DOLAR 46,6654 -0.02%
EURO 53,1780 0.02%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 2762264-1,22%
Ankara
25°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
SAĞLIK ÇALIŞANLARI
1795 okunma

SAĞLIK ÇALIŞANLARI

ABONE OL
janvier 23, 2023 19:06
SAĞLIK ÇALIŞANLARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzm. Hemşire Mehtap Tekin

Bu araştırma, ‘Sağlık Hizmeti Sunumu Sırasında Yaşanan Çalışanlara Yönelik Şiddetin Nedenleri ve Çözüm Önerileri’, ‘Şiddet’, ‘Sağlık Hizmeti Sunumu’ ve ‘Yaşam ve Sağlık Hakları’ başlıklı araştırmaların (yayımlanma sırasına göre) devamı niteliğindedir.

Bir önceki araştırmada; hak kavramı, yaşam hakkının ayrıcalığı, yaşam hakkının ele alındığı, ülkemizin de tarafı olduğu uluslararası düzenlemeler ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda güvence altına alınan yaşam hakkına ilişkin ibareler, sağlık hakkı kapsamında kısaca ele alındı zira yaşam hakkı söz konusu araştırmada, sağlık hakkı kapsamında değerlendirildi.

Devamında, yaşam ve sağlık haklarının bazı niteliklerine (kişilik hakları) değinilerek söz konusu haklara müdahalenin ancak ilgili düzenlemelerde belirtilen sayılı istisnai hallerde olabileceğine dikkat çekildi. Sağlık hakkının yaşam hakkıyla olan sıkı bağı, Anayasa’mızın 17. maddesi bakımından belirtildi ve yine yaşam ve sağlık hakları, Devlet’in negatif ve pozitif yükümlülükleri çerçevesinde somut örneklerle açıklandı.

Daha sonrasında ise; sağlık hizmeti sunumunun özellikle de yaşam hakkı açısından değerlendirildiğinde, Devlet’in ekonomik imkanları dahilinde topluma sunabileceğinden (Anayasa m. 65) çok daha fazlası olması gerektiği önemli hususu üzerinde duruldu. Bunun için kamu hizmetinde öncelik verilmesinin ve tüm imkanların seferber edilmesinin gerek yasal, gerekse kamu düzeni açısından (idari bakımdan) bir zorunluluk olduğuna vurgu yapıldı.

Sonrasında da yine, sağlık hizmetinin gereği gibi sunulabilmesi için tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, tüzel kişiliklere, toplum örgütlerine, Devlet’e ve topluma düşen ödevlerden bazıları, somut örneklerle ifade edildi. Kamu gücünü kullanan tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bazı önemli nitelikleri belirtilerek, kamu gücünü kullanma yetkisinin temelinde kamu menfaatinin bulunduğu önemli hususu açıklanarak araştırma sonlandırıldı.

Gerçekleştirilen ve bundan sonra gerçekleştirilecek olan araştırmalardaki öncelikli amacımız, sağlık hizmeti sunumu sırasında yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili olarak; sorunun muhatapları olan toplumda farkındalık oluşturmak, sorunun nedenlerine ilişkin olarak topluma ayna tutup, vicdanları harekete geçirmektir zira en köklü ve etkili değişim, içeriden başlar; düşüncelerde ve gönüllerde… Ancak belirtelim ki konu, yalnızca vicdanlara bırakılmayacak kadar çok önemlidir ve ivedi olarak çözümlenmelidir. Gerekenlerin yapılması için eyleme geçilmesi kamu sağlığı, güvenliği, dirlik ve esenliği kısaca, kamu düzeni açısından zorunluluk arz etmektedir.

İkinci amacımız ise, soruna ilişkin olarak tespit edilen nedenlerin çözümüne yönelik, etik değerlere ve hukuka uygun naçizane önerilerimizi ortaya koyup, soruna çare olarak bir yol, bir kapı açmaktır…

Yazarın, bir sağlık mesleği mensubu olarak özellikle mesleki deneyimi ve uzmanlık eğitimleri, söz konusu deneyimin üzerine inşa ettiği temel hukuk ve sağlık hukuku eğitimleri, son olarak

da konuya ilişkin olarak gerçekleştirilen araştırmalar hakkında edindiği bilgiler ve istatistiksel veriler, oluşturulan metinlere yansımıştır. Dolayısıyla metinler, disiplinler arası bir çalışmanın ürünüdür zira ana (üst) konu, birden çok disiplini ilgilendirir.

Bu araştırmada, sağlık hizmeti sunumunda en önemli etken olan ve yaşanan şiddet olaylarının tarafı pozisyonunda bulunan sağlık çalışanları, özellikle de sağlık mesleği mensupları ele alınacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi sağlık çalışanlarının yeterli mevcudiyetleri, mesleki nitelikleri, en uygun şekilde organize edilmeleri, denetimleri ve söz konusu çalışanlara, güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması, hizmetin gereği gibi sunumu açısından çok önemlidir.

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve Sağlık Meslekleri Kurulu Yönetmeliği’ne göre sağlık mesleği mensupları hekimler, diş hekimleri, ebeler, hemşireler, eczacılar, diş protez teknikerleri, klinik psikologlar, optisyenler, fizyoterapistler, odyologlar, diyetisyenler, dil ve konuşma terapistleri, podologlar, sağlık fizikçileri, anestezi teknikerleri/ teknisyenleri, tıbbi laboratuvar ve patoloji teknikerleri, tıbbi laboratuvar teknisyenleri, tıbbi görüntüleme teknikerleri/ teknisyenleri, ağız ve diş sağlığı teknikerleri, ameliyathane teknikerleri, adli tıp teknikerleri, odyometri teknikerleri, diyaliz teknikerleri, fizyoterapi teknikerleri, perfüzyonistler, radyoterapi teknikerleri, eczane teknikerleri, iş ve uğraşı terapistleri (ergoterapistler), iş ve uğraşı teknikerleri, elektronörofizyoloji teknikerleri, mamografi teknikerleri, acil tıp teknikerleri/ teknisyenleri, tıbbi protez ve ortez teknisyenleri/ teknikerleri, hemşire yardımcıları, ebe yardımcıları ve sağlık bakım teknisyenlerinden oluşmaktadır. 1

Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik’in Ek – 2’sinde, ‘Diğer Meslek Mensuplarının Sağlık Hizmetlerinde İş ve Görev Tanımları’ başlığında ilgili kişiler, psikologlar, biyologlar, çocuk gelişimcileri, sosyal çalışmacılar/ sosyal hizmet uzmanları, sağlık eğitimcileri/ tıbbi teknologlar, sağlık idarecileri, çevre sağlığı teknisyenleri/ teknikerleri, yaşlı bakım teknikerleri/ evde hasta bakım teknikerleri, tıbbi sekreterler ve biyomedikal cihaz teknikerleri olarak belirtilmiştir. 2 Sağlık Mesleği Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik’in 4. maddesine göre sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensupları, sağlık meslek mensubu olmadığı halde, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensupları olarak tanımlanmıştır. Yine, benzer bir tanım Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanmasına Dair Yönetmelik’te yer almaktadır. 3 Sağlık çalışanlarını ele alan ibarelere başka birçok düzenlemelerde de rastlanmaktadır. 4

Her bir sağlık mesleği mensubu çalışanı ve diğer meslek mensupları, sağlık hizmeti sunumunun bir halkasını oluşturmaktadırlar ancak belirtelim ki hastaya tıbbi hizmet açısından doğrudan temas etmeyen fakat hizmet sunumunun gerçekleşmesi için görevlerini icra ve ifa eden sağlık çalışanları da söz konusu halkanın birer parçasıdırlar. Hastanenin temizliğinden sorumlu çalışanlar ve teknik servis birimine dahil olan personeller örnek olarak verilebilir. Hizmetin gereği gibi sunumu, tüm çalışanların görevlerini en uygun şekilde yerine getirebilmelerine bağlıdır.

