Yüklediğimiz Anlamlar Kadarız
Bir yerde okudum, diyordu ki:
“İnsan, insandan vazgeçmez azizim. İnsan, insana yüklediği manadan vazgeçer.”
İlk okuduğumda duraksadım. Birkaç kez tekrarladım içimden.
Ne kadar yalın, ne kadar doğru…
İnsan olarak ilişkilerimizde çoğu zaman karşımızdakini değil, ona yüklediğimiz anlamları severiz. Onun bize hissettirdiklerini, gözünde gördüğümüzü, sesiyle duyduğumuz geçmişi ya da geleceği… Ve bu anlamlar değiştiğinde, eksildiğinde, yıkıldığında; sanırız ki o insandan vazgeçtik. Oysa insan değişmemiştir belki. Değişen sadece bizim bakışımız, beklentimiz, anlamlandırma biçimimizdir.
“Farkın yokmuş kimseden, ben farklı bakmışım bilmeden,” diyen bir iç sesle ayrılır insan bazen bir ilişkiden, bir dostluktan, bir aşktan.
Ve o fark, belki de hiç olmamıştır.
Sadece biz, farklı bir ışıkta görmüşüzdür onu.
İşte bu yüzden; giderken bile kırgın değil, daha çok yorgun oluruz. Çünkü gerçek bir vedayı, bir insandan değil, o insana yüklediğimiz anlamdan yaparız.
Bazen gidenin ardından söylenen tek cümle olur:
“Der… ve gider.”
Ama geriye kalır: bir öğrenme, bir idrak, bazen buruk bir gülümseme.
Halime Önen / AVRUPAPRESS