Bir Yoğurt Kabının İçine Sığan Hayatlar
Sosyal sorumluluk kapsamında ziyaret ettiğimiz evlerde, bizi susturan, içimize işleyen sessiz detaylar var.
Bir köşede duran yoğurt kabı mesela…
Markası silinmiş, etiketi soyulmuş, ama hâlâ bir işe yarıyor. Çünkü o artık bir saklama kabı.
Bir annenin elinden geçmiş, yıkanmış, kurulanmış, bir gün « lazım olur » diye saklanmış.
Çünkü alamıyorlar… Çünkü her şeye para yetmiyor. Çünkü bazı şeyler artık ihtiyaç değil, lüks.
Yıl 2025…
Bir ülkenin sokaklarında teknoloji konuşulurken, bazı mutfaklarda yoğurt kaplarına umut yükleniyor.
O yoğurt kabı, bir yoksulluğun sesi. Sessiz ama derin.
Kimseye yük olmadan, kimseye göstermeden, onuruyla yaşamaya çalışan insanların küçük direnişi belki de.
Ve biz bakarken, içimiz burkuluyor.
Ey dünya…
Bu muydu adalet?
Kimine fazlası, kimine kalanı…
Sen hiç adil olmadın.
Hiçbir zaman eşit bölmedin güneşi, ekmeği, suyu…
Bir yoğurt kabında gizlenmiş onca hayat,
sessizce yaşayıp gidiyor bu dünyadan.
Halime Önen / AVRUPAPRESS