Bir insanın iç dünyasını görebilmek önemlidir. Hayat kurtarır diyebiliriz. Yaşamdan sezintiler saklıdır orada. Dışarıdaki dünya bizim idealar alemindeki dünyamızdan farklıdır. Iyi ve kötünün ayrımı dış dünyada karışmış durumda iken bizim idealar dünyamızda belli şekildedir.
Bir insan ya iyidir ya da kötüdür. Iyi gibi görünen fakat kötü olan aynı şekilde kötü görünen aslında iç benliğine baktığımızda iyi olduğunu gördüğümüz kimselere denk geliriz hayatta. Bu kimseler iki farklı kişilik tipine bürünmüştür. Derinlere indiğimizde ya çocukluğunda bir travma yaşadığını ya da zor bir hayat yaşadığını öğreniriz. Bu zorluklar onu dış dünyaya karşı savaş halinde olduğunu ve kendini koruma altına alması gerektiğini düşündürerek zarar görmemek adına sert biri olmaya itelemiştir aslında. Her insanın bir koruma duvarı vardır. Bazı duvarlar güzel bir şekilde aşılabilir. Bazıları ise kendi duvarını korurken başkasının duvarına zarar verir. Bu kimseleri iyi niyetli ve art niyetli olarak ayırabiliriz diye düşünüyorum. İyi niyetli insanlar yardımsever, cömert vs uzatabiliriz. Kendinden ödün vererek karşısındaki kişi için daha çok çaba gösterirler. Bu yüzden çoğu zaman hayır diyemezler. Çoğu zaman kendi mutluluğunu göz ardı eder mutsuzlukla kendini ödüllendirir. Onun ödülü bir tebessümdür karşısındaki kişinin mutluluğudur. O kelimenin anlamı derindir. Art niyetli kimselere gelecek olursak iyi niyetlinin ‘hayır’ diyemediği yerde devreye girer ve suistimal evresi kendini gösterir. En basit örneği okul ve iş hayatıdır. Okulda arkadaş grupları arasında muhakkak rast gelmişizdir. Hatta bu durumu yaşayan kendimiz bile olabiliriz. Suistimal edilmek ve bunun farkına varmak. Aynı şekilde iş hayatında da senin yardım ederek yaptığın bir işi senin artık yapman gereken bir iş olarak görmeleri ve yapılmadığında ise şikayetlerin ardı arkası.. Alttan aldığın durumların üstüne çıkmaya çalışmaları da başka bir çabası. Kendini suçlu hissetmene sebep olacak gündemler oluşturulur. Çünkü karşısında gördüğü yanlış davranan kişilik aslında aynadaki yansımasıdır. Sana nüksettirerek onunla savaşır. Karadenizde denizlerin derin olmasıyla insanların birkaç adımdan sonra o derinliğe çekildiğini görürüz. İyi niyette bu şekildedir. Fazlası bizi başka tarafa sürükler ve içinden çıkamaz noktaya getirebilir. Yaşamın içinde birçok yerden örneklerini çoğaltabiliriz. Aile, arkadaş grupları, sosyal ve siyasal gruplar, sanat, spor kısacası insanın olduğu her alanda.
Belli bir zamanımız var bize kalan hayatta. En güzeli her şeyi dozunda bırakmaktır. İyi niyetli olmayı bile… İyi yürekli insanlara denk gelesiniz.
Sosyolog Rümeysa Ozcelik / AVRUPAPRESS
AVRUPA
26 avril 2026AVRUPA
26 avril 2026AVRUPA
26 avril 2026AVRUPA
26 avril 2026AVRUPA
26 avril 2026AVRUPA
26 avril 2026AVRUPA
26 avril 2026