HABER / FOTOĞRAF: ERTUĞRUL ALTINEL – BİLGİN ÖZÇİFTÇİ – AVRUPA PRESS – BELÇİKA
Eskişehir Hacı Süleyman Çakır Kız Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Temel Gündoğdu, Yayla Deyip Geçme ‘Otçu Göçü’ konulu konferans verdi.
Hacı Süleyman Çakır Kız Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Temel Gündoğdu konferansta yaptığı konuşmasında, ‘’Giresun, Gümüşhane ve Trabzon dolaylarında her yıl yapılan ve genellikle aynı tarihlere rastgelen önemli günlerden biridir. Hep beraber yaylaya gidilir. Her köyün ot göçü ‘Otçu Göçü’de denilir bazen. Ayrı ayrı günlerde gider yaylaya. Bazen birkaç köyün birden gittiği de olur. Bu da onların şansıdır. Ekinler (mısır) ekilir. Ekinler biraz büyüdükten sonra ‘eski ot’ denilen ottan temizlenir. Daha sonra da ‘yeni ot’ kazılır. Köyün ot işi bittikten sonra köylüler aralarında bir gün kararlaştırırlar. O güne kadar herkes hazırlık yapar.
Ot göçüne gidenler en yeni elbiselerini giyerler. Sanki bir bayram veya düğün varmış gibi neşelidirler. Pikniğe gider gibi en yeni yemekler hazırlanır. O sabah herkes erkenden kalkar, giyinir, yemeğini yer, evlerinden çıkarlar. Köyün çıkışında toplanırlar. Ata yıka, çala oynaya yola koyulurlar. Hem oynanır hem de gidilir. Türkü çağrılır, kemençe çalınır. Bir bayram günüdür o gün. Öğle yaklaşır. Erkekler karar verilen yerde toplanırlar. Yemek yenecektir artık. Yemekler çıkar, sıra sıra dizilir. Kemençe kıvrak horon havaları çalarken kısa Karadeniz manileri söylenir.
Karadeniz gençleri/ ot göçüne giderler
Çıkarlar kadırga’ya / güzel horon ederler.
Ata yıka, çala oynaya yola koyulurlar. Ufukta beliren kızıl bulutlar akşam olduğunu haber vermiştir, artık. Obaya haber varmış o ufacık keliflerde (evlerde) heyecan başlamıştır, bile. Koca karılar çocuklara ‘oğlum başını kaşı bakalım’ derler. Çocuk da başını tatlı tatlı kaşır. Başının ön tarafını kaşıdıysa o evin Çenikcisi (Çenik, köy demektir. Cenikci de köyden gelen demektir) gelecektir. Eğer arka tarafını kaşırsa gelmeyecek demektir. Diğer taraftan çocuklar toplanır. ‘heleya hüleya cenikciler geleya’ diye tempo tutarlar. Yollara dökülürler, Çenikcileri karşılarlar. Yaylaya giriş bir başka olur. İlerde, sırtında yüküyle katırlar, peşinde atta binekli erkekler, en arkada da yaya erkek ve kadınlar. Gençler horona tutuşurlar. Düz bir yerde toplanılır. Biraz horon tepildikten sonra evlere çekilir, herkes. Ertesi gün pazara gidilir. Pazarda da şenlik devam eder. Soğuk suyun başında kuzu kavurması yenirken tekrar silahlar konuşur. Birbiri ardı sıra patlar. Öğle den sonra tekrar obaya dönülür. Bir iki gün dinlenilir. Bütün yorgunlukları çıkmıştır artık. Birkaç genç sevdiği kızla konuşma fırsatı bulmuş, konuşmuşlardır. Ama bunun bir de aması var. Bu da diğer değerlerimiz gibi yitmeye yüz tutmuştur. Artık herkes minibüs ve kamyonlarla gider oldu yaylaya. Teyp, pikap gireli beri köyümüze türkü çağırılmaz, kemençe çalınmaz oldu.
Konferansın sonunda; sorulan sorular cevaplandırıldı. Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Topal, Konuşmacı öğretmen Temel Gündoğdu’ya şükran beratı takdim etti.
HABER / FOTOĞRAF: ERTUĞRUL ALTINEL – BİLGİN ÖZÇİFTÇİ – AVRUPA PRESS – BELÇİKA