DOLAR %
EURO %
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3837098-1,21%
Ankara
14°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Sessiz Mağduriyet: Vize Uğruna Evlilikte Kullanılan Erkeklerin Hikâyesi
  • AvrupaPress
  • Avrupa
  • Sessiz Mağduriyet: Vize Uğruna Evlilikte Kullanılan Erkeklerin Hikâyesi
511 okunma

Sessiz Mağduriyet: Vize Uğruna Evlilikte Kullanılan Erkeklerin Hikâyesi

ABONE OL
novembre 2, 2026 20:56
Sessiz Mağduriyet: Vize Uğruna Evlilikte Kullanılan Erkeklerin Hikâyesi
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilgin Özçifci  /  BELÇİKA

Sevgiyle yuva kurma hayaliyle evlenen bazı erkekler, eşlerinin oturum izni almasının ardından terk edildiklerini, maddi ve manevi baskıyla karşı karşıya kaldıklarını öne sürüyor. Belçika’da giderek daha fazla konuşulması gereken bu mağduriyet, toplumun sessiz kaldığı sorunlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Yıllardır Avrupa’da evlilik yoluyla gelen kadınların yaşadığı mağduriyetler, uğradıkları haksızlıklar ve karşılaştıkları zorluklar gündemde. Elbette bu sorunlar gerçek ve üzerinde durulması gereken konular. Ancak Belçika’da son yıllarda başka bir mağduriyet de dikkat çekiyor: Evliliği bir oturum ve vize aracı olarak gören kişilerin, iyi niyetle yuva kurmak isteyen erkekleri kullanması.

Bu yazıyı kaleme almama neden olan, çevremde bizzat tanık olduğum bazı olaylar. Bir erkek, nikâhın hemen ardından çeşitli bahanelerle uçağa bindirilerek geri gönderildi. Bir başka olayda ise oturum işlemleri tamamlandıktan sonra eşinin, « Seninle yapamam ama oturumumu alayım, başımın çaresine bakarım » dediği iddia edildi. Başka bir örnekte, eşinin çocuğuna bakılması karşılığında oturum süreci boyunca aylık 1.200 avro talep edildiği anlatıldı.

Yuva kurma hayaliyle evlenen bu erkekler, bir süre sonra kendilerini sevgi ve güven ilişkisi içinde değil, adeta bir çıkar ilişkisinin ortasında buldu. Yaşananlar yalnızca maddi kayıplarla sınırlı kalmadı; hayal kırıklığı, güven kaybı ve psikolojik yıpranma da beraberinde geldi.

Elbette Avrupa’ya evlilik yoluyla gelen herkesin aynı niyeti taşıdığını söylemek büyük bir haksızlık olur. Gerçekten sevgiyle evlenen, aile kurmak ve birlikte bir gelecek inşa etmek isteyen binlerce insan var. Ancak kötü niyetli örneklerin varlığı da görmezden gelinmemeli. Aldatılan ve mağdur edilen erkeklerin yaşadıkları, cinsiyet üzerinden yapılan değerlendirmelerin gölgesinde bırakılmamalı.

Belçika’da hukuk bu konuyu tanıyor

Belçika Medeni Kanunu’nun 146bis maddesi, muvazaalı evlilikleri açıkça tanımlıyor. Buna göre eşlerden en az birinin gerçek ve kalıcı bir aile hayatı kurma amacı taşımayıp yalnızca oturum hakkı elde etmek amacıyla evlenmesi, koşulların değerlendirilmesi sonucunda muvazaalı evlilik kapsamında ele alınabiliyor.

Belçika makamları da bu konuda uzun yıllardır incelemeler yürütüyor. Belçika Senatosu’nda yayımlanan 2013 tarihli bir yanıta göre, Yabancılar Dairesi’nin araştırma birimi 2012 yılında muvazaalı evliliklerle ilgili 9 bin 64 idari soruşturma gerçekleştirdi. Bu rakam, konunun ülkede yeni olmadığını gösteriyor.

Ayrıca 18 Temmuz 2025 tarihli ve 18 Ağustos 2025’te yürürlüğe giren yasal düzenlemeyle aile birleşimi koşullarında da önemli değişiklikler yapıldı.

Asıl mağduriyet bazen boşanmayla başlıyor

Bu tür ilişkilerde en ağır süreçlerden biri de evlilik sona erdirilmek istendiğinde yaşanıyor. Uzayan boşanma davaları, mal rejimiyle ilgili anlaşmazlıklar, nafaka talepleri, tehdit ve baskı iddiaları erkekleri hem ekonomik hem de psikolojik açıdan zor durumda bırakabiliyor.

Belçika hukukunda boşanma sonrasında nafaka otomatik olarak bağlanmıyor. Hâkim; tarafların gelirlerini, ekonomik durumlarını, yaşlarını, evliliğin süresini ve aile içindeki sorumluluk paylaşımını değerlendiriyor. Nafaka süresi de kural olarak evlilik süresini aşamıyor. Ancak istisnai durumlarda hâkim bu süreyi uzatabiliyor.

Dolayısıyla her boşanma davasını bir çıkar ilişkisi olarak değerlendirmek doğru değil. Fakat kendisini kandırılmış hisseden, ekonomik ve duygusal açıdan yıpranmış bir insan için hukuki süreçlerin kendisi bile ağır bir mücadeleye dönüşebiliyor.

Erkeklerin mağduriyeti neden konuşulmuyor?

Belki de bu meselenin en acı tarafı, yaşananların çoğu zaman sessizliğe mahkûm edilmesi.

Bir erkek çıkıp « Evliliğimde kandırıldım, kullanıldım » dediğinde çoğu zaman anlayış görmek yerine sorgulanıyor. « Aklın neredeydi? », « Nasıl böyle bir hata yaptın? » gibi sözlerle karşılaşıyor. Toplumsal önyargılar, utanma duygusu ve erkeklerin güçlü görünmek zorunda olduğu düşüncesi, birçok kişinin yardım istemesini engelliyor.

Oysa bir insanın yuvasını, birikimini, hayallerini ve güven duygusunu kaybetmesi kadın ya da erkek olmasına bağlı değildir. Mağduriyetin cinsiyeti olmaz. Haksızlığa uğrayan herkesin sesini duyurabilmesi gerekir.

Bu yazının amacı kadınları, yabancı eşleri veya evlilik yoluyla Belçika’ya gelen insanları topluca suçlamak değil. Amaç, göz ardı edilen bir soruna dikkat çekmek ve sessiz kalan mağdurların da duyulmasını sağlamak.

Çünkü evlilik, oturum elde etmek için kullanılacak bir araç değil; karşılıklı sevgi, güven, saygı ve sorumluluk üzerine kurulması gereken bir birlikteliktir.

EVLENMEDEN ÖNCE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

  • Karşı tarafı tanıyın: Yeterince tanımadan, birlikte zaman geçirmeden ve aile hayatına ilişkin beklentileri konuşmadan evlilik kararı vermeyin.
  • Mal rejimini önceden belirleyin: Evlilik öncesinde bir noter veya aile hukuku avukatıyla görüşerek mal rejimi konusunda bilgi alın. Gerektiğinde mal ayrılığı sözleşmesini değerlendirin.
  • Aile birleşimi kurallarını öğrenin: Belçika’nın 18 Ağustos 2025’te yürürlüğe giren yeni düzenlemeleri kapsamında, belirli kategorilerdeki yabancıların yeni eşleri üzerinden aile birleşimi başvurusu yapabilmeleri için iki yıllık yasal ikamet şartı bulunuyor. Bu kuralın herkese aynı şekilde uygulanmadığını unutmayın.
  • Baskı ve tehdide boyun eğmeyin: Böyle bir durumla karşılaşırsanız delilleri muhafaza edin ve hukuki destek alın. Maddi imkânları sınırlı olanlar adli yardım imkânlarını araştırabilir.
  • Sessiz kalmayın: Yaşadıklarınızı güvendiğiniz bir yakınınızla, avukatla veya uzmanla paylaşmaktan çekinmeyin.

Unutulmamalıdır ki evlilik bir insanın hayatına umut katmalı, onu bir çıkar ilişkisinin içine hapsetmemelidir. Sevgiyle kurulan yuvaların güvenini korumak kadar, bu güveni istismar eden davranışlarla mücadele etmek de toplumun ortak sorumluluğudur.

 

Bilgin Özçifçi.        /         AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP