DOLAR %
EURO %
ALTIN
BIST %
BITCOIN 41567141,10%
Ankara
15°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Enflasyon
189 okunma

Enflasyon

ABONE OL
octobre 1, 2026 17:13
Enflasyon
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Can Yardımcı  /  AFYONKARAHİSAR

Enflasyon Canavarı
Enflasyon, halk arasında genel olarak fiyatların artması olarak anlaşılmaktadır.
Enflasyon, bir mal veya hizmetin ya da birkaç mal veya hizmetin fiyatlarının artmasından
ziyade fiyatlar genel düzeyinde meydana gelen sürekli artışlardır. Yoksa ekonomide
enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarında artış olabileceği
gibi azalma da olabilir. Ancak fiyatlar genel düzeyinde sürekli artışlar varsa enflasyondan
bahsedilebilir. Fiyatlar genel düzeyi, basitçe bir ekonomide üretilen tüm mal ve hizmetlerin
fiyatlarının ortalamasıdır. Fiyatlar genel düzeyindeki artış kullanılan para birimi ile daha az
malın satın alınması anlamına gelir ve bu durum paranın satın alma gücünün azaldığı durum
olan enflasyonu ifade eder. Enflasyonist bir süreç içerisinde paranın satın alma gücü giderek
azalırken bununla birlikte ekonomik birimlerden özellikle tüketici kesiminin fiyat değişimleri
konusundaki algısı da bozulur.
Enflasyona ilişkin iki tanımlama sıklıkla ele alınır. Bunlar TÜFE ve ÜFE kavramlarıdır.
TÜFE (tüketici fiyat endeksi), ekonomik birimlerin en önemlilerinden olan tüketicilerin satın
aldıkları mal ve hizmetlerdeki fiyat değişimleri ifade eden endekstir. ÜFE (üretici fiyat
endeksi), üretici açısından ortaya çıkan üretim maliyetlerindeki değişimi ölçen fiyat endeksidir.
Bu iki kavramın yanında çekirdek enflasyon, manşet enflasyon kavramları gibi tanımlar da
bazen duyulmaktadır. Ancak kavram karmaşası yaratmamak için bunların detayına
girmeyeceğim.
Enflasyonun iki itici gücü olduğu varsayılır. Bunlar talep cephesinden kaynaklanan
talep enflasyonu ve arz cephesinden kaynaklanan maliyet enflasyonudur. Üçüncü bir itici güç
ise beklentiler olarak ifade edilebilir. Talep enflasyonu, tüketicilerin artan taleplerine üretimin
aynı hızda cevap verememesinden dolayı ortaya çıkar. Bunun ana sebebi ekonomide var olan
para miktarının artması yani para arzının artmasıdır. Piyasadaki para miktarının veya arzının
artması yani likidite bolluğu olması durumu tüketicilerin ellerindeki para miktarı artacak ve
bunun sonucunda tüketiciler satın almak istedikleri mal ve hizmetler için daha fazla harcama
yapacaklardır. Ancak tüketicinin artan bu talebine üretimin cevap vermesi hemen
gerçekleşememektedir. Dolayısıyla artan talep, mal ve hizmet fiyatlarını artıracaktır. Ancak
süreç burada durmayacak artan talebi karşılamak isteyen firmalar üretimi artırmak için bazı
maliyetlere katlanacaklar ve bu durum da fiyatları artıracaktır. Bu durum başlangıçta olumlu
görülebilir. Örneğin, başlangıçta işsizlik azalacak ve firmaların kâr oranları artacaktır. Ancak
bir süre sonra bu süreç içinden çıkılamaz bir fiyat artışı ve satın alım gücünde azalmaya neden
olacak ve yüksek enflasyon ortaya çıkacaktır. Nitekim ünlü iktisatçı Milton Friedman bu durum

için “ Enflasyon alkolizm gibidir. Önce güzel etkiler hissedersiniz, kötü etkiler sonra gelir”
demiştir. Arz cephesinden kaynaklanan maliyet enflasyonu ise üretim maliyetlerindeki artışın
fiyatlarda artış getireceği durumlar için kullanılır. Üretim maliyetlerinin örneğin hammadde, iş
gücü maliyetleri gibi girdi maliyetlerindeki artışlar ile vergi gibi üretim dışı maliyetlerdeki
artışların sonucunda da fiyatlarda artış ortaya çıkması mukadderdir. Maliyetlerdeki sürekli
artışlar ürün fiyatlarına yansıyacak ve enflasyonu tetikleyecektir. Son olarak beklentilerin
olumlu yönde şekillenmemesi yani enflasyon beklentisinin baskın olması durumunda enflasyon
sorunu devam edecektir. Talep cephesinden fiyatların artış göstereceğinin beklenmesi
durumunda tüketiciler taleplerini artıracaklardır aynı zamanda gelecekte satın almak istedikleri
mal ve hizmetlere ilişkin planları da erkene çekecekler ve fiyatların artışını bir döngüye
sokacaklardır. Fiyatların yüksek seyredeceği beklentisi, arz cephesinden işçilerin ücretlerinde
artış istemelerine bunun yanında piyasada gerçekleşen sözleşmelerde de bu artışı gözetecek
yenilenmelerin sonucu enflasyon artış göstermeye devam edecektir.
Türkiye ekonomisi şu anda ciddi bir enflasyon sorunu ile boğuşmaktadır. Sorunun
geldiği aşama ve süreci incelendiğinde bütüncül bir yaklaşım ortaya konulmasının gerekliliği
aşikârdır. Fiyatların artması ile gelirlerde de sürekli artış sağlanarak bu sorunla mücadele etmek
enflasyonu düşürmeyecektir. Aksine enflasyonist süreç bir döngüye girecektir. Bu noktada
temel yaklaşım rasyonel zeminde rasyonel politikalarla bütüncül bir yaklaşım sergilemektir.
Merkez Bankasının, enflasyon sürecinde aşırı ısınma gösteren ekonominin soğutulması için
faizleri artırması gerekmektedir. Faiz politikası etkisini hemen göstermeyecek ve bu etki çeşitli
kanallar vasıtasıyla ekonomi üzerinde zamana yayılan bir etki mekanizması ile kendini
gösterecektir. Daha açık ifade edersek, yalnızca faiz politikası ile enflasyonu düşürmeye
çalışmak eksik bir yaklaşım olacaktır. Bu politika, rasyonel zeminde bilimsel akılla ele alınarak
maliye politikası ve yapısal reformlarla desteklenerek yürütülmelidir. Bunun yanında Merkez
Bankası bağımsız yapısının altında şeffaf, güven verici duruşunu tüm piyasa aktörlerine kabul
ettirmeli ve beklentilerin etkili yönetimini sağlamalıdır. Beklentilerin yönetilmesi, Merkez
Bankasının güven ortamını sağlaması ve belirsizlikleri ortadan kaldıracak politik
sadeleştirmeye gitmesi ile sağlanabilecektir. Bunun yanında hastalığın tedavisi için önce
semptomların belirlenmesi gerekir. Gerekirse enflasyon verisinin hesaplandığı sepet ve yöntem
uluslararası standartlara ve bilimsel akla uygun biçimde revize edilmelidir. Ayrıca ekonomi ile
ilgili kurum ve kuruluşların etkin bir şekilde işleyecek kurumsal bir yapıya kavuşması
sağlanmalıdır. Geçici çözümlerle enflasyonist sürecin etkisi kırılamayacak ancak enflasyon ile
kalıcı çözümlerin getirilmesi de bir takım acı reçeteleri önümüze sunacaktır.

 

Can Yardımcı.         /        AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP