DOLAR %
EURO %
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3693399-3,96%
Ankara
22°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
İlk Zille Şekillenen Gelecek: Okul Sıralarında Çizilen Bilinçaltı
  • AvrupaPress
  • Avrupa
  • İlk Zille Şekillenen Gelecek: Okul Sıralarında Çizilen Bilinçaltı
1074 okunma

İlk Zille Şekillenen Gelecek: Okul Sıralarında Çizilen Bilinçaltı

ABONE OL
septembre 14, 2026 05:39
İlk Zille Şekillenen Gelecek: Okul Sıralarında Çizilen Bilinçaltı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İlk Zille Şekillenen Gelecek: Okul Sıralarında Çizilen Bilinçaltı
Bilinçaltı, insan zihninin buzdağının görünmeyen kısmı gibidir ve davranışlarımızın,
alışkanlıklarımızın ile duygusal tepkilerimizin yaklaşık yüzde doksan ila doksan beşini
yönetir. Bugün okullar açılıyor ve milyonlarca çocuk için sadece yeni bir akademik yıl değil,
aynı zamanda kişiliklerini ve geleceklerini şekillendirecek devasa bir bilinçaltı kayıt süreci de
başlıyor. Okul çağı olan altı ile on iki yaş arası dönemi kapsayan bu süreç, çocukların ev
ortamının güvenli sınırlarından çıkıp dış dünyayla, kurallarla ve akranlarıyla ilk kez tek
başlarına yüzleştikleri en kritik evredir. Bu dönemde yaşanan her deneyim, öğretmenlerin her
bir cümlesi ve arkadaşlık ilişkilerindeki her kırılma, çocuğun bilinçaltına ömür boyu taşıyacağı
güçlü inanç tohumları eker ve bireyin yetişkinlik hayatındaki özgüvenini, başarı algısını,
ilişkilerini ve stres yönetimini doğrudan şekillendirir.
Okul hayatının başlamasıyla birlikte bilinçaltının çocuk gelişimindeki en büyük etkisi, benlik
algısı ve özdeğer üzerinde görülür. Çocuk ilk defa evdeki « koşulsuz sevilen » konumundan çıkıp
performansına göre değerlendirildiği bir sisteme adım atar. Eğer ebeveynler veya öğretmenler
çocuğun değerini sadece aldığı notlara bağlarsa, çocuk sadece yüksek not aldığında ya da
övülecek bir şey yaptığında sevgi ve ilgi görüyorsa, bilinçaltına başarı ve değersizlik inancı
yerleşir. « Sadece başarılı olursam sevilirim ve değer görürüm » şeklinde oluşan bu kod,
yetişkinlikte aşırı işkoliklik, tükenmişlik sendromu, başarısızlık korkusu ve kendini sürekli
başkalarıyla kıyaslama eğilimi olarak ortaya çıkar. Benzer şekilde, çocukların kardeşleriyle,
arkadaşlarıyla veya « komşunun çocuğuyla » kıyaslanması, bilinçaltına yetersizlik kalıplarını
kazır. « Ben başkaları kadar iyi değilim » veya « hep daha fazlasını yapmalıyım » inancı,
yetişkinlikte kronik yetersizlik hissine, kıskançlığa ve başkalarının onayına aşırı bağımlılığa
(Imposter Sendromu) yol açar.
Okulda veya evde ödevlerde, sınavlarda yapılan hatalara aşırı sert, ayıplayıcı veya cezalandırıcı
tepkiler verilmesi ise çocuğun iç dünyasında hata yapma korkusu ve mükemmeliyetçiliği
tetikler. Bilinçaltına yerleşen « hata yapmak tehlikelidir ve cezalandırılmalıdır » kalıbı,
yetişkinlikte yeni adımlar atmaktan korkmaya, risk alamamaya, karar felcine ve kusursuz olma
çabası yüzünden sürekli erteleme hastalığına neden olur. Tam aksine, çabası takdir edilen ve
hataların öğrenmenin doğal bir parçası olduğu hissettirilen çocukların bilinçaltı ise « hata
yapmak güvenlidir, ben her halimle değerliyim » inancını geliştirir. Bu inanç, çocuğun okul
dönemi boyunca zorluklar karşısında yılmamasını, merak duygusunu korumasını ve sağlıklı bir
özgüven geliştirmesini sağlar.
Aynı zamanda okul dönemi, bilinçaltının sosyal ilişkiler kurma, aidiyet ve dünyaya güvenme
haritasını çizdiği zamandır. Sınıf arkadaşları tarafından dışlanan, akran zorbalığına uğrayan
veya öğretmeninden herkesin içinde sert bir eleştiri alan çocuğun bilinçaltı kendisini korumak
için reddedilme korkusu geliştirir. « Dünya güvensiz bir yer, insanlar beni kırabilir » ya da
« olduğum gibi kabul görmüyorum, uyum sağlamak için kendimi gizlemeliyim » gibi olumsuz
inançlar, yetişkinlikte sosyal anksiyete, insanlara güvenmekte zorluk, « hayır » diyememe ve
aşırı insanları memnun etme (people-pleasing) davranışına zemin hazırlar. Son olarak, okulda
aşırı baskıcı, sorgulamaya izin vermeyen öğretmen ve ebeveyn figürleriyle karşılaşılması,
otoriteyle ilişki ve itaat kalıplarını oluşturur. « Güçlü olan haklıdır, kendi fikrimin bir önemi
yok » kodu, bireyin yetişkinlikte iş hayatında yöneticilere karşı aşırı çekingen olmasına, hakkını
savunamamasına veya tam tersi otorite figürlerine karşı sürekli öfkeli ve isyankar olmasına yol
açar.
Okulların açıldığı bugünlerde, çocukların akademik başarılarından ziyade kendilerini okulda
güvende ve kabul görmüş hissetmeleri bu yüzden hayati önem taşır. Bilinçaltı, güven duyduğ

ir ortamda savunma mekanizmalarını gevşetir ve zihinsel enerjiyi tamamen öğrenmeye,
keşfetmeye ve sağlıklı sosyal bağlar kurmaya yönlendirir. Okul dönemi, sadece defterlerin ve
kitapların doldurulduğu bir zaman değil, bilinçaltının bir insanın yaşam senaryosunu en canlı
renklerle yazdığı dönemdir. Ancak bu dönemde yüklenen olumsuz inançlar kalıcı birer kader
değildir; yetişkinlikte farkındalık çalışmaları, psikoterapi, EMDR veya bilinçaltı dönüştürme
teknikleriyle bu kodları yeniden yazmak her zaman mümkündür.
Unutmayalım ki çocukların sırtındaki okul çantaları ne kadar ağır olursa olsun, bilinçaltlarında
taşıyacakları « koşulsuz seviliyorum ve değerliyim » hissi onların hayattaki en hafif, en güçlü
ve en koruyucu kanatları olacaktır.

İdil Çeliker         /         AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP