınları ise oğlan evi hamama giderken “deve” yapar, mahalle aralarında oynatırlardı.
Yeme, içme ve eğlenceler düğün boyunca devam ederdi. Düğün evinin belli olması için oğlan evine bayrak dikilirdi.
Eskiden düğün sırasında delikanlılar seymen giysileri giyer, kalkan oyunları oynayarak kız evine dinî nikâh kıymaya giderlermiş. Günümüzde bu gelenek artık uygulanmamaktadır.
Düğünün son günü, yani Perşembe veya Pazar günü, oğlan evi gelin arabasını süslerdi. Eskiden bu iş atla yapılırdı. Oğlan evinde akraba ve dostlar toplanır, damada dualarla yeni giysiler giydirilirdi. Damat büyüklerin elini öper, oradakilere çerezler dağıtılırdı. Ardından topluca kız evine gidilirdi.
Gelin sabahtan beri giyinmiş ve süslenmiş olarak beklerdi. Dualarla gelin arabasına bindirilirdi. Oğlan evi ve yakınları kız evine veda ederek damadın evine doğru yola çıkardı. Bu sırada damat ve sağdıç, gelin arabasının gelmesini beklerdi.
Gelin arabası evin önüne geldiğinde damat ve sağdıç, gelin arabasının ve oradakilerin üzerine şeker ve para saçarlar; bu, bereket ve mutluluk dileği olarak görülürdü. Gelin yine dualarla arabadan indirilir, önceden hazırlanmış olan gelin odasına çıkarılırdı. Gelin, oğlan evinin büyüklerinin elini öperdi. Daha sonra gelinin arkadaşları akşama kadar gelini eğlendirirdi.
Kız evi, akşam yemeği için yeni çifte baklava ve tavuk eti gönderirdi. Düğün odasında bulunan damat, gelen konuklara saygı göstermek amacıyla onları ayakta karşılardı.
Yatsı namazı vakti yaklaşınca sağdıçlar damadı camiye götürürdü. Namazdan sonra imam ve damadın yakınları, damadı evine getirir ve dualarla gelinin odasına koyarlardı. Bir süre sonra tüfekler atılırdı. Tüfek atmak, mutluluğun ve sevincin bir ifadesi sayılırdı.
Ertesi gün isteyenler gelini görmeye giderdi. Gelinin başına duvakla birlikte renkli kuş telekleri de takılırdı. Gelin görme ziyaretleri o gün öğleye kadar sürerdi.
Böylece Bayat’ta geleneksel düğün süreci tamamlanır; dualarla, eğlencelerle ve eski törelerle yeni bir yuva kurulmuş olurdu.
Mustafa ARI / AVRUPAPRESS