60 Yıllık Emek, Bugünün Hesabı: Belçika’da Göçmen GerçeğiBir zamanlar “gelin,
çalışın” diye çağrılan göçmenler, bugün ekonomik sıkıntıların yüküyle karşı karşıya. 60 yıllık emeğin karşılığı bu mu olmalı?
Yaklaşık 60 yıl önce Avrupa kapılarını açtı.
“Gelin, size iş var” dediler. Trenlerle, uçaklarla insanlar getirildi. Maden ocaklarında, fabrikalarda, inşaatlarda en ağır işler göçmenlere verildi.
Kimse şart sormadı. Kimse konfor aramadı. Amaç belliydi: çalışmak, ayakta kalmak ve çocuklara daha iyi bir gelecek bırakmak.
Ancak bu süreç her zaman adil olmadı.
Göçmenler bazen hor görüldü, bazen yapmacık bir hoşgörü ile karşılandı. Eski, yıpranmış evlerde yaşamaya mahkûm edildiler. Çoğu zaman ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüler.
Mahalleler oluştu. Ama bu mahalleler entegrasyonun değil, ayrışmanın adresi hâline geldi.
Unutulmayan Dönemler
Schaerbeek’te 1980’li yıllarda yaşananlar hâlâ hafızalarda. Türk mahallelerine yönelik polis baskınları, esnafın vitrinindeki Türk ve Arap bayraklarının kaldırılması…
Bunlar sadece bir dönemin değil, bir zihniyetin yansımalarıydı.
Değişen Politika, Aynı Yük
Zaman geçti, Avrupa’nın nüfusu yaşlandı. İş gücüne ihtiyaç arttı.
Vatandaşlık süreçleri kolaylaştırıldı, çocuklar doğrudan sistemin parçası hâline geldi.
Sonra European Union genişledi. Doğu Avrupa’dan, Balkanlar’dan, Latin Amerika’dan ve son olarak Ukranya’dan gelenler farklı koşullarla karşılandı.
Ama dikkat çeken bir gerçek değişmedi:
Aynı ülkeye gelen herkes, aynı muameleyi görmedi.
Ekonomik Darboğaz ve Kolay Hedef
Ekonomi daraldığında, siyaset çoğu zaman en kolay yolu seçer.
Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız.
İşsizlik hakları tartışmaya açılıyor, emeklilik sisteminde kısıtlamalar gündeme geliyor. Yıllarca çalışan, vergi veren, katkı sunan insanlar bir anda yük gibi görülmeye başlanıyor.
Ve sessizce verilen mesaj:
“İsterseniz ülkenize dönebilirsiniz.”
Belediyeler Alarm Veriyor
Sadece merkezi yönetim değil, yerel yönetimler de ciddi bir kriz içinde.
Belediyeler artık açık açık kasaların boşaldığını söylüyor. Hizmet üretmekte zorlandıklarını dile getiriyorlar. Sosyal hizmetlerden altyapıya kadar birçok alanda daralma yaşanıyor.
Bu tablo, krizin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda yapısal olduğunu gösteriyor.
Siyasetin Kalite Sorunu
Bugün gelinen noktada en büyük sorunlardan biri de siyasetin niteliği.
Yıllar önce bir aile avukatının söylediği sözler, aslında bugünü anlatıyor:
“Belçika’nın siyasi arenası eski kalitesini kaybetti. Eskiden siyasete girenlerde belli bir birikim olurdu; kimi avukat, kimi mühendis olurdu. Bugün ise siyaset, adeta bir meslek kapısına dönüştü. Koltuk ve maaş için yapılan bir alan hâline geldi. Ülkenin diline hâkim olmayan, yeterli donanımı bulunmayan isimlerle dolu bir yapıdan ne beklenebilir? Artık köklü proje üreten siyasetçiyi mumla arıyoruz.”
Bu tespit sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda bugünkü tıkanmışlığın özeti.
Sistem Tıkanıyor
Brüksel’te hükümetin aylar, hatta yıllar süren pazarlıklar sonucu kurulması; seçimlerde herkesin kendini kazanan ilan etmesi; değişen bir şey olmaması…
Bunlar sistemin ne kadar zorlandığını açıkça gösteriyor.
Grevler artıyor, toplumun farklı kesimlerinden tepkiler yükseliyor. Ancak sonuç değişmiyor:
Hükümet bildiğini okumaya devam ediyor.
Daha da dikkat çekici olan ise muhalefetin söylemi: “İktidara gelirsek mevcut politikaları sürdüreceğiz.”
Bu durumda vatandaşın güven duygusu nasıl ayakta kalabilir?
Asıl Soru
Bugün sormamız gereken soru açık:
60 yıl boyunca bu ülkeye emek vermiş insanlara daha adil, daha insani bir çözüm üretilemez miydi?
Bir zamanlar yurt dışındaki büyük sermayelerin geri getirilmesi tartışılırken, bugün neden yük en zayıf kesime bırakılıyor?
Belçika, göçle büyüyen bir ülke oldu. Ancak bugün geçmişin emeği ile bugünün politikaları arasında ciddi bir kopukluk yaşanıyor.
Bu bir nankörlük mü?
Yoksa sistemin tıkanmışlığının bir sonucu mu?
Belki de her ikisi…
Ama kesin olan şu:
Toplumlar, en zor zamanlarında en zayıf kesime nasıl davrandıklarıyla sınanır.
Ve bugün yaşananlara bakıldığında, bu sınavın kolay geçmediği açıkça görülüyor.
Halis Kokten
Bilgin Ozcifci / AVRUPAPRESS
AVRUPA
26 mai 2026AVRUPA
26 mai 2026AVRUPA
26 mai 2026AVRUPA
26 mai 2026AVRUPA
26 mai 2026AVRUPA
26 mai 2026AVRUPA
26 mai 2026