Ülkemize giriş yapmış her yabancı sınır dışı edilebilir mi? Hukuk bu konuda hangi adımları izlememizi
ister? İşte burada geri gönderme yasağı ile bu ilkeye sınır addedilmiştir. Geri gönderme ilkesi, göç ve
iltica hukukunun temel kavramlarından biridir. Bu ilkenin hukuki dayanağı, Cenevre Sözleşmesi’nin 33.
maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nde belirlenmiştir.
Avrupa Birliği, göç ve iltica politikası çerçevesinde yasa dışı ülkede kalma durumuna dair bazı hususlara
dikkat çekmektedir. Bu politikaya ilişkin veriler Eurostat istatistiklerinde yansımaktadır. Ülkemizde, yasa
dışı göç ve iltica konularına dair mevzuat, 6458 sayılı Kanun kapsamında da düzenlenmiştir. Ülkemizde
yaşayan yabancılar hakkında kimi hallerde geri gönderme ilkesine bağlı geri gönderme yasağı, sınır dışı
işlemlerine karşı mutlak bir surette sınır sağlamaktadır. (Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.
4)
Ayrıca, çeşitli ikamet izinleri vatandaş olan ve olmayanlara kanunda öngörülen şartlara uygun olarak
verilmektedir. Ülkemiz açısından da aranan belirttiğimiz 6458 sayılı Kanun ve diğer uluslararası
kanunlara dayalı ülkeye girişte çeşitli şartlar ve sınırlandırmalar bulunmaktadır. Bu şartlar ve
sınırlandırmalarda tebliğ , süreler..vb. dikkat edilmesi gereken unsurlar vardır. Örneğin vize ile girişte 90
günlük bir sınır bulunmaktadır. Başka bir taraftan da kimi olgularda ülkemize girişin yasaklanması söz
konusu olabilmektedir. Bu ,yabancılar hakkında giriş yasağı, özellikle kamu güvenliği , kamu sağlığı,
kamu düzeni..vb. sebepler aranarak ve yine burada da çeşitli sürelerin ve şartların varlığıyla bir karara
varılmaktadır. Bu konuda tebliğ önemli olup, tebligat bu hususta idari işlemlerin hukuki sonuç doğurması
açısından belirleyici bir unsurdur. Daha önceki kısımlarda yer verdiğimiz üzere ülkemize girişte çeşitli
ikamet izinleri olduğunu söylemiş olup, burada da başvurunun nasıl yapılacağı ya da buradaki yasal
temsilci , bizzat taraf bulunan ve varsa vekilinin bu hususta dikkat etmesi gereken yerler de mevcuttur.
(ikamet izin çeşitleri: öğrenci ikamet izni, kısa dönem ikamet izni , aile ikamet izni, insani ikamet izni )
Ülkemizden belirli koşulların varlığı sonucunda geri gönderilecek yabancılara her sınır dışı kararı direkt
olarak idari gözetim karını doğurmaz. Burada karar mercii valiliklerdir. (valiliklerin re’sen araştırma
yükümlülüğü vardır) Başta bu kararın verilmesine dayanak oluşturacak hususlar arasında: ‘yabancının
ülkeye nasıl girdiği , başvurunun olup olmadığı ya da bu başvuru sırasında gerekli ve doğru bilgiler
verildi mi ve bütün belgeler mevcut mu ‘ sorularının karşılık bulduğu cevaplara uygun ve yasal bir
sürecin sonucunda karara bağlanmaktadır. Bu kararın verilemeyeceği yabancılar da vardır. Ayrıca kararın
verilmesiyle birlikte itiraz hakkı olup (sürelere dikkat ederek) dava yolu bulunmaktadır. Bu süreçte
ülkeden ayrılması için belli bir süre verilmiştir( terke davet) İdari gözetim kararından önce geçen sürede ,
geri gönderme merkezleri ve koşulları göz ardı edilmemelidir. Ve idari gözetimde bulunmada da belli
süre ve uzatılma durumları vardır. Unutulmamalıdır ki sınır dışı kararı ve idari gözetim kararı ayrı itiraz
konularıdır ve ayrı şekilde yapılır. Kararlar mutlaka gerekçe içermelidir.
Çocuklar açısından ise; refakatsiz çocuklar idari herhangi bir işleme tabi tutulamazlar. Çocuğun üstün
yararı göz önünde tutulur ve çocuğun yaşı konusunda da ayrıca ispat yöntemlerine gidilmektedir.
Bu hususta uluslararası alanda da korumalar vardır. (Cenevre Sözleşmesi m. 51 , 67 Uluslararası
Protokolü ( Türkiye 68’ coğrafi kısıtlama ile kabul etmiştir.) BM Mülteciler Yüksek Komiserliği..)
Burada da çocuğun üstün yararı aranmış olup , ülkemiz açısından hem ÇKK/5395SAYILI KANUN hem
çocuğun üstün yararı ilkesiyle dikkate alınmaktadır. Uluslararası idari gözetim ise, en son kullanılması
gereklidir. Başvuru süreci burada da mevcut olup , kabul ve barınma merkezleri vardır , ayrıca ülkemize
gelen ve giriş yapmış yabancının geldiği noktalar (yol güzergahları) bazı şartları karşılaması açısından
önemli bilgilerdendir ki kabul edilemez başvuru olup olmaması değerlendirilmesi açısından. Ayrıca
burada da süreler ve başvuru sırasındaki dikkat edilmesi gereken başkaca zorlayıcı durumlar ortaya
çıkabilir.
Uluslararası korumada AB yönünden bazı istatistiklerde görülmektedir ki sınır dışı kararları artış
göstermiş olsa da uygulanması aynı oranda artmadığı görülmektedir. Bu durumda istisnai olarak
kullanılması gerekli idari gözetim tedbirinin uygulanmasını belirleyici yapmaktadır. Diğer taraftan
yabancının geri gönderilmesi hedef ülkelerden gerekli belgelerin talebi sonrası , temin edilememesi ya da
gecikmesi de yine eleştiri alanı açan başka birtakım olgulardır. Bu da istisnai kullanım olarak aranması
gerekliliğinin hem süre hem insan hakları yönünden idari gözetim tedbiri yönünden düşünülmesi gereken
bir izlenim olmasına dikkat çekmektedir.
Sonuç olarak; hem ülkemiz hem diğer ülkeler açısından sınır dışı ve idari gözetim tedbirinin ölçülü
insan haklarına uygun hukuksal yönden ilerlemesi gerekliliğini göstermektedir

Avukat Hacer Mutlu / AVRUPAPRESS
AVRUPA
15 avril 2026AVRUPA
15 avril 2026AVRUPA
15 avril 2026AVRUPA
15 avril 2026AVRUPA
15 avril 2026AVRUPA
15 avril 2026AVRUPA
15 avril 2026