DOLAR 44,7606 0%
EURO 52,9988 0.18%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 33448890,84%
Ankara
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
EMİRDAĞ CAMİLİ KÖYÜ’NDE  GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE………….. MUHACİR BAHÇELERİ
  • AvrupaPress
  • Avrupa
  • EMİRDAĞ CAMİLİ KÖYÜ’NDE  GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE………….. MUHACİR BAHÇELERİ
1651 okunma

EMİRDAĞ CAMİLİ KÖYÜ’NDE  GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE………….. MUHACİR BAHÇELERİ

ABONE OL
avril 5, 2026 19:03
EMİRDAĞ CAMİLİ KÖYÜ’NDE  GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE………….. MUHACİR BAHÇELERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

EMİRDAĞ CAMİLİ KÖYÜ’NDE  GEÇMİŞTE CAMİLİ’DE………….. MUHACİR BAHÇELERİ

Muhacir bir yeri yurt edindiği de öncelikle evini yapardı. Sonra sahip olduğu alanı duvarla çevirmeye başlar. Bu alan 3-4 bin metrekarede olsa duvar çevrilirdi. Gücü nisbetinde ya taş yada kerpiç duvarlar 2,5 metre kadar yükseltilirdi. Bu yükselti mahremiyetin gereği olarak görülürdü. Duvar içten ve dıştan kılçıklı çamurla sıvanırdı. Yağmurdan etkilenmemesi için duvarların üstüne diken konurdu. 2- 3 yılda bir kuruyan dikenler değiştirilirdi. Sonraki yıllarda çamur sıvanın yerini beton sıva, dikenin yerini kiremit aldı.

Hemen her aile avlu içine kendi su kuyusunu kazardı. Bizim köyde ortalama 18 metrede su bulunur, 4-5 metre daha kazılarak toplanma alanı oluşturulurdu. Çıkrık sistemi kurulup su tenekeyle ve insan gücüyle çıkarılırdı. Suyu dışarı çıkaran sistemin adı KELEBE dır. Bazı köylerde kuyu derinliği 70 metreye kadar ulaşırdı. Bu kuyulara bir dolap yapılır, dolabı eşek döndürürdü. Bu sistemin adı da kelebeydi. 1960 yılında Devlet Su İşler köylere içme suyu için ortalama 100 metrelik sondaj yaparak su çıkarmış, elle çevrilen pompa sistemi kurarak çeşme yapmıştır. Bayırın alt kısmında bulunan bu çeşme muhtarımızın katkılarıyla güneş enejisiyle su akıtır hale getirilmiş ve önüne bir hayvan sulama oluğu yapılmıştır. Her evin kendi pınarı olduğu için MUHACİRLERİN ÇEŞME BAŞI TÜRKÜLERİ YOKTUR.

Yaklaşık 3 dekarlık bahçe tekrar 130 santim yüksekliğinde bir duvarla bölünürdü. Dış bahçede, ambar, samanlık saya dam kümes pınar garaj gibi yapılar bulunurdu.

İç bahçe ise yaşam alanıydı. Evler, kiler, fırın süt evi, gibi yapılar bulunurdu. Çiçek ve sebze karıklarıda iç bahçedeydi. Bazı evlerde karıkların etrafı kerpiçle çevrilir, etrafı çamurla sıvanırdı. Karıklarda sebzenin yanısıra nergis, zambak sümbül, akbardak, hatmigül, kasımpatı, begonya gibi çiçekler olup, hergün pınardan çekilen suyla sulanırdı. Zerdali, iğde, badem, dut, kral(akasya) ağaçlarıda iç bahçenin vazgeçilmezleriydi. 10 yıl önce 1989 yılında Bulgaristan dan gelen soydaşlarımızın yaşadığı göçmen konutlarında bizim bahçelerde bulunan küçük sümbül kokusunu hissedince bahçeye baktım. Aynı çiçekler oradada vardı. Sanırım göçle çiçek tohumlarını soğanlarınıda getirmişler . Bahçe hergün süpürülür, çıkan gübür küllüğe atılardı. Süpürülmeyen bahçeler ayıplanırdı.

Her hanenin kullandığı bir küllük olup, soba külleri, hayvan fışkılar, bahçe gübürleri buraya atılır, sonbaharda arabalarla tarlaya yayılırdı. İç bahçeye kedi dışında hiçbir hayvanın girmesine müsaade edilmezdi.

Resimdeki ev benim halen kullandığım, yılın 7-8 ayını geçirdiğim yaklaşık 100 yıllık bir ev. İç dizaynını günün şartlarına göre yeniden dizayn ettik. Bu evin güneye bakan pencereleri öyle bir yapılmışki kışın güneşi içeri alıyor ve ısısından faydalanıyor. Yazın ise daha yüksek olan güneş ışınları sadece sabah saatlerinde kısa süre ışık alıp, daha serin olmasını sağlıyor.

Sokaktan bahçeye açılan kapılar iki kanatlı ve geniş olup araba girmesi içindi. Hemen yanında bir cümle kapısı olurdu. Ahşap tokatlar desenli olarak yapılırdı. İç bahçeye açılan bir küçük kapı vardı.
Camili de pınar kazan bizim bilebildiğimiz rahmetli Halit aga ve oğlu Hüsmen aga vardı. ikisininde mekânı cennet olsun.

Eksik yada yanlış bilgileri lütfen yorumlarınızla düzenleyip katkıda bulunun. Tün hemşehrilerime selamlar.

 

Fatme Tahir             /           AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP