DOLAR 45,1665 -0.08%
EURO 53,0678 -0.08%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34557431,19%
Ankara
18°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
KURTARICISIZ, KURTULMAK!
1225 okunma

KURTARICISIZ, KURTULMAK!

ABONE OL
mai 24, 2022 20:59
KURTARICISIZ, KURTULMAK!
1

BEĞENDİM

ABONE OL
Demokrasinin içinde sosyalizm olmaz. Çünkü sosyalizm tek bir görüşe, emeğe dayalıdır. Sosyalizm; dilin, ırkın, milletin, vatanın, dinin, devletin, halkın, ülkenin, tür ya da cinsiyetin, kavramların, paranın, mülkiyetin, doğanın, sınırın, bayrağın, makamların, mevkinin, kralın ya da soytarılarının arasında hiç bir farkın ve de farklılığın bulunmadığı, eşitlik, hak ve adilane davranmanın temel alındığı EMEK, yani TEK BAKIŞ, ALINTERİdir!
Demokrasicilikte, siyasi parti yöneticileri ve bu yöneticilerin belirlediği seçilecekler; bellirlenmiş seçilecekleri seçmek zorunda bırakılan seçecekler, sağcılık, dincilik, dilcilik, ırkçılık, milletçilik, cinscilik, kavramcılık, doğacılık, bayrakcılık vb gibi oyuncukları, seçme yarışına girerek, kazanabilme adına, ‘Herşey mübahtır!’ deyip ( ÇÜNKÜ SİYASİ PARTİ TÜZÜKLERİ DAHİ AYNI), birlikte oynarlar.
Özetle, ayır ve böl, bölebildiğin kadar… Yeşiller partisi, sol parti, adalet, demokrat, halk, iyi, güzel, vatan, özgürlük, zafer, memleket partisi vb daha daha niceleri! Sayıları 120 yi bulmuş siyasi parti çeşitliliği var…
Ülke içinde şu an, geçmişte yaşayanlar, dünde kalanlar,  bugünü kotarıp kurtaranlar, geleceğe taşınanlarla, demografik yapı, bölük pörçük!
Doğal olarak, uyguladıkları böl böl yönet sistemleri, gayet başarılı!
Bu sistemi savunanlar da hak ettiği gibi yaşıyor zaten! Bir de bizlere yaşatmasalar, sorunları gören, bilen, duyan hiiiç olmayacak!
Bu açıdan baktığımızda, seçilemeyip, yönetime gelemeyenlerin, hiç bir şekilde, şikayetçi olmaya hakları da yok! Kendim ettim, kendim buldum dünyası, denilir ve geçilir…
Sistemde gerçekleşen olguların zararı, bu siyasi sistemi seçmeyenlere OLUYOR! HEM DE ÇOK büyük ZARAR GÖRÜYORLAR!
Siyasi sistemde, insanların eşitliğini ve adil hak dağıtımını savunanlar, ya terörist ya örgüt sempatizanı ya üye ya da İbrahim KAYPAKKAYA, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali vb gibi bozguncu ve yıkıcı diye karalanıp, hapsedilip,  işkencelere maruz kalıp öldürülmüyorlar mı?
Bu uyduruk demokrasili sistemde, küçücük bir azınlık olarak varlık gösteren ve ne olması gerektiğini bilen kişiler, neyi, ne kadar, nasıl, nerede, ne zaman ve kimlerle yapabilir?
Hükümdarlıkları, soylu aileleri, soysuz başkanlıkları tehlikeye girecek olan İngiltere Kraliçesi, İspanya, Norveç ya da İsveç Kralı, Monaco Prensi, Amerikan Rockefeller https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Rockefeller_ailesi Ailesi,  gerçek bir siyasi örgütlülüğe izin verirler mi hiç? Bir örnek var mı?
Nasıl bu kadar saf olunabiliyor gerçekten?
Siyasi sistemle sorunların çözümü için tek tek siyasi bilince ulaşılması şart!
Herkesin kapısının önünü süpürmesi bu işte!
Düşünün lütfen! Güzel İzmir’ de hiç kimse, ‘Siyasi sistemi değiştirmek istiyoruz, oy kullanmayacağım ve tanımadığımız için hiç kimseyi seçmeyeceğiz!’ dese?
Ülke genelinde, Aydın, Denizli, Muğla, Antalya, Çanakkale, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Kocaeli, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Mersin, Antakya ve Adana da oy kullanma oranı, yüzde beş bile olmasa seçilenler, şimdiki kadar fütursuzca aklına geleni yapabilir mi? Korkar, yapamaz!
Hiç kimse seçilmezse kim zam yapabilir? Hiç kimse seçilmezse kim polis zorba gücünü kullanabilir? Paranın, pulun olmadığı yerde, malın mülkün bulunmadığı yerde, kim hırsızlık yapıp, çalabilir?
Bunlar hep, belli eğitim ve bilinç düzeyi gerektirir. Eğitim ve bilinç de kişiseldir.
