Başı bozuk yamaçların yokuş aşağı koşan çocuklarıydık .
Bilinmezin sükûneti içimizi yağmalarken mutluluk sarhoşluğunda bir yolculuktu bizimkisi.
Avazımız çıktığı kadar bağırıp mor kahkahalarda gözlerimizin içi gülerken , her birimizin kendi
hikayesinin yaratıcılığındayken hayallerimiz ,birden uzanırdık kırlara…
Sedef rengi buğday başaklarının arasında koşarken ayak tabanlarımız patlarcasına ne kadar mesafe
katettiğimiz kimin umurundaydı ki ?
Yanık tenlerimizde yüzümüzü okşayan rüzgarın ılık ılık içimizi gıdıklayan bir şarkısı vardı
Gün geceye karışana kadar özgürdü ruhlarımız ,
Zaman yavaştı .
Uzaklardan gelen şehrin gürültüsü ,geniş omuzlu yalnız bir çobanın şekerlemesini bölsede
yamacında çıkınına sakladığı bir avuç huzur vardı.
Yüzündeki çizgilerle kenarlarını nakışladığı hikayelerini, gün boyu anlatsa sıkılmazdı çocuk aklımız .
Avucumuzdan parmaklarımıza kadar gezdirdiğimiz bir uğur böceği yürürken elimizde ,kendimizi
diğerlerinden şanslı hissederdik.
Yorulunca dinlenme arasında bölüştüğümüz İki parça gofret vardı cebimizde ,
Birimiz diğerinden fazla yemez adalet şaşmazdı aramızda …
Tezgahının ardında yokla var arasında seyirten Bakkal Omar amca , esmer nasırlı i elleriyle külah
yaptığı kağıda koyarken kavruk çekirdeği heyecanlanırdık .
Küçük çay bardağıydı ölçüsü kendince hakkaniyetinin terazisi…
Köşe başında virane dükkanının önünde duran iki merdivenin tüm yokuşlara inat, çıkması inmesinden
kolaydı .
Bir kavak ağacı vardı tam göbekte heybetiyle alanı saran ve altında iki adamın karşılıklı vurdukları
tokmak gürültüsünün ürpertici sesi yankılanırdı kulaklarımızda…
Bir esinti çıkınca sallanırdı yaprakları ne çok anıya tanıklık etmişliği var taşıyamazdı belli ki dalları bu
ağırlığı .
Uzakta bir evin bacasında gri sisler tüterken , közle karışık baş döndüren bir ekmek kokusu
burnumuzu yakardı .
Sundurmanın altında yazması una bulanmış kadınların kahkaha sesleri ellerindeki oklava sesinden
baskın..
Yokuş aşağı yuvarladığımız mutluluk zihnimizi büyülerken ,çocuk saflığımızda bakışlarımız bile güzeldi.
Kapatırdık gözlerimizi dinlerdik etrafı …
Gözelerimizi kapatırdık ,çekerdik bir nefes içimize dünyayı..
N. ÜLGEN GÖKKAYA / AVRUPAPRESS
AVRUPA
27 juin 2026AVRUPA
27 juin 2026AVRUPA
27 juin 2026AVRUPA
27 juin 2026AVRUPA
27 juin 2026AVRUPA
27 juin 2026AVRUPA
27 juin 2026