DOLAR 45,2282 0.05%
EURO 52,9712 0.03%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 36223962,19%
Ankara
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
İLERİ DERECEDE KALKINMAYA VE ÜRETİME ÖNEM VERMEK
1541 okunma

İLERİ DERECEDE KALKINMAYA VE ÜRETİME ÖNEM VERMEK

ABONE OL
janvier 7, 2026 18:04
İLERİ DERECEDE KALKINMAYA VE ÜRETİME ÖNEM VERMEK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sanayi eğitim ve bilimde yükselmek istiyorsanız eğer sevgili dostlarım, Atom Bombasının atılmasıyla birlikte yılmadan sanayisini Ekonomisini eğitimde seviyeyi yükselten Japon halkı ve devletinin silahlarla savaşmak yerine düşmanlarıyla teknoloji yoluyla savaşmayı seçen Japonya’yı örnek almamız gerekir böyle durumlarda. Savaşan devletlerin yıllarca süren enkazlarını temizlemek ve yeni bir milletin var olması için birçok fedakârlıklar yapması icap eder ki bunun en bariz örneği kurtuluş savaşının yıkımlarını yıllarca bu Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları ülkenin başta kalkınma hamlesi olmak üzere, halkın refahıyla birlikte eğitim seviyesini yükseltmek için canla başla mücadele ettikleri hepimizce bilinen bir gerçek. Siyonist ve Emperyalist ülkelerine bin yıl boyunca sadece savaşmakla ömrünü geçirmiş bu milleti ezdirmemek istemiyle çıktığı yolda asıl amaç dış güçlerin boyunduruğu altında vatandaşı ezilmesinler diye çaba sar ettiler. Ve ikinci dünya savaşı esnasında belki Ekonomik olarak birçok sıkıntılar yaşanmış olsa da İsmet İnönü ülkeyi savaşa sokmayarak büyük bir felaketten ülkeyi anlının akıyla çıkarmıştı. Herkes eleştirmekte haklı olduğu kadar yargılama pozisyonunda en büyük yanlış yapılmaktadır. Çünkü savaşa dahil olmamız demek belki de ülkeyi tamamen kaybetmemize ve yeniden içinden çıkılmaz bir Mondros antlaşması yapmamıza neden olabilirdi. 1. Dünya savaşı esnasında kapitülasyonlar başı çekerken Osmanlıya yapılan dayatmaların bir kısmı, zaten diğeriyse yanlış ata oynaması yüzünden itilaf devletlerinin elini de bu şekilde koz vermişti. Bu yanlış politikalar yüzünden ülke adeta parçalara bölünmüştü. Bugün de bizim ülkeyi yıkmak için komşularımız üzerinden yola çıkmış olan Amerikan siyasetinin amacı “Acaba” rejim değiştirerek aptal ve eğitimsiz bir toplumun yetişmesinin temellini oluşturmak mıdır bilinmez ama şu bir geçek ki bizim arık bir aile olma zamanımızın gelmiş olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Biliyorsunuz ki değişikliğe uğrayan sistemleri yönetmek kadar o ülkelerin kaynaklarını da elinize geçirerek rahat bir biçimde kullanma hakkını da elde edersiniz bir nevi. Venezuela ile başlayan gözdağı vermeleri İran ve sonrasındaki durağı Türkiye olarak görünmekte. Burada aslında Madura’ya teşekkür de etmeliyiz. Eğer ki Maduro Amerika’nın “Türkiye’ye sığınma teklifini kabul etmiş olsaydı belki de şu an tüm oklar üzerimizde olacaktı. Saldırı planları İran’dan önce bizim üzerimize yapılacaktı. Şu an tarihi ve hangi ülkeler arasında yapıldığını hatırlayamadığım geçmişte rehine veya savaş esirinin iade edilmemesi nedeniyle çıkan savaş aklıma gelince “neden bu da bir bahane olmasın faşist kudurmuş Amerika için. Ama sanılmasın ki Türk vatandaşı kolay lokma! Ama yine de tedbirli olmak gerekli. Atalarımızın dediği gibi “su uyur düşman uyumaz” diye bu yüzden karşımızdakilere güvenmememiz gerektiğini bilmekte fayda var sanırım. Uyanık olmak ve tetikte durmak gerekli. Yeri gelince her puştun ağzına sığmayacağımızı karşı tarafa göstermekte yarar var sanırım. Almanya 2. Dünya savaşından sonra uzun süre Ekonomisini ve savaşın verdiği yıkımları düzeltmekle uğraşmak zorunda kalmıştı. Bu savaşların sonuçları ortadadır muhakkak. Zaten Siyonist ve Emperyalistlerin kapitalist düzeni tüm dünyaya yayma çabası yüzünden hiçbir fikri olmayan Halk devlet ilişkisinden bihaber yaşadıklarından rejimler yıkıma neden olmakta. Savaşın girdiği topraklar da sanılmasın ki sırf insanlar ölecektir. Aynı zamanda başta ekonomi olmak üzere, eğitim ve ülkenin kalkınması eskisi gibi olmayacaktır. O yüzden tıpkı Atatürk, İnönü ve Bülent Ecevit gibi karşıdan hamle gelmeden kendimizi sağlama almak ve nasıl tepki göstereceğimizi iyi hesaplamak da yarar olacağı kanaatindeyim. Tıpkı bir futbol kulübünün bilinçsizce yaptığı transferler neticesinde kulübü bataklığa sürüklediği gibi borç batağına düştükten sonra ülkelerini de yönetemeyince kapitalist ülkelerin kapısında adeta dilenci olup çıkıyorlar. Peki emperyalistlerin istediği de bu değil mi? Muhakkak bu. Biz ve bizim gibi stratejik öneme sahip ülkelerin her zaman bir (B) planı olması gerekli. Yoksa düşman tepemize binmek için fırsat kollamakta. Yukarıda da dediğim gibi bizim önceliğimiz aile olma bilincini gütmek ve insanlar arasında ayrışma yapmadan tek bayrak tek millet diyerek hareket etmeliyiz. Menfaatlerimize ters gelenlere istediğimiz muameleyi layık görmemek

gerekli. Bizi birleştiren noktalara dikkat etmeliyiz. Muhalefeti iktidarıyla yan yana eğer durmak istiyorsak benimsenmeyen halleri yapmamakta yarar olacağını düşünüyorum. Bugün Türk milliyetçisi sayın Devlet Bahçeli terörün bitmesi için cansiperane terör belasından kurtulalım diye terörist başını muhatap alınması gerektiğini söylüyorsa, buna bizlerinde sahip çıkmamız gerekiyor. Bu Ülkede sadece Türk ve Kürtler yaşamaktadır. Laz’ı, Çerkez’i Çingen’i Abdalı vs. birçok millet içimizde barınmaktadır. Atomu parçalamak bizim elimizde. İş atomu parçalayacak gücü sağlamakta. Türkiye de yaşayan tüm halk birleştiğinde vatanı savunmuş kadar büyük bir başarı sağlarsın. Alevi suni tartışmalarını bir kenara bırakma zamanı sizce gelmedi mi? Muhafazakâr kesim bir alevi yurttaşla karşılaştığında ona adeta bir öcüymüş gibi bakmadan, kardeşçe oturup sorunu birlikte çözmek “zorunda.” Kürtler türlerden Türkler Kürtlerden kız alıp verdikleri halde kendi aralarında konuşurlarken neden hala ayırım yaparak ırkıyla hitap edilmekte anlamış değilim açıkçası. Artık bizim bizden başka dostumuz olmadığı gerçeğini görmek gerekli. Bir aile olduğumuzu göstermemiz gerekiyor. Hepimiz birlik içinde tek vücut olursak ancak kuvvetli olabiliriz. Zamanında yapılan hataları çoğumuz iyi biliyoruz. Enver Paşa ve Talat Paşa eğer Almanya’ya olan hayranlığı olmasaydı, birinci dünya savaşında yenilen taraf olmayacaktık. Sevr antlaşması ile ülkemizi bölmeye çalışanlar bunu başaramayınca şimdi de yeni entrikalar üretme peşindeler. Alevi Suni derken Kürt Türk bu da yetmez dediler. Seküler Aydın kesimle Muhafazakâr kesimi karşı karşıya getirmenin yolunu cemaat tarikat terör örgütü sayesinde bir şey yapmayı denediler her seferinde duvara tosladılar. Neden peki? Çünkü akılı politika üreten hükümetimizce bertaraf edildi. Şimdi de tutsak ettiklerini kullanarak savaş çıkarmak isteyen faşist Trump ve Siyonist İsrail’e fırsat vermemek lazım. Trump denilen deyyus cesaretini korkaklardan almakta. İçlerine korku salarsa o kadar da cesur görünürüm demekte. Ona bu cesareti gösterecek fırsatı vermemek lazım. Bunun yolu da birlik beraberlik içinde çalışmaktan ve çokça üretmekten geçer. Bugün Venezuela gibi gelişmemiş ülkelerin alt yapısı gelişmişlik gösterseydi acaba Amerikan askerin elini kolunu sallayarak ülkesine girerek ülkenin liderini derdest edip kaçırması mümkün müydü? Bir de buradan bakmak lazım. Demokratik ülkeler askeri yapısı olmak üzere her türlü şekilde tam donanımlı disipline edilmiş bir toplumu yıkmak kolay olacağını sanmıyorum.

 

Davut Izol    /    AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP