DOLAR 45,9029 0.02%
EURO 53,4254 0.07%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3479373-1,87%
Ankara
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
SEN BENİM İÇİN NE YAPTIN BUGÜNE KADAR?
1683 okunma

SEN BENİM İÇİN NE YAPTIN BUGÜNE KADAR?

ABONE OL
juin 21, 2024 20:53
SEN BENİM İÇİN NE YAPTIN BUGÜNE KADAR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evet yazımın başlığı bu! Sen benim için ne yaptın bugüne kadar? Bu söz sıradan söylenecek ve söylenmiş bir söz değil. Bu sözü karşınızdaki birine söylemeniz için o insanın hayatı boyunca hiçbir şey yapmamış olması gerekir. Yani suya sabuna dokunmamış olması gerekli. Bu sözü sarf edenlerin sanırım beklentileri karşı taraftan çok olmalı. Aksi bir durum mümkün değil. İnsanlar hayatları boyunca dostlukları kurmamış ve birlikte yaşamanın güçlüğünü bu yüzden çok çekmişler. “SEN BENİM İÇİN BUGÜNE KADAR NE YAPTIN? “ dedikleri için ve karşılıklı iletişimi kurarlarken devamlı çıtayı yüksek tuttukları için anlaşmazlıklar doğmuş. Çünkü bütün kurduğumuz ilişkiler bu sözcük üzerine kurulduğu için biraz samimiyeti artırdığımızda beklentiler talepler bir liste şeklinde adeta uzar gider. Oysa önemli olan sıcak bir dokunuş, bir güzel içten söylenmiş ruhu okşayan bir söz, tatlı bir gülüş, samimice sarılmak ve insanın içini ısıtan ve güven veren sıcak bir bakış değil midir bunları sağlayan? İlla bir ilişkide ya da dostlukta bir beklenti mi olması mıdır insanları yakınlaştırma sebebi.

1–Biriyle arkadaş olmaya kalkarsınız, senin gibi arkadaşa… Diye devam ederler. Sebep sizce ne olabilir? Tabii ki menfaatleri. Sizin her zaman onu “maddi” yönden sahiplenmenizi ve cebinizdeki paranın kuruşuna kadar onun için harcamanızı bekledikleri içindir. Eğer siz onun bu talebine cevap vermiş olsaydınız muhakkak siz hem delikanlı hem adam gibi adam hem kalender ve bonkör hem de mert biri olacaktınız onun nezdinde. Bunu da her girdiği ortamda ballandıra-ballandıra anlatacaktı. Sebep! Sizin ona sağlamış olduğunuz imkanlar. Oysa asıl arkadaşlık ve dostluk neydi? Sevgi saygı ve karşılıksız güven olması gerekmiyor muydu? Amaa yok illa bir menfaat gütmemiz ve karşılık beklememiz ve aynı şekilde anında cevabını almamız gerekiyor. Aksi olursa sen benim için bugüne kadar ne yaptın durumu söz konusu oluyor ne yazık ki.

2-İyi bir sevgili değilsin o yüzden ben seninle yapamıyorum ayrılacağım! Sebep? Çünkü onun isteklerini karşılama konusunda zayıf kalmışsındır.

Söz konusu olan sevgiden ziyade onun istek ve taleplerine cevap vermiyor oluşunuzdur. Siz ya da o her telefon açtığında ya da açtığınızda sizden şunu bekliyordur! Hadi sevgilim hazırlan dışarı çıkıyoruz bir şeyler yiyelim içelim, sonra da sinemaya gidelim. İyi de bunu demek için cebinde parası var mı hiç sordun mu? Yok çünkü onun tek bir beklentisi vardır o da o an mutlu olmak. Sizin paranızın olup olmaması değildir. Kadınsanız da cinsel isteklerine cevap verirseniz sizden daha mükemmel kadın yoktur dünya üzerinde! Eğer hayalleriniz varsa ve kendinizi eşiniz için zifaf gecesi için hazırlarsanız, siz onu sevmiyorsunuz. Çünkü zaten evlenmeyecek miyiz derler. Ha o zaman ha bu zaman ne fark eder ki demeye başlarlar. Karşılıksız hiçbir şey yapmıyoruz ne yazık ki.

3-Sen iyi bir eş değilsin! Hoppala sen bu adamla (kadınla) evlenirken onun nasıl bir matah olduğunu bilmiyor muydun? Eee efendim zamanla istediğim gibi biri olur diye düşünmüştüm! Düşünmüştüm ile evlilik yapılır mı? Hayır. Çünkü bir insan 7’sinde neyse 70’inde de aynıdır hiç değişmez. Maalesef ki can çıkıyor huy çıkmıyor. Ama bir insanın belli bir kapasitesi vardır o kapasiteyi ne kadar zorlarsanız zorlayın fazlasını bulamazsınız. Ben senin için saçımı süpürge ettim, yıllardır senin yokluğuna da varlığına da katlandım demek için artık çok geç kalınmış bir durumdasınızdır. Eşinizi olduğu gibi kabul edip onun varlığına sahip çıktığınız gibi yokluğuna da sahip çıkıp hayatı birlikte göğüslemezseniz sizin eş durumuzun bir anlamı kalır mı sanıyorsunuz? Bu konuda erkekler biraz daha iptidai davranıp ellerinden gelen her türlü çaba ve mücadeleyi vermeye gayret ediyorlar. Şikayet etseler de bunu sadece İçlerindeki Yalnızlıkla paylaşıyorlar. Çünkü kadınlar genel olarak daha agresif ve anti depresif davrandıkları için bu yüzden daha uzun yaşıyorlar. Ama erkekler iç dünyalarıyla bir paylaşım içine girdiklerinde yapılan araştırmalar erkekler kadınlara göre daha erken ölüyor deniliyor. Ben onun için diyorum ki yazdığım kitaplarım da eğer sizi anlayan birini bulmamışsanız sakın evlenmeyin. Yoksa hayatı

kendinize zehredersiniz. İyilikte sağlıkta diye başlayan sözler sadece birer palavradan ibaret sözler.

4-Sen iyi bir evlat değilsin! Evet bu söz de çok önemli ve ağır sayılabilecek derecede görülecek bir söz. Bir evlada bunu demek için size o evladınızın hayatı zehretmesi gerekli. Bir evlattan nasıl bir beklentisi olabilir ki ebeveynlerin. Sanırım parasal hiçbir beklentisi olmaz. O halde manevi açıdan beklentisi vardır. Ama evlatların bunu anlayabilmesi için önce kendilerinin ebeveyn olması gerekli. Ben hep şöyle derim keşke insanlar dünyaya adım attıklarında sıfır yaş olarak değil de 90 yaşından itibaren geriye doğru yaşayarak 0 yaşa inmiş olsalar. Çünkü hayat tecrübeleri onları olgunlaştırır ve hayata hazır geniş bir perspektiften bakmalarını sağlardı. Anne ve baba nedir? Onların manevi değerlerini sorgularken kırıcı olmak yerine yapıcı bir şekilde yakınlık gösterilmesi gerektiğini anlamış olurlardı. Anne ve babalar çektikleri tohumun mahsulünü beklemeye hakları her zaman vardır. Siz evlat olarak saygı göstermezseniz onların sizinle 0 yaşınızda itibaren aman bir şey olmasın diye titremeleri ve sizi okutarak belli bir seviye getirmeyi istediklerini ne çabuk unuttunuz? Onları aşağılayan küfür ve hakaret vari bir üslupla konuşursanız sizin için kullanılan “sen hayırlı bir evlat değilsin demeleri de zorunuza gitmemeli.

5-Sen iyi bir “BABA” değilsin! Evet ne yazık ki değerli babalar bu sözü evlatlarından çok duyarlar. Sen benim için bugüne kadar ne yaptın? Babalar genelde aile içinde pek konuşmayan ve yaptıklarıyla övünmeyen tiplerdir. Anne biraz daha anaç yaklaştığı için annenin çok fazla adı ön plana çıkar. Oysa doğumu itibariyle sabahlara kadar çocuğunun baş ucundan ayrılmadan devamlı yanındadır baba. Anneyi dinlendirerek tüm sorumluluğu kendi üstlenir. O büyürken aslında baba da onunlan beraber büyümektedir. Hastalanır yanındadır. Topla oynar baba yanındadır. Sırtta gezer babası onun için eşek olur. Severken ve koklarken ciğerparem diye sever. Sana gelen bana gelsin diyerek Allaha dua eder. Sokakta koşarken düşer babanın içinden bir parça kopar. Anaokulu ilkokula başladığında kendisi götürür getirir. Çocuğun

çıkacağı saatti dört gözle bekler. Kışın üşütüp hastalanmasın diye arabasıyla alıp özel olarak okulla bırakır. Ya da servise verir ki rezil olmasın diye. Orta ve Lise yıllarında yanındadır. Derslerine elinden geldiğince bilgisi dahilinde yardımcı olmaya çalışır. Eksikleri varsa çocuğunun özel öğretmenler tutarak sırf geleceği kararmasın ileri de iyi bir mesleği olsun da ayakları yere sağlam bassın ister. Her üniversite sınavı öncesi erkenden kalkıp 2 rekat namaz kılıp dualar eder. Çocuğu sınavdan çıkana kadar o sıcakları ve kızgın güneşin altında saatlerce bekler. Hep hayal kurar çocuğu işe girsin ve iyi bir eş bulup evlensin diye. Düğününü yaparken hiçbir masraftan kaçınmaz imkanı dahilinde. O da ister evladına dillere destan bir düğün yapmayı ama imkanları buna müsaade etmiyorsa sen bana iyi bir BABA olmadın mı demek gerekiyor. Hakaretlere ve küfürlere rağmen baba suskundur ve sessizliğe gömülmeyi tercih eder. Çünkü onun amacı birileri mutlu olsun diye gösterişe gerek duymuyor oluşu.

İşte anlayacağınız üzere insan oğlu biraz nankör oluyor hep bir beklenti, hep bir çıkar, hep bir kaos çıkarıp, kırıp dökmek peşindedir. Kırıp döktüğü sürece kendisini mutlu hisseder. Önünü ve sonunu hiç düşünmez. Onun için o an içindekileri döküp kinini kusması onun rahatlamış olması önemlidir. O yüzden şunu demeniz yeterli; Allah yolunu da bahtını da açık etsin. Saygılar.

 

Davut Izol    /    AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP