DOLAR 47,5574 0.18%
EURO 54,8602 0.06%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 2968807-0,90%
Ankara
27°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Gıdanın Yolu ve Karbon izi… Ülkesinde yetişmeyen sebzeyi meyveyi yemesin mi bu insanlar !
  • AvrupaPress
  • Avrupa
  • Gıdanın Yolu ve Karbon izi… Ülkesinde yetişmeyen sebzeyi meyveyi yemesin mi bu insanlar !
1441 okunma

Gıdanın Yolu ve Karbon izi… Ülkesinde yetişmeyen sebzeyi meyveyi yemesin mi bu insanlar !

ABONE OL
février 1, 2024 23:57
Gıdanın Yolu ve Karbon izi… Ülkesinde yetişmeyen sebzeyi meyveyi yemesin mi bu insanlar !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Bu yazımda tüketici çılgınlığımız ve bize yansıyan tarafıyla ilgili bir şeyler yazmak istedim. Canlıların temel yaşam maddesinin beslenme olduğunu düşünecek olursak, tüketim açlığımız gıda ile başladı diyebiliriz. Herhangi bir gıdanın tarladan soframıza kadar gelmesi başlı başına bir maceradır. Besinin çeşidine göre tarladaki konumu, sulama ölçüsü, toprak çeşitliliği, iklim koşulları, mevsimi, tarlaya dadadan haşerelerden tutun; kamyonlara yüklenip pazar yerine ulaşana veya fabrikaya getirilip işlenip paketlendikten sonra tüketiciye ulaşana kadar, müthiş bir enerji akışı var ve bunu yönetmek için de çok iyi bir koordinasyon gerekiyor.

Ama tabi ben şu an bunu, üretimi sadece tek bir ülkenin tek bir semtinde yapılan bir ürünü kaba taslak anlattım. Çünkü her meyve ve sebze çeşidi, maalesef ki her ülkede ve her mevsimde yetişmemektedir. Tabii bu durum da, insanların her çeşit meyve-sebzeye istediği zaman aralığında ulaşması için, ülkelerin ithalat ve ihracat arayışına girmesine sebep oldu. Çünkü ülkeler bu şekilde eksikliklerini tamamlamış oldular.

Örneğin, İngilizler domatesi İspanya’dan, Almanlar portakalı Brezilya’dan ithal eder; ya da ABD bugün ki dünyada en fazla çilek üreten ülkedir; Kanada veya Japonya’ya ihraç eder. Tabi bunlar mevisiminde yetiştirilen gıdalar. Ama mevsimdışında yani seralarda üretilenler veya mevsiminde üretilip dondurulup, o şekilde ihraç edilenler de var. Ülkelerin konumuna göre bu ürünler, kara, hava veya denizyolu ile gönderiliyorlar. E tabi bu sirkülasyon da Co2 salımı demek oluyor.

Yeni dünyayla birlikte, çok fazla karbon salımı yapılmaktadır. Hatta bunun için firmalar yeni bir vizyon geliştirip ’Karbon ayak izi’ adı altında sıfır atık projeleri geliştirmektedir. Sebebi ise, yeni dünyanın popülaritesi olmuş olan bazı kavramlar da işin içine girmektedir. Önceleri, ülkelerin amacı, mevsimsel olarak yetiştiremediği meyve ve sebzeleri vatandaşlarına ulaşmasını sağlamaktı. Çünkü kendi ülkesinde kuracağı tesis maaliyeti ile bunu zaten yetiştiren bir ülkeden satın almak daha karlıydı. Ama bu durum, ucuz pazar yerinin olmasından dolayı ve çok sık kullanılması ile birlikte doğaya salınan karbon miktarını arttırdı. Kullanılan taşıtların saldığı karbon miktarı, mevsiminin dışında yetiştirilen ürünlerin sebep olduğu karbon miktarı bu etkileri arttırdı. Ek olarak, sevk edilen ürünlerin dondurulup, paketlenip gönderildiğini de varsayarsak; kullanılan ambalaj paketlerinin da karbon izini arttırmadaki potansiyeli ve dondurma işleminde kullanılan enerjinin karbon izinin artmasındaki yeri yadsınamaz. Ha tabi bu durum hayvan yetiştiriciliği içinde geçerlidir. Çünkü et üretmek için çok fazla hayvan

beslemeniz gerekmektedir ve bunun içinde geniş bir alana ihtiyacınız var. Alanınızdaki bitki yetiştiriciliği için hızlı olmanız gerekmektedir. Hızla büyüttüğünüz bahçede hayvanlarınızı da hızlı büyüttünüz ama hızlı gelişen ve tüketim devi olan bu yeni dünyaya, et pompalamak için hızlı olmanız gerekiyor ve daha çok enerji kullanarak, et ürünlerinizi kesip, temizleyip, dilimleyip, paketleyip marketlere göndermeniz gerekiyor ve tabii bu durum karbon salınımızı arttıyor. Bu üretim akışı, popüler kültüre yeni bir kavram kazandırdı; ‘Veganlık’ ve ‘Vejetaryenlik’. Bu felsefeyi benimseyen insanlar, hem hayvanların yaşam hakkı hem de karbon izini azaltmak için böyle bir yaşam tarzı benimsediklerini ileri sürüyorlar. Bu sebeple firmalar, ürünlerinde %100 vegan işareti koyarak satış yapmaya başladı. Ama işin tuhaf yanı, vegan adı altında internetten satılan ürün, her ülkede yok; dolayısıyla ülkenizde yoksa eğer yurt dışından getirtiliyor. Ürünün yapılışı, hazırlanışı, paketlenmesi, taşınması ve adresinize kadar ulaşması karbon salınımına sebep olur. Bu sadece bir kişi için olan bir şey ve bunu şehrinize, ülkenize hatta dünyaya yansıttığınız zaman muazzam rakamlar ortaya çıkar.

 

Kendim bile bir keresinde, alışveriş yaparken denk geldiğim vegan logolu bir ürünün etiketini merak edip okumuştum. İçerisinde, (vegan logosu olmasına rağmen) eser miktarda yumurta içerebilir ibaresi vardı. Yani pazarlama endüstrisi durmuyor.

O yüzden, yeni çağın getirmiş olduğu popüler kültüre uymak yerine, daha bilinçli tüketici olup har vurup harman savurmamamız gerekiyor. Ürünlerin işlenmesi ile ilgili kullanılan enerji için teknoloji gelişiyor fakat insanların vurdumduymazlığı konusunda maalesef bir şey yapamıyor. Gıda israfını ve kullan-at ambalaj kullanımını minimum seviyeye düşürmemiz gerekiyor. Her şeyi eve sipariş etmek yerine, biraz hareket edip kendi alışverişmizi kendimiz yapabiliriz, atıklarımızı ‘tanımlı atık kutularına’ atabiliriz. Kullanmayacağımız ambalaj paketlerini denizlere atıp, sulardaki karbon izini yükseltmemeliyiz. Sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm konusunda daha hassas davranmalıyız. Aksi halde, yaşanabilir bir dünyamız kalmayacak. Çünkü bu ucuz pazar yeri olmasaydı, bu tür ticari amaçlar yapılmayacak ve daha az karbon salınımı yapılacaktı. Çünkü özellikle artan gıda israfı ve tek kullanımlık ambalaj atıkları, bizi gelecekte çok yoracağa benziyor.

Gıda Mühendisi

Neslihan BUDAK     /     AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP