Geçmişte Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Camili köyünde kahvehaneler, köy yaşamının en önemli sosyal buluşma alanları arasında yer aldı. Kahvelerin girişinde genellikle sol tarafta bulunan ve “pat” adı verilen yükseltilmiş alan, mekânın en özel bölümü olarak kullanıldı. Yaklaşık 2 metre eninde, 3 metre boyunda ve yerden 60 santim yüksekliğinde olan patta kilimler serilir, duvarlara yastıklar dizilirdi. Bu alanda yaşlılar ve köyün ileri gelenleri oturur, ayakkabılarını çıkararak sohbet ederdi. Kahvelerde en çok çay, oralet ve soda tüketilirdi. Oyun olarak 66, domino ve üçlü en yaygın tercih edilen oyunlar arasında yer aldı. Köyde birden fazla kahve olduğunda baba ile oğulun aynı kahveye gitmemesi yazılı olmayan bir kuraldı. Tek kahve varsa baba ve oğul birbirinden uzak oturur, birlikte oyun oynamazdı. Kahvehaneler aynı zamanda köy otobüslerinin durak noktası olarak da kullanıldı. Yolcular çoğu zaman kahveye girer, dışarıdaki eşyalarını unuturdu. Bu sırada Rahmetli Yusuf Ağa’nın kara köpeğinin eşyaları koklayıp üzerine işediği olaylar köyde uzun süre konuşuldu. Köy halkı, kahvelerin zaman zaman insanları işinden gücünden alıkoyduğunu dile getirdi. Evdeki işlerin büyük kısmının kadınlara kalması, bu duruma yönelik eleştirileri artırdı. Rahmetli anneannenin “Kolayını bulsam şu kahveyi gidip yıkayacağım” sözleri, bu durumu özetleyen ifadeler arasında yer aldı. Camili’de ilk kahvenin Rahmetli Ali Osman Ağa tarafından işletildiği hatırlanıyor. Daha sonra Sebahattin Ağa ve Zekeriye Dayı’nın kahve açtığı, köy kahvesinde ise Veli Ağa, Bayram Dayı, Mahmut Ağa ve Selim Ağa’nın işletmecilik yaptığı biliniyor.
Camili köyünde kahvehaneler, sosyal hayatın merkezinde yer aldı. Pat bölümü, oyunlar ve sohbetler köy kültürünün vazgeçilmez unsurları oldu. Eski kahveler ve işletmecileri, köy hafızasında önemli bir yer tutmaya devam ediyor.
Bilgin Ozcifci / AVRUPAPRESS