Deprem oldu ve tüm ülke olarak şoka girdik .
Enkaz altında kalan onlarca kişiyi kurtarama çabaları ,yardımlar ,barınma ve temel insani ihtiyaçlar için birbirimize kenetlenmemiz ,süratine yetişilemeyen tırlar ,ulaşım zorlukları ,enkaz altından kurtarabildiklerimiz,,mucizeler,dondurucu soğuk,orada evlerini kaybeden ve tedaviye muhtaç insanların başka şehirlere nakli derken yirmi günü geride bıraktık .
Yaralarımızı sarma çalışmaları devam ediyor .Şehri terkedemeyen gidecek bir yeri olmayan bir çok insanımız hala orada çadırlarda konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veriyor ve hayatta kalmaya çabalıyorlar .
Alanya Elden Ödeme Alan Escort
Tüm bu zor günlerin ardından yıkılan kentlerimizi eski günlerine kavuşturma hayali mümkün olmasada yaşanılır şehirler inşa etmeye çalışılıyor .Tabiki ilk aşama olarak yıkılan enkazların uygun yerlere taşınması için yer belirlenerek ,bu enkazlardan toplanacak bazı eşyalarında sahiplerine ulaştırılması planlanıyor .
Kaybımız çok büyük .Çok insanımızı kaybettik ,çok insanımız mağdur oldu ve bu acı ile ülke olarak derinden sarsıldık .Ama yaşadıklarımız bunlarla da sınırlı kalmayacak gibi çünkü depremin başka görünmeyen etkileri de sinsi sinsi yakamızda dolanıyor .
İlk günden itibaren arama kurtarma çalışmalarından başlayarak ,plansız ve programsız bazı şeylerin varlığını kestiremeden binlerce insan ufacık bile olsun yardımım dokunur diye o sahalarda görev aldı .Büyük bir felaketti.Birden fazla şehrimizde gerçekleşen bu yıkıma yetişebilmek zordu .Bu olağanüstü çaba için binlerce insanımız seferber oldu .Birçok gönüllü o sahalarda görev alabilmek için akın akın o noktalara gitti. İnsanlık vazifesi pek çok şeyin önüne geçti .
Ama o can havliyle unutulan bir gerçek vardı. O da ‘’Asbest’’
Asbest maruz kaldıktan sonra bir iki haftada hasta olacağımız bir durum değil .Asbest tozu sinsice vücudumuza girip yıllar sonra beklemediğimiz bir anda bizi belki de sonu hiç iyi bitmeyecek uzun sürmesi muhtemel bir tedavi sürecine mahkum edebilir .
Peki asbest nedir ,nasıl bulaşır ,nerelerde bulunur ve bizi nasıl hasta edebilir çok kısaca bahsedeyim. Çok teorik kısma girmeden bu mucizevi ama bir o kadar da tehlikeli mineral hakkında kısaca bilgilenelim .
Asbest , lifli yapıda olup ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere karşı dayanıklı fakat kanserojen bir mineraldir. Halk arasında ak toprak, çorak toprak, gök toprak, çelpek, höllük veya ceren toprağı gibi isimlerle de bilinir.
İsmi halk arasında çeşitlilik göstermektedir çünkü ski köy evlerinde bile ısıyı koruması amacıyla yalıtımı için barınma alanlarında kullanılırdı.Teorik formülü Mg6(OH)8Si4O10’dur Liflerinin mekanik özellikleri ile ısıya karşı dayanıklılığı nedeni ile endüstride kullanılmaktadır. Lifler içerdiği magnezyum nedeni ile yüksek ısılarda (2300 °F) ancak eriyebilir. Piyasada “amyant” olarak da bilinmektedir.
Asbest liflerinin uzunluğu, yumuşaklığı, gerilebilme ve bükülebilme kabiliyeti ve ateşe karşı mukavemeti ticari özelliklerindendir. Bunlar dışında asbest yüksek derecede ısınmaya ,aşınmaya ,asit ve bazalar ile paslanmaya karşı dirençlidir .Elektrik iletkenliği çok azdır .Yüksek elastikiyet ve yüksek sertleşebilirlik özelliği taşır .Tüm bu özellikleri nedeniyle sizinde tahmin ettiğiniz üzere bu özellikler inşaat ve bilimum benzer sektörlerde kullanım alanının çok yaygın olmasına neden oldu.Gemi, uçak, otomobil, ısı ve ses izolasyonunda,tekstil ürünlerinde ve makine konstrüksiyonlarında olmak üzere 300’den fazla alanda asbest kullanımı gerçekleşmiştir,
Uluslararası Çalışma Örgütü, ILO asbestin kanser ile ilişkisini ilk kez 1938’de “Meslek ve Sağlık Ansiklopedisi”nin ekinde gündeme getirmiştir
Sağlık riskleri nedeniyle günümüzde başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde asbestin üretilmesi ve endüstride kullanılması yasaklanmış; birçok ülkede ise ciddi kısıtlamalar getirilmiştir.
Ülkemizde de 2010 yılında asbest üretimi ve kullanımı yasaklanmıştır. Ancak bu tarihe kadar üretilen ve kullanılan asbest halen hayatımızın her alanında yer almaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi (WHO – International Agency for Research on Cancer) tarafından “Kanserojen Maddeler” listesinde Grup 1A kanserojen olarak tanımlanan Asbest ülkemizde önemli bir halk ve çalışan sağlığı sorunudur.
Geçmişte pek çok yerde kullanılmış olan Asbest bir saç telinden yaklaşık 2 bin kez daha ince bir yapıdadır.Ve lifleri havada solunur hale geldiklerinde tehlikelidir,öldürücüdür.Mezotelyoma denilen akciğer zarı kanseri bu hastalıkların başlıcalarından birisidir.Solunum yoluyla maruz kalınan asbest hastalıklarından diğerleri gırtlak kanseri ve yumurtalık kanseridir.Ayrıca akciğer hastalıklarından biri olan asbestozis de yakalanma ihtimali bulunan rahatsızlıklardan biridir.Havaya karışarak solunum yolu aracılığı ile vücut içinde ilerleyip kalbe kadar ulaşabilir.Solunum sisteminde farklı patolojilere ve/veya kansere (akciğer kanseri, mezotelyoma) sebep olan asbest minerali aynı zamanda asbestoz ve mide-bağırsak kanseri gibi hastalıklara da sebep olabilir.
Asbestin bu tehlikeli zararlarını önlemek için yıkım aşamasında,asbestli yapılardan numune alınarak numunelerin ölçüm ve analizleri yapılmalı,asbestin türü, ortamdaki lif sınır değerinin aşılıp aşılmadığı gibi bilgiler asbest raporu aracılığı ile hazırlanmalı ve sonuca uygun olarak asbest söküm gerçekleştirilmelidir
Depremde yıkılan binaların arasında asbest kullanımının yasaklandığı yıldan önceki dönemlerde yapılanlarında olduğunu hesaba katarsak tehlikenin boyutunu tahmin etmemek mümkün değildir.
Şimdi önemli sorunumuz biz bu enkazda arama kurtarma yaparken ne kadar dikkatli olduk.
Yıkım alanlarında gönüllü olarak arama kurtarma yapanların asbest tozu ve maske başta olmak üzere diğer kişisel koruyucu malzemeler kullanımı hakkında bilgi sahibi olmadan bu işe girişmiş olmaları bir kenara, özel yetiştirdiğimiz insanların bile bu tehlikenin varlığından haberleri yoktu belkide..
Her an orada yaşanacak tüm tehlikelere karşı hazırlıklı olması gereken bu ekibin kurtarma için biranda sahada olması belki de ,şuanda maruz kaldıkları bu sıkıntılı duruma yıllar sonra yakalanma riskini oluşturmuş olabilir .
Ki kentsel dönüşüm için planlanan yıkımlar yada miadını doldurmuş kullanılamaz bina yıkımlarında bile Çalışma Bakanlığının özel eğitimlerle yetiştirdiği ve yetkilendirdiği asbest söküm uzmanlarının kontrolünde bina yıkım ve söküm işlemlerinin yapılması zorunluluğu var .Ve bunu düşünecek olursak o noktada görev alan kişilere bu eğitimlerin ve asbest kullanımının olduğu malzemelerle temasa karşı korunma yöntemleri hakkında iyi bir bilgilendirme yapılmamış olmasını ayrı bir eksikliğimiz olarak görüyorum.
AFAD ve diğer arama kurtarma ekiplerinin bu anlamda özel eğitimler alarak bu tür tehlikelere karşı bilgili ve hazırlıklı olmaları gerektiği taraftarıyım .
Yüzlerce binanının kağıt gibi çöktüğü bu yıkıntıların sadece arama kurtarma ekiplerinde değil ,oraya giden binlerce gönüllüde hatta hatta orada hayatını devam ettirmek zorunda kalan pek çok
insanda bu tehlikenin yaratacağı bu sinsi hastalığın etkilerini belki yirmi beş belki otuz yıl sonra görmek tesadüfi olmayacaktır .Umarım daha fazla yaralanmadan, bu büyük felaketten daha fazla zarar görmeden tekrar eski düzenimize dönme gayretimizle şehirlerimizde yeni yaşam alanlarımızı kurabiliriz .
Tekrarını ,ve beraberinde getireceği hiçbir olumsuzluğu yaşamamak ve psikolojik anlamda da eski günlerimize biran önce dönebilmek dileğiyle ..
N. ÜLGEN GÖKKAYA / AVRUPAPRESS
AVRUPA
16 juin 2026AVRUPA
16 juin 2026AVRUPA
16 juin 2026AVRUPA
16 juin 2026AVRUPA
16 juin 2026AVRUPA
16 juin 2026AVRUPA
16 juin 2026