Evet, bugün antidepresanlar ve gıdalar hakkında konuşacağım. Çağımızın hızına yetişmek zor
bunu hepimiz biliyoruz; çünkü ekonomik olarak hem çok çalışmak durumundayız hem de
sosyal olarak kendimize vakit ayırmak için ekstra çaba sarf etmemiz gerekiyor. E bunlar da
bize stress olarak geri dönüyor. Stress katlanarak artıyor ve yerini kaygı bozukluğu,
depresyon gibi psikolojik ve sosyolojik sorunlara bırakıyor. Bu durumlarda beslenmek, moral
bulmak ve çevre çok önemlidir. Tabii, ben psikolog
olmadığım için olayın gıda ile olan kısmıyla ilgili yorum
yapacağım.
Gıda ve antidepresanlar arasındaki ilişki karmaşıktır ve
genellikle bireyden bireye değişebilir. Ancak, genel olarak
beslenme alışkanlıkları ve gıda seçimleri, zihinsel sağlık
üzerinde önemli bir etki yapabilir. İyi bir beslenme,
vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri almasını sağlar ve bu da ruh halinizi, enerji seviyenizi
ve genel zihinsel sağlığınızı etkileyebilir.
Bağırsaklar 2. beynimiz jupiterbahis olarak tanımlanır. Ne tüketirseniz, sindirim sisteminizden geçer ve
bağırsaklarınızdaki yararlı miktroplar tarafından parçalanır. Parçalanan besinler,
bağırsaklardaki mikrovillus adı verilen küçük uzantılar ile emilir ve kana karışır, tabi oradan da
vücudunuza yayılır ve beyninize ulaşır. Yediğiniz besin çeşidine göre, beyninizin salgıladığı
hormonlar değişir ve bu da ruh halinizi olumlu veya olumsuz etkiler. Araştırmalara göre abur
cubur, aşırı kalorili ve lif oranı düşük besinler tüketen bireylerdeki depresyon oranının, düzenli
besin tüketen bireylere oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kaldı ki sebze, fındık ve
zeytinyağı içeren akdeniz diyeti uygulayan insanların depresyon oranının, az yağlı batı
diyetine göre daha düşük seviyede olduğu bulgusu vardır.
Bu durum ise şöyle açıklanır. Beyin kimyasallarından biri olan serotonin; vücuda mutluluk,
zindelik hissi verir ve neredeyse %90 ‘ı bağırsaklardaki yararlı mikroplar tarafından üretilir .
Bu bakteriler azalırsa, serotonin üretimi düşer, vücut kendini zinde ve mutlu hissemez.
Böylece depresif ruh hali oluşur ve depresyonu tetikler. Bu da dolaylı olarak, sosyal
yaşantınızı, çevrenize olan bakış açınızı ve gelecek kaygılarınızı da etkiler.
Bağırsaklarımızdaki yararlı mikroplar bizi hastalıklara ve
iltihaplara karşı korurken diğer yandan da beynimiz
serotonin salgılasın diye sinyaller gönderir.
Antidepresanların ise yapay serotonin salgıladığı ve aynı
zamanda vücuttaki yararlı bakterilerin azalmasına sebep
olduğu bulunmuştur. Araştırmalara göre, anksiyetesi olan
bireylerin bağırsaklarındaki yararlı mikrop oranının düşük
olduğu tespit edilmiştir. Bu da antidepresanlara karşı bağımlılık durumunun artma ihtimalini
ortaya koymaktadır.
Ama öte yandan, antidepresanlar genellikle bir mental sağlık profesyoneli tarafından reçete
edilen ilaçlardır. Bu ilaçlar, beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzeltmeye yardımcı olabilir.
Ancak, gıda ve beslenme, antidepresan tedavisinde tamamlayıcı bir rol oynayabileceği
unutulmamalıdır.
Peki ne yapmalıyız?
Vücudumuza, yakıt olarak iyi ve dengeli besinler verirsek, bağırsaklarımızdan- beynimize
kadar yaşamımız daha iyi ve rahat olur. Kendimizi daha dinç
hissederiz ve daha parlak, berrak bir zihnimiz olur. Güneşe
çıkmamız lazım, probiyotik olarak beslenip bağırsaklarımızı
güçlendirmemiz ve omega alınımızı artırarak beyin sağlığımızı
yapılandırmamız gerekmektedir. Tabi bunu aktivite ile de
desteklememiz lazım. Aktif olarak spor salonuna gitmek diye
algılamayalım bu durumu, günlük veya haftalık düzenli olarak yürüyüş yapmak bile iyi
gelecektir. Hele ki sahil tarafında iseniz, çıkın bir yarım saat yürüyün, kendinizi daha iyi
hissedeceksiniz, emin olun.
Ama şunu bilmek gerekir ki, her iki durumda da, bireyin ihtiyaçları ve durumu farklı
olduğundan, bu konuda uzman bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir. İdeal olarak,
bir beslenme uzmanı ve bir psikiyatrist veya psikolog, bireyin hem beslenme hem de zihinsel
sağlık ihtiyaçlarına odaklanabilir.
Gıda Mühendisi
Neslihan BUDAK / AVRUPAPRESS
AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026AVRUPA
13 mai 2026