Tunceli ve Ovacık örneği var önümüzde! Bu seçmeceli sistemde, her birey bilinçli ve ortak akılla davranış sergiliyor. Bunu Mustafa Kemal zamanında da sergilediler, karşılığını, bombalanma olarak gördüler…
İspanya nın 2000 kişi civarında olduğu söylenen komünist sistem kasabası da aynı şekilde, bireysel bilinci, ortak akılla kullanan bölge! Hepsi de önce kendi kapısının önünü süpüren insanlar… Kurtarıcıları yok, hepsi kurtarıcı! Liderleri yok, olanlar da dönüşümlü, sırasıyla lider, başkan, öncü, gözcü konumuna geçiyorlar.
Göçmen kuşların liderliği gibi liderlikleri, sırasıyla ve dönüşümlü!
Lionsların, rotarylerin yani zengin kulüplerinin liderlikleri de dönüşümlüdür.
Fakir ve eğitimsiz halkların bu sistemi düşünememesi, bilinç düzeyinin eksikliğinden… Yoksa göçmen kuşlar, kendilerinden daha akıllı değil!
Eğitimi yeterli olmayan, akıl edemiyor, dini, milli, siyasi çıkarlarını öncelikleyenlerin peşinden gidiyor. Tıpkı koyun sürüsü dediğimiz, kaval dinleyenlerin yaptığı gibi!  Bir koyun çobanı tarafından zorla ya da tıpış tıpış bir koyun neye ikna edilirse sürünün tamamı, o koyunun yaptığını yapıyor, aynı bunun gibi!
Beş yüz koyunluk sürü içinden, ‘Onun yaptığını neden ben de yapacakmışım?’ diyecek tek tek 200 koyun çıksa çoban, sürüsüyle baş edemez ki!
Ülkede, oy kullanmayan bilinçli yüzde yirmi, ‘Ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim!’ der mi hiç bu yüzde yirmi?
Ama oy kullananlarlar, ‘O öyle yaptı da ondan oldu, bu böyle dedi de bundan oldu, şu kişiler şurada hata yaptı, şundan oldu!’ gibi kişiler üzerine konuşuyor, kişiler üzerine kurtarıcılık bekliyor, kişileri kahramanlaştırıyor ya da kişileri yerin dibine batırıyor.
Kişiler üzerine konuşmaktan, kişiler kişilerin açığını aramaktan, orta zekalıların yaptığı gibi olaylar üzerine dahi olgular geliştirilemiyor, hatalardan dersler alınamıyor.
Demokrasicilik, kişi sistemi çünkü, toplumun değil! Kişiler, kişileri belirliyor, büyütüyor ya da küçültüyor… Oysa bir toplumun en az yüzde  kırk – elli civarında bireylerinin, fikirleri, sistemleri konuşabilen ve uygulayabilen kişileri olabilmek için kişisel eğitim bilinci şart!
İnsan vücudu bile tek tek milyarlarca hücreden oluşuyor ve bir örgüt kurmadan, o mu, bu mu, şu mu seçimleri yapmadan, olması gereken sistemden yana yani vücut bütünlüğünü koruyucu, kesin ve net tavırlar sergiliyor.
Her birimiz tek tek, tüm toplumun, hatta tüm canlıların yararını gözetecek, her canlının eşitliğini savunacak, her canlının haklarını ve emeğini koruyacak bir sistemden yana olursak, hakları koruyucu kimseyi seçmemize gerek olmaz. Bir insan, bütüncül toplumcu sistem için kendi milyarlarca hücresinden biri kadar dahi mi olamaz?
İçimizden, her kişi ile aynı hak ve eşitliğe sahip olacak, her bölgede, örneğin 100′ er kişilik, aynı zamanda, kendi mesleklerini de yapan kişilerden oluşan bir komite oluşturur ve her birimiz, yönetim için sırayla aylık, yıllık, üç yıllık görevler alırsak, kimse yorulmadan, kimse bıkmadan ve kimse hayattan kopmadan, aynı ve eşit haklarla, aynı zamanda sevdiğimiz mesleğimizi yapar, makamsız, mevkiisiz, mülkiyetsiz, ayrıcalıksız olarak yaşamayı sürdürürüz.
Siyaset ve din, kimsenin mesleği olmaz,  tekelleştirilerek, patronlukları ya da müdürlükleri bulunmaz…
Göçmen kuşların sistem lider bilincine ulaşamıyorsak, zengin kulüplerinin sistem liderlik bilincine ulaşalım! Her kişinin dönüşümlü başkanlık, liderlik, gözcülük yapabileceği tek bir sistemi, tek tek savunalım, bu konuda dayatalım şimdilik!
Sonrasına ortak akılla hep birlikte karar vereceğimiz kesin!
DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ –
TÜLAY SÜKÜN  /  AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP