DOLAR 46,0830 0.1%
EURO 53,1425 -0.85%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 2731561-6,92%
Ankara
25°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
SEYDİ BOZ’UN MİLLİ MÜCADELE ANILARI
1661 okunma

SEYDİ BOZ’UN MİLLİ MÜCADELE ANILARI

ABONE OL
janvier 4, 2025 19:48
SEYDİ BOZ’UN MİLLİ MÜCADELE ANILARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Seydi Boz, 1898-1972 yılları arasında yaşamış, Emirdağ’da adı ve sanıyla Bozahmetler sülalesinden olup girişimci, gözü pek bir insandır. Çiftçi ve müteahhit mesleklerini icra eden Seydi Boz, 1. Dünya Savaşı ile İstiklal Harbinde bulunmuştur. Emirdağ Belediyesinde Meclis üyeliği ve başkan vekilliği yapmıştır.
  Urfalıoğulları olarak da anılan Bozahmetlerin sülale kütükleri 3 hane numarasıyla Kaçarlı (Kacerli) mahallesine kayıtlıdır. Bozahmetler sülalesi Emirdağ’da üç koldan yürümektedir. Bunlar; Bozahmet’in (1815-1875 ) İki oğlundan Sazlı Süleyman’dan (1853-1925) SAZLILAR, diğer oğlu Mehmet’ten (1850-1920) BOZ kolu yürümüştür. Bozahmetli sülalesi soyadı almalarına göre de iki ana gruba ayrılır:1-Sazlılar (URFALI), 2-Çitililer (BOZ)
Soyadı yasası 21 Haziran 1934 yılında çıkarılınca Sazlılar, atayurtlarının anısına URFALI, Çitililer ise BOZ soyadını alırlar.
  Mehmet oğlu HÜSEYİN URFALI (1877-1945) soyundan gelenlere Bozahmetlerin üçüncü kolu olarak KARAOĞLANLAR denilmektedir.
  Emirdağ’ın işgali sırasında Seydi Boz’un babası HASAN BOZ (1874-1948) Yunan askerleri tarafından vurulmuştur. Hasan Boz, bu saldırıdan yaralı olarak kurtulmuştur.
Seydi Boz’un anıları 1972-73 yıllarında ses kaydı olarak torunu Seydi Boz tarafından alınmış, torunu Hasan Boz da bu kaydı yazıya dökerek sosyal medyada yayınlamıştır. Bu anılar, bir dönemin sosyo-ekonomik ve kültürel değerleriyle Milli Mücadele’de Emirdağ yöresinin olaylarını yansıtmak bakımından öneme haizdir.
‘’Ben babam Çitili Hasan’ın tek evladıyım. Ebemiz gelin Eşe, Kalenderoğlu Abdil Ağa’nın kızı, biz bunların torunlarıyız. 1,5 yaşında yetim kalmışım, annem Telli Dudu vefat etmiş.Eşe ebem babamın anası beni büyütüyor. Annem, Kalenderoğlu Hacı Osman’ın kızı Telli Dudu. Cerci Yusuf, İzzet Ağa, Makina Abdil, Hacı Yakup annemin kardeşleri. Dayımların soy isimleri Kalender.
  Dayım Hacı Yakup, Balkan Harbinde asker, iri yarı babayiğit, kaç tane Bulgar vuruyor, kesiyor, Çatalca’da şehit oluyor, şarapnel parçası ile… Ben 1314 (1898) doğumluyum, 1331 (1915)’de Çanakkale Muharebesi olurken, burdan Emirdağından İstanbul’a koyun götürdük, (Orada Hacı Osman Efendi ile ortaklık). Aziziye eski adı-Emirdağ sonradan konulmuştur, koyunları 125 koyunu bir-iki saat da sattık, madeni para altın para 384 kuruşa sattık, babam beni evlendirmek için ( alış-veriş) kadife aldı, beşibirlik aldı, altın aldı,cebe aldı… İstanbul’dan tren ile Emirdağı’na döndük, Çay istasyonu ile, (Afyon Çay)
Eş dost,düğün ettik zangır zangır kalın (başlık) verdik. Kadir Efendi’nin kızı Ümmügül ile evlendim. Urfa’ya askere gittim, askerden firar ettim, yolda eşkiyalarla canilerle karşılaştık, vurdum bir kaç tanesini, arkadaşlarımdan vurulup ölenler oldu,benim acalim (ecelim) gelmemiş, silahşördüm kendim, 93 günde geldim Emirdağı’na. Askerliğim devam ediyor, tekrar babamla İstanbul’a koyun götürdük Alemdağı’nda. Yusuf İzzetin’le beni Kaymakam Abdi Bey vasıtasıyla ceza aldırmadan tekrar asker ettiler.
  İstiklal Harbi çıktı, Ankara’ya vardım. Atatürk muazzam nutuk okudu, vazifeyi gençlere verdi. Türklerin esareti kabul etmeyeceğini, esir yaşayamayacağımızı söyledi. Akşam oldu yoruldu, ben kapının yanındaydım . Dedim ki “Atam “şey o zaman; (Paşa) paşam bu düşmanları imha edelim” (Paşa da) ‘’Yaşa evlat.’’ Dedi, omzuma vurdu. Kumandan Arif Bey’le Çankaya köşkünde misafir etti bizi. Kur’an-ı okudu Arif Bey. Ayaş’ta yattık. Beypazarı, bize ateş açtı, orda onları imha ettik Halis Bey’in çeteleri ile çok para aldık. Arif Bey beni muhafaza koydu Kuva-yı Milliye sandıklarına.
Dedem Mehmet Ağa kürk giyer, koyunu keçisi, sürüsü var, mahalle muhtarlık yapıyor. O zaman çok kar yağardı. Şimdi memlekete kar yağmıyor. Kacerli’de kerpiç büyük evi var (oda). Ben kahvesini yapardım hizmet ederdim.
Neyse… Arif Bey Ayaş’ta beni muhafız koydu, o zaman levazım yoktu, Kuva-yı Milliye Sandıkları var. Kuva-yi Milliye Sandığını bir adama verdik akrabası. Ben Aziziye’ye döndüm. Atatürk emir veriyor, zavallı adamcağız sandıkları teslim ediyor. Bayat’a karargâha teslim ediyor, o zaman halı heybeler var. Katırınan Emirdağı’na iki adam geliyor beni tahkikat (için). Abdil Ağa, Kuva-yı Milliye reisi. Küçükoğlu Mustafa Çavuş. Emirdağlı iki kişi bana geldiler; ‘’bir para meselesi var, Çitilioğlu Seydi’nin ifadesi .’’ diye… Bana geldiler, kuzu kestim, yedirdim içirdim. Abdil Ağa Kuva-yı Milliye reisi, çete. Ben bir mektup yazıyım, kayınpederim Karagızoğlu Kadir Efendi (Türkmen Akören) okur-yazar bilgili adam. Dedim ki; ‘’Kayınpeder bu para benim zimmetimde değil. O para karargâhta tahkikat yapsınlar, eğer bendeyse verilen cürüme razıyım.’’ Arif Bey, Kara Ahmet Efe’ye haber salıyor, Arif Bey beni kafasına takıyor. Anzavur ayaklanmasını bastırıyor. 155-157 süvarisi var. Anzavur Ahmet kaçıyor, Köroğlu dağlarına. Arif Bey; ‘’Emirdağı’na varıyım Çitili’nin Seydi’yi vuracağım.’’ diyor. Yani beni (öldürecek, ama) ömrü yetmiyor. Heybelerle para geliyor, para Afyon’a gidiyor, daha sonra karargâhta olduğu anlaşılıyor, bu cürüm benim üstümden alınıyor. Daha sonra ben de azgınım o zaman, hükümet yok, milli kuvvet.
Çarşıda düellom var, (tabanca) burada, heybetli geziyom boru mu len, bu Seydi Boz. Bi şeyler bi şeyler, tabancamı kuşandım, fişekli bombam falan, yaylaya çıktım…
Ahmet Urfali     /     AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP