DOLAR 44,8631 0.01%
EURO 52,9612 0.18%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34211482,31%
Ankara
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BESLENME ALIŞKANLIKLARI
1573 okunma

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BESLENME ALIŞKANLIKLARI

ABONE OL
juin 29, 2024 23:12
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BESLENME ALIŞKANLIKLARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya var olduğu günden beri birçok insana ev sahipliği yaptı. Kimler geldi, kimler geçti… Hepimizin birçok ortak noktası ve zıt yönleri oldu. İşte bu ortak noktalardan biri ve en önemlisi de temel ihtiyaç olan beslenme ihtiyacıydı. Beslenme ihtiyacının içgüdüsel olduğunu düşünüyorum. Neden böyle düşünüyorum? İçgüdü, daha önce öğrenme sürecinin etkili olmadığı, deneyim gerektirmeyen davranış yönelimleridir. Doğumla beraber anne sütünü nasıl tüketeceğimiz bizlere öğretilmez, fakat beslenme ihtiyacından dolayı içgüdüsel olarak davranış sergileriz. Diğer canlılar için de bu böyledir. Peki beslenme kültürü hayatımızda nasıl değişti ve gelişti? Farkındalık, göç, savaş, teknolojik gelişme gibi etmenler ışığında beslenmedeki değişimler gerçekleşmiştir.

zürihbet

İnsanoğlunun beslenme sürecinde dört önemli aşama bulunmaktadır. Bu aşamalar; Miyosen-Erken Pleistosen Dönem, Paleolitik Dönem, Neolitik Dönem ve Endüstri Devrimi şeklinde sıralanmaktadır (Jew, Abu Mweis ve Jones, 2009). Miyosen-Erken Pleistosen dönemi boyunca daha çok yapraklı meyve-sebzeler, tohumlar, kabuklu yemişler tüketmelerinin yanında az da olsa hayvansal proteini, leş yiyerek elde ettikleri bilinmektedir (Larsen, 2000; Jew vd., 2009). İkinci dönem olan Paleolitik dönemde ise taş işlenerek çakı benzeri aletler yapıldığı için avlanma olayı daha fazladır. Dolayısıyla ilk döneme göre bu dönemde alınan protein oranı artmıştır. Üçüncü aşama olan Neolitik dönemde, buzul dönemlerinin sona ermesiyle yeni yerleşim alanları keşfedilmiştir. Buna bağlı olarak tarımsal faaliyetler ve hayvanların evcilleştirilmesi artmıştır. Bitki ve hayvanların gıda olarak tüketilmesi için evcilleştirilmesi ilk olarak günümüzden 10 000 yıl önce Orta Doğu’ da, daha sonraki bin yıllar içerisinde ise Afrika, Asya ve Amerika’ da birbirinden bağımsız olarak gerçekleşmiştir (Larsen, 1995). Neolitik dönemde ilk ıslah edilen bitki buğday ve arpa iken, evcilleştirilen ilk hayvan ise koyun ve keçidir. Dönem insanlarının gıda üretiminde tecrübe sahibi olmasıyla mısır, darı, pirinç, yulaf, süt ürünleri, sebze ve zeytinyağı gibi ürünler de besin listesine eklenmiştir (Jaw vd., 2009). Neolitik dönemdeki bu gelişmeler, insan popülasyonunun artmasına katkı sağlayarak kalıcı yerleşim yerleri oluşturmuştur. İlk köyler, kentler kurulmaya başlanmıştır. Bunun yanında olumsuz etkileri de olmuştur. Salgın hastalıkların artması, toplum içinde sınıf farklılıklarının oluşması gibi sayabiliriz. Son olarak 18. Yüzyıldaki endüstri devrimiyle birlikte konserve et, sebze gibi önceden işlenmiş hazır gıdalar, bitkisel yağlar, rafine edilmiş tahıllar yer almaya başlamıştır (Jaw vd., 2009). Genel olarak süreç bu şekilde işlemiştir.
 zurihbet giriş

 

Günümüzde ise çok ayrı bir dünya yaşanmaktadır. Yapay et mevzusunu duymuşsunuzdur. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) sağlık onayı alan ve 2022 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda Singapur hükümetinin misafirlerine ikram edilen kültür eti, yani yapay et. Etten alınan kök hücre uygun şartlarda çoğalmaya bırakılıyor. Bu yapay et fikrine sıcak bakıyor muyum? Hayır. Hem laboratuvar ortamında istenilen ölçekte üretim yapılabilecek mi, hem de üretilse bile bu süreçte kullanılan elektrik enerjisi doğa için çok mu faydalı olacak? Sürekli büyükbaş hayvanların metan gazı salınımından dolayı doğaya verdikleri zararlardan bahsettikleri için bu cevabı veriyorum. Böyle bir düşünce olabilir mi? Domuz etinden bulaşma ihtimali yüksek bakteri, parazit kaynaklı hastalıkların önüne geçmek için de domuzlar yok mu edilmeli yani. Fakat şunu da unutmamak lazım ki domuz kalbi, insan kalbi yerine en çok uyum sağlayan organ ve gerektiğinde nakillerde kullanılıyor, hayatlar kurtarılmış oluyor. Demek ki her şey denge içinde. Hiçbir canlı boş yere değil. Yani

konunun özüne gelirsem, teknolojik gelişmeleri gıda sektörüne uyarlayalım, buna katılıyorum. Beslenme kültürünü zenginleştirmek için yenilikler yapılsın, üretilsin. Fakat dengeyi bozmayalım.

 

Geçmişten günümüze beslenme alışkanlıklarını farklı konulara değinerek anlatmaya çalıştım. Şu cümleyle bitirmek istiyorum; yedikleriniz beden sağlığınızı, psikolojinizi etkiler ve bu yüzden diyoruz ki ne yersen o’sun.

 

Hidanur Turan    /    AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP