DOLAR 44,7743 0.04%
EURO 53,0722 0.35%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 33571391,10%
Ankara
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
MENOPOZDA BESLENME NASIL OLMALIDIR?
406 okunma

MENOPOZDA BESLENME NASIL OLMALIDIR?

ABONE OL
janvier 14, 2020 00:40
MENOPOZDA BESLENME NASIL OLMALIDIR?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

MENOPOZDA BESLENME NASIL OLMALIDIR?

      Menopoz tüm kadınların yaşayacağı doğal bir süreçtir. Kimilerinin zorlandığı, kimilerinin rahat geçirdiği bu dönem kadınlar için kritik bir dönemdir. Çünkü eğer bu dönemde kadınlar kendileri için gerekli önlemleri almazlarsa ileride bazı sıkıntıların yaşanması muhtemeldir.

      Menopoz sürecinde kadınların yaşayacağı ruhsal ve fiziksel bazı semptomlar bulunmaktadır. Bunlar arasında yorgunluk, sıcak basması, düzensiz menstrüal periyot, başağrısı, uykusuzluk, deride ve vajinada kuruma, idrar tutamama ve sık idrara çıkma, üriner ve vajinal enfeksiyonlar, konsantrasyon kaybı, hatırlama zorluğu, anksiyete, ağlama, depresyon, sinirlilik vb. yer almaktadır.

      Tip2 diyabet, osteoporoz, kardiyovasküler hastalıklar menopozda en çok görülen hastalıklardandır. Metabolizmanın yavaşlaması, fiziksel aktivitenin azlığı ve yaşanan ruhsal-fiziksel semptomlar kadınlarda yağlanmaya neden olmaktadır. Özellikle karın bölgesinde oluşan yağlanmalar insülin direncinin yaşanmasına temel oluşturmaktadır. Kadınların ağırlığındaki yıllık ortalama 0.5 kg. artış genellikle karşılaşılan bir durumdur. Bu durumun hastalıklara yol açmasının önüne geçmek için uygulanması gereken belli başlı kurallar vardır. Beslenme düzeninin ve fiziksel aktivitenin değişimi kadınların yaşlılık dönemine daha sağlıklı girmesini sağlamaktadır. Yaşam kalitesinin arttırılması için gereken kuralları belli başlı maddelerde toplamak gerekirse:

1. Günlük sıvı tüketimi en az 2 litre olmalıdır. Su hem yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak hem de vücuttaki fizyolojik süreçlerin çalışmasını devam ettirmek için önemlidir.

2. Sigara ve alkol tüketilmemelidir. Alkol; depresyon, hipertansiyon, ülser, kalp kası hasarı, pankreas iltihabı, sindirim sistemi kanserleri, beyin, karaciğer hasarı, şişmanlık, bazı vitamin ile minerallerin kullanılamamasına özellikle kalsiyumun vücuttaki metabolizmasını engelleyerek kemiklerde hasara böylelikle osteoporoza ve daha bunlar gibi birçok tahribata sebep olmaktadır.

3. Aşırı tuz tüketimi engellenmelidir. Görünen tuzlar kadar bizim göremediğimiz ama yediğimiz besinlerde tuz içeriği yüksek olanlar da yer almaktadır. Fazla sodyum alımı vücuttan kalsiyumun atımına sebep olmaktadır. Bu nedenle salça, peynir, turşu, zeytin, hazır gıdalara dikkat edilmelidir.

4. Kafein tüketimi azaltılmalıdır. Kafeinin gün içerisinde fazla miktarda alınması idrarla kalsiyumun atılıp kayıp yaşanmasına yol açar. Bu nedenle çay, kahve ve kafein içeren içecekleri azaltmak gerekmektedir. Yemekler ile beraber çay içilmemesine özen gösterilip çay içilmesi durumunda yemekten yaklaşık 1 saat önce veya sonrasında tüketilmesine dikkat edilmelidir.

5. Günlük enerji alımının % 50-60’ını karbonhidratlar oluşturmalıdır. Fakat alınan bu karbonhidratların basit karbonhidratlar yerine kompleks olanları tercih edilmelidir. Yani bal, pekmez, şeker, reçel yerine kurubaklagil, sebze, meyve, tahıllar tercih edilmelidir. Yapılan çalışmalara göre meyve ve sebze tüketimi menopoz sonrası kadınlarda günde toplam en az 400 gram olmalıdır.

6. Posa tüketimi arttırılmalıdır. Gün içerisinde 25 ile 30 gram posa alımının ideal olduğu yapılan çalışmalarda görülmüştür.

7. Alınan proteinler hem bitkisel hem de hayvansal kaynaklı olmalıdır. %70-75 bitkisel kaynaklı, % 25-30 ise hayvansal kaynaklı tercih edilmelidir. Eğer protein alımımız azalırsa idrarda kalsiyum attığımız düşünülürse proteinin kemik sağlığımız için de önemli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

8. Enerjimizin en fazla %30’u yağlardan karşılanmalıdır. Yavaşlayan metabolizmayı ve azalan hormonların işleyişini düşünerek yağ dengesini iyi ayarlamamız gerekmektedir.

9. A, P ( bioflavonoid ), K, C, E, D vitaminleri ile kalsiyum, boron, manganez, çinko, selenyum minerallerinin kandaki değerleri gözetim altına alınmalıdır. Bunların eksikliğinde kalp damar rahatsızlıkları ve osteoporoz riski artmaktadır. E vitamini yorgunluk, sinirlilik, sıcak basması, çarpıntı sıklığı, baş ağrısı, baş dönmesi ve kalsiyum metabolizmasında rol oynamaktadır. Aynı zamanda fitoöstrojenler de, kadınlarda menopoz dönemindeki azalan östrojen seviyelerine tepki olarak oluşan sıcak basmalarının azalmasına yol açmaktadır.

Kalsiyum; menopoz öncesi, sırası ve sonrası için çok büyük önem arz eden mineralimizdir. Kemik yoğunluğu kaybı, menopoz öncesi dönemde her 10 yılda %3-5 olarak değişiklik gösterirken menopoz sonrası dönemde her yıl %1-3 oranında değişmektedir. Bu kaybın yaşanmasında rol oynayan birçok faktör vardır. Yukarıda bu faktörlerden bazılarına değinmiş olduk. Kalsiyumun yetersiz alımı, alınsa bile vücutta emilemeyip idrarla atılması ya da kemiklerden kana yüksek miktarda kalsiyum geçişi kemik yoğunluğunu etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda kalsiyum takviyelerinin bir anda alınmasının emilimi olumsuz etkileyeceği görülmüştür. Bunun yerine besinlerle yavaş yavaş alımının desteklenmesi gerektiği düşünülmüştür. Aynı zamanda alınan kalsiyumun vücutta metabolize edilebilmesi için D vitamini desteğinin de sağlanması gerekmektedir.

10. Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Yaşam kalitesini arttırmak için haftada en az 150 dk orta şiddette fiziksel aktivite yapılmalıdır.

      Yukarıda yazılanları genellemek gerekirse menopoz sürecine girmiş kadınların beslenme düzenlerini değiştirmeleri onların yaşlılığa geçişlerinin daha sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır. Beslenmelerinde, yavaşlayan metabolizmalarını ve azalan östrojen hormonunu göz önünde tutarak dengeli ve anlamlı bir enerji kısıtlaması yapılmalıdır. Bir öğünde tüm besin gruplarının tüketilmesine özen gösterilmelidir. Gün içerisinde de çeşitlilik sağlanmalıdır. Örneğin meyve porsiyonlarında hep aynı meyveyi yemek ya da hep aynı tahıl grubunu tüketmek yerine onların muadillerini tüketmek hem kişinin yemekten zevk almasına hem aşırı tuz ve yağ tüketiminin azalmasına hem de besinlerin hepsinde olmayan farklı besin ögelerini vücutlarına almalarına olanak sağlayacaktır. Ayrıca düzenli kan değerleri takip edilerek doktor ve diyetisyen işbirliği içerisinde kişiye özel beslenme programları uygulanmalıdır. Uzmana danışmadan hiçbir besin takviyesi alınmamalıdır. Çünkü kişinin kullandığı ilaçlar, var olan hastalıklar, klinik öyküsü, içinde bulunduğu şartlara göre ihtiyaç farklılık göstermektedir.

      Online diyet hizmetimden yararlanmak için bana whatsApp, instagram veya mail yoluyla ulaşabilirsiniz.

whatsApp : +90 534 305 17 54               

instagram: https://www.instagram.com/dyt.aysenurrabiaonen/?hl=tr

e-mail: rabia_onen@windowslive.com

DİYETİSYEN AYŞENUR RABİA ÖNEN

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP