DOLAR 44,8657 0.25%
EURO 52,9441 0.13%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 33802781,03%
Ankara
18°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı
1249 okunma

Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı

ABONE OL
avril 17, 2026 06:44
Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diplomanın Sustuğu Yer: Ruhun ve Erdemin Çığlığı
Bugün masamdaki hukuk kitaplarını usulca bir kenara ittim. Adaleti maddelerde değil, insanın
en derininde, vicdanında aramaya mecbur olduğumuz bir gündeyiz. Bir okulun koridorlarından
yükselen silah sesleri ve yitip giden 10 can, bize çok acı bir gerçeği fısıldıyor: Sadece « eğitmek »
yetmiyor; hatta bazen ruhsuz bir eğitim, en büyük yıkımların zeminini hazırlıyor. Peki, biz
kendimize karşı ne kadar dürüstüz?
Yıllardır çocuklarımızı bir yarışın içine soktuk. En iyi notları alsınlar, en iyi okullara gitsinler,
en prestijli meslekleri edinsinler diye uğraştık. Zihinlerini bilgiyle doldururken, ruhlarını ihmal
ettiğimizi ne zaman itiraf edeceğiz? Bir çocuğun eline o silahı veren sadece bir öfke değil; o
öfkenin yerine konulamamış merhamet, o boşluğa yerleşememiş bir maneviyat ve
parlatılamamış bir erdemdir. Dürüst olalım; eğitim dediğimiz şey sadece teknik bir donanım
haline geldiğinde, insanı bir « makineye » dönüştürür. Oysa insanı insan yapan, bilgisinin miktarı
değil, o bilgiyi hangi ahlaki zeminde kullandığıdır. Eğer bir eğitim sistemi, bir çocuğun kalbine
« yaratılanı sevme » tohumunu ekemiyorsa, ona canın kutsallığını ve ruhun nezaketini
öğretemiyorsa; o okul binaları sadece soğuk birer duvardan ibarettir. Bugün yaşadığımız bu
facia, manevi bir boşluğun, anlam arayışından kopmuş bir ruhun patlamasıdır. Erdemle
yoğrulmamış bir zekâ, sadece yıkım üretir. Biz çocuklarımıza dürüstlüğü, sabrı ve başkasının
acısına ortak olmayı; trigonometriden veya tarihten daha önce öğretmek zorundayız. Çünkü
kalp terbiyesi görmemiş bir insana dünyayı da verseniz, o dünya onun içindeki karanlığı
aydınlatmaya yetmeyecektir. Şimdi sadece binaları ya da güvenlik sistemlerini değil, insan
yetiştirme felsefemizi sorgulama vaktidir. Dürüstlük tam da burada başlar: « Biz nerede ruhu
kaybettik? » Ruhu karanlıkta kalan hiçbir çocuk, aydınlık bir gelecek kuramaz. Bugün yasımızı
tutarken, yarın için her bir çocuğun kalbine birer erdem feneri yakmaya söz vermeliyiz. Nazi
toplama kamplarından sağ kurtulan bir okul müdürünün, her eğitim yılı başında öğretmenlerine
gönderdiği o meşhur mektubu hatırlayalım:
« Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş mühendislerin inşa
ettiği gaz odalarını, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocukları, iyi eğitim almış
hemşirelerin vurduğu bebekleri… Bu yüzden eğitimden şüpheliyim. Sizden isteğim şudur:
Öğrencilerinizin ‘insan’ olması için çaba gösterin. Çabalarınız bilgili canavarlar, becerikli
psikopatlar ve eğitimli ‘Eichmannlar’ üretmesin.
 » İlahi mesajların ilk emirleri aslında bize yolu binlerce yıl önceden çizmişti. Tevrat
“Öldürmeyeceksin!” derken yaşamın kutsallığını; İncil “Sev!” derken merhametin gücünü;
İslam ise “Oku!” derken sadece metni değil, kâinatı ve insanı anlamayı emretmişti. Bu
emirlerin her biri birer ruh terbiyesi, birer maneviyat kalesiydi. Peki, dürüstçe kendimize
soralım: Ne kadar yapılıyor? Bugün geldiğimiz noktada, ilahi öğretilerin ve evrensel değerlerin
içi boşaltıldıkça ortaya çıkan manzara hepimiz için bir utanç vesikasıdır. « Öldürmeyeceksin »
emrine rağmen katliamları meşrulaştıran zihinler, « Sev » emrine rağmen kalbi sevgisiz kalmış
kalabalıklar ve ilk emri « Oku » olmasına rağmen derinlikten ve tefekkürden kopmuş yığınlar
arasında, o 10 masum canın çığlığı yankılanıyor. Eğer bugün dünya üzerinde; vahyedilen
mesajın aksine « öldüren », sevgi yerine « nefret » büyüten ve okumayı sadece kağıt üzerinde
bırakan nesiller yetiştiriyorsak, tüm eğitim sistemimizi o enkazın altında yeniden
sorgulamalıyız.
Bilgili canavarlar değil, vicdanlı insanlar yetiştireceğimiz bir dünyaya uyanmak ümidiyle…

Av. Besra YAŞİK ŞENER        /        AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP