GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE
ILGIN AĞACI
(Bir babalar günü hikayesi)
Sanırım 5-6 yaşlarındaydık. Rahmetli Alaattin (Düzgün ) o yıllarda oyun arkadaşımdı. Sessiz ağırbaşlı içine kapanık bir arkadaştı. Ya Mehmet hocanın Samanlık duvar dibinde çırpıcık oynar yada saçaklarda. Kuş yakalamaya çalışırdık. Alaattinlere gittiğimizde ise hadi ılgın ağacının yanında oynayalım der, ya ucuna ip bağladığımız naylon arabaları çeker yada bahçedeki saplardan golebe (kulübe) yapmaya çalışırdık. Ilgın ağacı onun sık sık yanına gidip oyun oynadığı yerdi. Babası Almanya’dan izine geldiğinde neşelenir, beni evlerine götürüp babasının Almanya’dan getirdiği çikolatalardan verir, getirdiği hediyeleri gösterirdi. Adeta sevincini paylaşırdı. İlkokul birinci sınıftan sonra ben Eskişehir’e, Alaattin Almanya’ya Gitmişti. Bir daha görüşemedik. Birkaç yıl sonra Alaattin in trafik kazasından hayatını kaybettiği haberini aldık.
Meslek hayatımın büyük bölümü lojmanlarda geçmişti. Uzun süreli görevlendirmelerle Güneydoğu ve yurtdışına giden arkadaşlarımızın aileleri lojmanda kalmaya devam ederdi. Babası uzun süre evden üzaklaşan 5-10 yaş arası erkek çocuklar ya içine kapanır yada agresifleşirdi. O çocuklardan birini gördükçe laf atar şaka yapar, ilgilenirdim. Birgün lojmanlarda parktaki bütün otomobiller taşla çizilmiş, sadece benim arabamda birşey yoktu. Yapan çocuk, babası Güneydoğu görevinde olan benim gördüğüm de laf atıp ilgilendiğim çocuktu. Biz farkında olmasakta babasından uzak çocukların toplumdan biraz ilgi beklentisi oluyor. Baba özlemlerini ya içine kapanarak yada agresifleşerek anlatmaya çalışıyorlar…
Birkaç ay önce o ılgın ağacına yine gözüm takıldı. Haneler virane olmuş hiç yaşanmamış gibi ama ılgın ağacı yemmyeşil ayakta…..
BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN….