Kitaplar en hakiki dostlar bence insanlar gibi değiller seçmiyorlar çünkü. Görünüşe bakmıyorlar. Okumak istersen ilgi verirsen yanındalar. Fakir olsan da zengin olsan da. Günümüzde kitap fiyatları fahiş olsa da kütüphanelerden yararlanılabilir. Ya da sahaflardan eski kitaplar da alınabilir. Ki ben en çok eski kitapları severim. Onların yaşanmışlıkları vardır. Onu biri almış okumuş hatta bir yerlerini çizmiş not almıştır ki bu onu daha çok albenili hale getirir. Yani kitaplar sadece şu ayrımı yapabilir diyeceğim ama yapamaz ki okumayı sevmeyen insan zaten kitap almaz.
Ne demiştim en başta kitaplarda önyargı da yoktur. Bu bana ne için baktı, ne için okudu,çıkarcı mı yalaka mı ya da ben bundan nasıl faydalanabilirim? Nasıl kullanabilirim diye okutmaz kendini.
Kitap size yüreğini açar. Direk yürekle gelir. Akılla gelmez ki zaten. Bilir ki onu okumak isteyen insan onu seviyordur. İnsan belki çıkarı için kitap.
okur. İnsanoğluyuz işte neyi çıkarsız yapıyoruz ki! Kitaplardan yeni bir şeyler öğrenmek, kelime dağarcığını genişletmek belki entektüel olmak için okuyanlar var.
Almadan veren bir şey kitaplar. En basitinden yazar içini dökmek için yazar. Sonra kitap haline gelir. Yayıncı para kazanmak ister. Okuyucu bu sahte dünyadan sıyrılmak için ya da bilgi almak için okur. Kitap burada sadece veren taraf olur. Gerçi kitabın ham maddesinin ağaç olduğunu düşünürsek onlarda öyle değil midir?
Meyve verir, gölge olur, yağmurun yağması için zerreler toplar. Kesilir odun olur, yakacak olur, masa olur… Olur da olur.
İnsanoğlu öyle mi hep almaya meyilli. Birinin statüsü, giysisi,zenginliği bunlar olursa çevresi geniş olur. Ne demiş Neşet Ertaş
Zengin isen ya bey derler ya paşa Fakir isen ya abdal derler ya cingan haşa Ne güzel demiş üstad. Daha bunun üzerine laf söylemek lafugüzať olur.
Saygılar
Melike Şazimet Kaya / AVRUPAPRESS