Öncelikle ifade edelim ki hiçbir sağlık mesleği mensubunun bir diğeri karşısında üstünlüğü bulunmamaktadır zira her birinin sağlık hizmeti sunumuna ilişkin olarak görev, yetki ve sorumlulukları diğerlerinden farklıdır. Hiçbir sağlık mesleği mensubu diğerinin yerini tam olarak dolduramaz, bunu sağlaması için mesleğe ilişkin olarak gerekli eğitimleri almalı ve buna

yönelik olarak yapılan sınavları geçmelidir kısaca mesleği icra edebileceğine dair diplomayı hak etmesi gerekmektedir. Tamamlanması gereken bir yapboz üzerinden düşünülecek olunursa; yapbozun tamamlanabilmesi için irili ufaklı her bir parçanın bulunması gerekir, bir tanesi bile eksik olsa yapboz tamamlanmış sayılmaz, bir parçanın boşluğunu, bir diğeri tam olarak dolduramaz.

Her sağlık çalışanının yerine getirdiği görev, sağlık hizmeti sunumu açısından gereklidir. Yemekhane çalışanları, hastalara uygun diyetleri hazırlamazlar ve onlara transferini sağlamazlarsa, birçok hasta gereği gibi beslenemez. Güvenlik hizmetlerinde çalışan personelin de sağlık kurumlarında/ kuruluşlarında asayişi sağlamak gibi önemli görevleri bulunmaktadır dolayısıyla gereği gibi yerine getirilen her görev, sağlık hizmeti sunumunun bir parçasıdır, olmazsa olmazıdır.

Hastanın veya sağlık hizmetinden faydalanan kişinin, yaşam ve sağlık haklarını elde etmesi için ona, gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak dokunan, katkı sağlayan her hizmet ve emek çok değerlidir; küçümsenemez, sunumu ve gelişimi ihmal edilemez, gereği gibi sunumu engellenemez. İnsanın yaşaması, maddi ve manevi bütünlüğünü koruması ve geliştirmesi için gerçekleştirilen eylemler çok kıymetlidir. Bu nedenle de çalışanlar birbirlerine saygı duymalı, karşılaştırma yapmamalı, kaide olarak da görev tanımlarının dışına çıkmamalıdırlar. Kurum/ kuruluş içi konuya ilişkin olarak yeterli farkındalık oluşturulmalı, çalışanların performansını olumsuz etkileyebilecek özellikle ayrımcı davranışlar engellenmelidir, bunun için de idare, her türlü tedbiri almalıdır. Hizmetin gereği gibi sunulması bakımından konu, çok önemlidir.

Bir hastanede çalışan sağlık mesleği mensuplarının, yöneticileri ve çalışma arkadaşları ile yaşadıkları çatışmaların nedenlerini ortaya koymak amacıyla yapılan bir araştırmada; çatışma nedenleri ile meslek grupları arasında, hemşireler grubunda istatistiksel açıdan anlamlı fark gözlenmiştir. Hemşirelerin yöneticileri tarafından, mesaj ve beklentilerinin karşılanmadığını daha fazla düşünmeleri, hizmetlerdeki aksamanın direkt yöneticilerin plansız çalışmalarına bağlı olduğunu düşünmeleri, yöneticilerinin diğer meslek gruplarına daha imtiyazlı yaklaştıklarını ve çalışanlar üzerinde statü ayrımı yaptıklarını düşünmeleri, yöneticileriyle işle ilgili konularda farklı algı ve yorumlamalarda bulunmaları, yöneticileriyle farklı amaç ve çıkarlarının daha fazla olması, başhemşire ve servis sorumlusundan aldıkları direktiflerin çelişmesi, adil olmayan ödüllendirme ve kaynak dağılımının yapıldığını düşünme, hemşireler grubunda yöneticileriyle daha fazla çatışma yaşamanın nedenleri olarak belirlenmiştir. 5

Sağlık hizmeti kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla İran’ da gerçekleştirilen, sağlık çalışanlarının da dahil olduğu ve toplumun her kesiminden katılımcının sağlandığı 222 kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; söz konusu faktörler üç ana kategoriye ayrılmış ve sağlık hizmeti sunucularını ele alan kategoriye ait etmenler sosyo – demografik değişkenler, bilgi ve beceriler, sağlık çalışanlarının motivasyonu ve memnuniyeti olarak belirlenmiştir. 6

Sosyo – demografik değişkenler olarak sağlık çalışanının kişiliği, ekonomik geliri ve kişisel, ailevi sorunlarının hizmetin kalitesini etkilediği ifade edilirken bilgi ve beceriye ilişkin bildirimler özellikle bilgi güncellemeye ilişkin hizmet içi eğitim sunumlarının olmaması, üniversitelerdeki eğitim kalitesinin yetersizliği, pratik eğitime ağırlık verilmesinin gerekliliği ve çalışma saatlerinin daha az olması gerektiği iletilmiştir. Sağlık çalışanlarının motivasyonu ve memnuniyetine ilişkin olarak da ücret, çalışma ortamı, yönetici liderliği, örgütsel politikalar, iş arkadaşları, tanınma, iş güvenliği, iş kimliği ve terfi etme fırsatını kendisine verme başlıkları iletilmiştir. 6

İstanbul’da bulunan iki kamu hastanesinde çalışmakta olan 25 temizlik işçisi ile yapılan başka bir araştırmada, söz konusu sağlık çalışanlarının alanda bulunması gereken kişi sayısının altında kişi ile çalıştıkları, yoğun iş koşullarına Covid – 19 pandemisinin ağır çalışma koşullarının da eklendiği çalışanlar tarafından ifade edilmiştir. Ayrıca ilgili çalışanlar, çalıştıkları ortamda görünmezlik hissi yaşadıklarını belirtmişlerdir. 7 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 5. maddesine göre işveren, yükümlülüklerini yerine getirebilmek için teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmelidir. 8 Sağlık hizmeti sunumu bir ekip işidir söz konusu ekip, aynı riski barındıran tehlikeli bir ortamda bulunmaktadır, hastaneler ise çok tehlikeli sınıfta yer alan çalışma ortamları grubundandır. Her sağlık çalışanının yerine getirdiği görev, diğer sağlık çalışanlarını ve hizmetten yararlananları doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilir dolayısıyla çalışanlar, bulundukları ortamda her hangi bir uygunsuzluk fark ettiklerinde, en azından ilgili makamlara bildirimde bulunmalıdırlar. 9 Sorumluluğun da ötesinde bildirimde bulunmak, aynı zamanda insan olmanın bir gereğidir.

Her insan ihtiyacına yönelik olarak, ilgili sağlık mesleği mensubundan sağlık hizmeti almak ister. Örneğin hiç kimse, hemşire olmayan ancak hemşirenin görevlerini icra ve ifa eden bir çalışandan hemşirelik hizmetini almak istemez. Ayrıca hizmet aldığı hemşirenin de hemşirelik girişimlerini, tıp biliminin kabul ettiği son uygulamalar çerçevesinde gerçekleştirmesini ister diğer bir deyişle herkes, kaliteli/ nitelikli hizmet bekler. Sağlık hizmetinin niteliği gerçekten de çok önemlidir. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin konuya ilişkin olarak ifade ettiği 14 no.lu yorumuna, ‘Sağlık Hizmeti Sunumu’ başlıklı iki önceki araştırmada değinilmişti. Birey aynı zamanda çalışanın, etik değerlere uymasını ve hukuka uygun olarak bir davranışta bulunmasını bekler. Beklentinin olması gerekmez, aslında olması gereken de budur.

Sağlık mesleği mensupları da aynı beklentiler içerisindedir zira onlar da zaman zaman hasta statüsüne geçerler. Ayrıca her sağlık mesleği mensubu, kendi mesleğini icra etmek ister görev, yetki ve sorumluluklarının (alanın) dışına çıkmak endişe, stres ve huzursuzluk yaratır, mesleki doyuma engel olur, uygulamalar bakımından yasal açıdan risk oluşturur, çalışan uygulamalar sırasında zor durumda kalabilir.

Mesleki yeterlilik de çok önemli bir konudur. Bir sağlık mesleği mensubu eğitimini tamamlayıp diplomasını aldıktan sonra mesleğini icra edebilir ancak hastaya dokunmadan önce bulunduğu kurumda/ kuruluşta, belirli bir süre alması gereken uyum eğitimlerini alır. 10 Söz konusu eğitimler çalışanın, çalışma alanına uyumunu kolaylaştıracaktır. Ayrıca yine, uyum açısından ilk uygulamalarını belirli süre sahayı bilen, kıdemli bir çalışanla birlikte gerçekleştirir ve yeterliliğine ilişkin kanaate varıldığında çalışan, hizmete bağımsız olarak katılır.

Bu nedenlerle, tüm sağlık kurum ve kuruluşlarındaki (kamu – özel) birimlerde, ilgili sağlık mesleği mensupları görevlerini icra ve ifa etmelidirler. Kural olarak çalışanların, görev tanımlarının dışına çıkmaları engellenmelidir, buna yönelik olarak her türlü önlem alınmalıdır, çalışanlar bu konuda özellikle de yasal açıdan bilgilendirilmelidirler. Bilgilendirmede, bilhassa sağlık hizmetinden yararlananlarda meydana gelebilecek, geri dönüşü olmayan zararlar üzerinde durulmalıdır. Çalışanlar bu konuda kendilerinden de korunmalıdırlar. Konu, hizmet sunumu sırasında yaşanan şiddet olaylarının nedenlerinden birisidir. Mesleki tanımının dışına çıkan ve bu nedenle görevini gereği gibi yerine getiremeyen veya mesleki yeterliliği bulunmayan ve yine, bu nedenle görevini beklendiği şekilde icrada bulunamayan sağlık mesleği mensuplarının, sağlık hizmeti sunmalarıdır.

2021 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada, İstanbul ili Kadıköy İlçesinde bulunan tüm sağlık kurumlarına yönelik olarak SABİM aracılığıyla iki yıl boyunca iletilen şikayet başvurularının çoğunluğunun sağlık hizmeti sunumuna ilişkin olduğu belirlenmiştir. Kamu kurumlarının neredeyse yarısını (%49.15) sağlık hizmeti sunumu ve idari işlemler oluştururken, özel kurumlarda da yine oranın büyük bir bölümünü tıbbi uygulamalar ve tedavi hizmetleri oluşturmaktadır. 11

ABD’de bulunan Mayo Clinic sağlık kuruluşunda, 76 hasta ve hasta yakını üzerinde yapılan başka bir araştırmada, ilgili kuruma en fazla bildirilen şikayet başlıklarının sırasıyla güvenlik ve ilaç hataları, kalite ve kaliteli bakım, üçüncü olarak da güvenlik ve teşhis hataları olduğu saptanmıştır. 12

Yerine getirilmesi gereken bir görevi; görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında bulunmayan bir çalışanın icra etmesi ilgili kişinin, kendi görev, yetki ve sorumluluklarını da gereği gibi yerine getirememesine yol açacaktır. Söz konusu durum ise hem ilgili kişiye hem de sağlık hizmetlerinden yararlananlara dolayısıyla topluma karşı bir haksızlıktır. Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana gelen haksızlık ise telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olabilecektir. Şiddet olayları, bahsi edilen sonuçlardan önemli bir tanesidir.

İdare Hukuku’nda yetkisizlik esastır, yetki ise istisnadır. Bunun anlamı, bir görevlinin, organın veya makamın, gerçekleştireceği işlemle/ işlemlerle ilgili yasalarca yetkilendirilmesi gerekir aksi halde gerçekleştirilen işlemler hukuka aykırı olur. 13

Görevi yerine getiren kişinin fiziksel ve mental olarak zarar görmesi, değersizlik hissini yaşaması ve mesleki olarak doyum sağlayamaması, gerek icrada bulunulan gerekse aslında icrada bulunulması gereken hizmetin kötü ifası/ ihmali ve kamunun dolayısıyla toplumun olumsuz olarak etkilenmesi de diğer önemli sonuçları arasındadır. Sağlık hizmeti sunucularının olumsuz etkilenmesi, hizmet sunumunu doğrudan etkiler, daha önce de belirtildiği gibi sağlık çalışanları özellikle de meslek mensupları, hizmet sunumunda en önemli etkendir.

Söz konusu durumdan (meydana gelen zarar) ; ilgili kişiler (görevi yerine getiren kişi ve gerçekte yerine getirmesi gereken kişi), ilgili birimin yöneticisi, üst yöneticiler (denetimden sorumlu olan ilgili İl Sağlık Müdürlüklüğü de dahildir), Sağlık Bakanlığı (idare) ve son olarak yürütmenin de başı olan Cumhurbaşkanlığı makamı – zira ilk performansta, sağlık hizmeti sunumuna ilişkin olarak mevcut hiyerarşik yapıdan bahsedilmişti – doğrudan sorumlu olurlar. Genel olarak sorumluları ifade ederken; özellikle illiyet bağı faktörünün etkisini de göz önüne alarak, somut olaya göre sorumluluk alanının daralabileceğini de belirtmek isteriz. Diğer bir ifadeyle; kamu kurumlarında/ kuruluşlarında gerçekleştirilen hizmet sunumu sırasında, hizmetten yararlananlarda meydana gelen zararlar öncelikle idare tarafından karşılanırken idare, kusur oranında ilgili sorumlu kişiye/ kişilere rücu eder ve karşıladığı miktarı kendisinden/ kendilerinden talep eder. 14 Bahsi edilen sorumluluğun istisnaları da vardır, başka bir ifadeyle konunun ayrıntıları bulunmaktadır. Söz konusu uygulamanın temelinde de yine kamu menfaati vardır, sürekliliği olan kamu hizmetinin aksamamasının gerekliliğidir.

Sağlık mesleği mensuplarının görev, yetki ve sorumluluklarına yönelik olarak öngörülmüş birçok yasal 15 ve idari düzenlemeler 16 mevcuttur dolayısıyla görev, yetki ve sorumluluklara aykırı eylemler de hukuka aykırı olacaktır, sonucunda da yasal ve/ veya idari bir yaptırım söz konusu olabilecektir. Buna ilişkin konular ayrı başlıklarda ele alınacaktır.

Anayasa’mızın ‘Kanunsuz Emir’ başlıklı 137. maddesine göre 17 kamu hizmeti sunumuna görev yetki ve sorumluluklarıyla dahil olan bir çalışan, yerine getirmek üzere kendisinden talimat aldığı amirinin emrini; söz konusu emir hukuka aykırı ise diğer bir deyişle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ve yönetmeliklere uygun olmayan bir talimat ise, durum amire iletilir, amir talimatın uygulanmasında ısrarcı olursa çalışan, kendisine yazılı olarak verilen görevi (talimatı) yerine getirir. Bu durumda çalışan, hukuka aykırılıktan sorumlu tutulmaz.

Aynı maddenin devamında ise, söz konusu talimatın bir suç teşkil etmesi (ceza kanunlarında tanımlanmış bir eylem) durumunda hiçbir şekilde yerine getirilemeyeceği ifade edilmiştir. Talimat yazılı da olsa çalışan, bu kez sorumluluktan kurtulamaz.

Örnek verilecek olunursa; Türk Ceza Kanunu’nun 90. maddesine 18 göre; usulüne göre insan üzerinde bilimsel deney yapmamak suç olarak tanımlanmıştır ve söz konusu eylemin suç olmaktan çıkması için gerekli şartlar, maddenin devamında da belirtilmiştir. Buna göre; usulsüz olarak göre insan üzerinde yapılan bir deneye dahil olan çalışan, talimatlar yazılı da olsa sorumluluktan kurtulamaz zira eylem, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak nitelendirilmiştir.

Hukuka aykırılık, hukuk düzenine aykırılıktır dolayısıyla ceza kanunlarında suç olarak tanımlanmış eylemler de hukuka aykırıdır. Yazılı olarak yerine getirilebilecek görevler, ceza kanunları dışında öngörülmüş düzenlemelere aykırı olan eylemlerdir. Yöneticisinden aldığı bir talimatın hasta haklarına aykırı olduğunu fark eden bir hemşire ilgili görevini, yönetici hemşirenin yazılı talimatıyla yerine getirebilir elbette öncesinde, hukuka aykırılığı yöneticisiyle paylaşmalıdır. Söz konusu talimatın yazılı olarak uygulanabilmesi için, ceza kanunlarında suç olarak tanımlanmamış olması gerekir.

Peki, çalışanlar neyin hukuka aykırı bir eylem veya hukuka aykırılığının yanında, ceza kanunlarında suç olarak tanımlanmış bir eylem olduğunu nereden bilecekler? Burada en önemli husus çalışanların, ilgili düzenlemelerde öngörülmüş görev, yetki ve sorumluluklarını tam olarak bilmeleri gereğidir. Bunları bilen ve görev tanımının dışına çıkmayan bir çalışan çok büyük bir oranda hukuka uygun olarak davranmış olur zira sağlık hizmetlerinden faydalanan bireylere uygulanacak girişimler düzenlemelerde açıkça belirtilmiştir, sınırlıdır. İlgili düzenlemelerdeki görevleri, yetkileri ve sorumlulukları bilmek, yasaklanan görev, yetki ve sorumlulukları bilmekten daha çok avantajlı ve kolaydır. Çalışanlarda farkındalık oluşturulması için kurum içi eğitimlerin de önemli katkısı olacaktır dolayısıyla kurum yöneticilerinin gerekli eğitimleri organize etmeleri gerekir bunun için, ilgili birimlerden de – örneğin, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü – destek alınabilir.

Anayasa’mızın 137. maddesinin kamu çalışanları tarafından etkin olarak yerine getirilebilmesi için, yürütme erkine çok önemli görevler düşmektedir. Organizasyon ve özellikle denetim sistemlerinin; çalışanın, yaşanabilecek hukuka aykırılığı özgür iradesiyle ifade edebilecek yeterlilikte faaliyet göstermesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle; bir grubun veya grupların içinde yalnız kalmış bir çalışan Anayasa hükmünü, gereği gibi yerine getiremeyecektir. Aslına bakarsak, tüm kamu hizmetleri açısından durum böyledir. Çalışan, hukuka aykırılığı bile ifade edemeyecek bir durumda bulunabilir. Bu nedenle, söz konusu çalışanın güvenliğinin teminatı idare tarafından sağlanmalı, çalışan hukuka aykırılığı ifade etme ve gerekeni yapma konusunda cesaretlenmeli, desteklenmelidir.

Ahmet Hemşire’nin göreve yeni başladığı sağlık kuruluşunda, sahadaki ilk günüdür. Gerekli uyum eğitimlerini almış ve uygun çalışma alanına yönlendirilmiştir. Bulunduğu servisin ekibiyle birlikte, gece mesaisini tamamlamış olan diğer ekipten, mevcut hastalar hem sözel hem de yazılı olarak teslim alınır ve hasta paylaşımı, bölüm sorumlu hemşiresi tarafından yapılır. Sorumlu hemşirenin talimatıyla Ahmet Hemşire servisin, sahayı bilen kıdemli hemşirelerinden olan Ayşe Hemşire’nin refakatinde çalışacaktır bunun için, gündüz mesaisinde bir haftalık bir süre belirlenmiş ve planlanmıştır.

O gün için ilgili serviste, ameliyatı planlanan 10 hasta bulunmaktadır. Söz konusu hastaların yatışı yapılmamış ve ameliyat öncesi hazırlıklarına da henüz başlanmamıştır. Mesainin başlamasıyla birlikte hastaların birer, ikişer yatışı gerçekleşir ve serviste hareketli bir süreç başlar. Bir taraftan yeni yatışı yapılan hastaların ameliyat öncesi hazırlıkları yapılıyor, diğer taraftan da yatışı devam eden hastaların tedavi ve bakım hizmetleri ilgililerce karşılanıyordu.

O sırada, yatışı devam eden bir hastanın odasından, tıbbi cihazın alarm sesi koridor boyunca yankılanır. Bunu ilk fark eden Ahmet Hemşire, derhal odaya girer ve kendini tanıtır. Cihazın tıkanıklık alarmı verdiğini anlar ancak cihaza staj döneminde de hiç rastlamamıştır, kullanımı hakkında da fikir sahibi değildir. Servisin sorumlu hemşiresi de dahil olmak üzere ekip arkadaşlarının hasta odalarında bulunduklarını ve çok meşgul olduklarını bildiği için sorunu kendisi çözmek ister ve cihazın birkaç tuşuna basarak alarmın susmasını sağlar. Bu sırada da tıkanıklığa ilişkin olarak seti kontrol eder, buna dair bir emare görmez, geçmiş olsun dilekleriyle hastanın odasından ayrılır.

Aradan biraz zaman geçer ve cihaz yine alarm verir, sorunun takipçisi olan Ahmet Hemşire, aynı uygulamaları gerçekleştirir ve odadan ayrılır. Servisteki hareketlilik devam etmektedir. Ahmet Hemşire dördüncü kez odaya girdiğinde yaşlı kadın hasta kendisine, ‘…ağrılarım sebebiyle bütün gece uyuyamadım evladım, birkaç saat uyusam çok iyi olacak, tam uykuya dalıyorum sesle uyanıyorum, susturamayacaksan şu serumu çıkar be çocuğum, biraz uyuyayım ne olur, canımdan bezdim artık…’ diyerek serzenişte bulunur. Hastanın geri bildirimi kendisini oldukça üzmüş, motivasyonunu da düşürmüştür, sorunla hemen ilgileneceğini söyler ve odadan hızlıca ayrılır. Özellikle de görevine yeni başlayana bir çalışan için söz konusu geri bildirim, gerçekten de çalışanın motivasyonunu fazlasıyla etkiler.

Servisin koridorunda sorumlu hemşiresine rastlar ve durumu alelacele, heyecanlı bir şekilde kendisine anlatır. Hasta odasına birlikte girerler, hasta ile ilk iletişim kurulduktan sonra cihaz ve set kontrol edilir, sorun giderildikten sonra cihaz, tekrar aktif hale getirilir. Hastanın daha rahat uykuya dalması için oda içinde birkaç değişiklik yapılır ve iyi dileklerle hasta odasından ayrılınır.

Sorumlu hemşire, rehber hemşire Ayşe ve Ahmet Hemşire birlikte küçük bir görüşme gerçekleştirirler. Sorumlu hemşire Ahmet Hemşire’ye, bir hafta boyunca yalnızca rehber hemşirenin refakatinde görevlerini yerine getirmesi gerektiğini tekrar hatırlatır. Kendilerine destek olmak için böyle bir eylemde bulunduğunun farkında olduğunu da kendisine iletir ve teşekkür eder. Sorumlu hemşire, kendisi hakkında da öz eleştiride bulunur ve ‘…bunun nedenlerini sana açıklamam gerekirdi ve ne olursa olsun bizden destek alman konusuna vurgu yapmam gerekirdi zira yüksek riskli bir ilaç olsaydı hasta bu durumdan zarar da görebilirdi…’ der ve tekrar görevlerinin başına dönerler.

Farklı hizmet alanlarında, bazı sağlık mesleği mensupları hizmet sunumunda daha fazla ön plana çıkabilir örneğin, yoğun bakımlar ve yatan hasta servisleri gibi alanlarda hemşirelik hizmetleri daha fazla ön plana çıkarken, acil servislerde acil tıp teknikerliği/ teknisyenliği, diyaliz merkezlerinde diyaliz teknikerliği, ameliyathanelerde hekim ve ameliyat ekibi, polikliniklerde yine hekim ve tıbbi sekreterlik, kadın hastalıkları ve doğum servislerinde ebeler daha fazla ön planda olabilmektedirler. Hizmette ön plana çıkma, sağlık mesleği mensubunun ilgili birimde icra ve ifada bulunduğu görev, yetki ve sorumluluklarıyla ilişkilidir.

Kural olarak, hiçbir çalışan ilgili düzenlemelerde belirlenmiş görev, yetki ve sorumluluklarının dışına çıkmamalıdır ancak her çalışan birbirini, özellikle de olağanüstü hallerde desteklemek zorundadır zira yaşam hakkı söz konudur. Daha önce de belirtildiği gibi, sağlık hizmeti sunumunda olağandışı olarak görülebilecek durumlar sıkça yaşanabilmektedir dolayısıyla söz konusu durumda çalışanların birbirlerini desteklemeleri onların kararlarına/ vicdanlarına bırakılmayacak kadar önemlidir.

Planlama hatası/ Acil durum sonucu yoğun bakımda belirli bir süre yalnız kalan bir hemşire, o esnada hastasını değerlendirmeye gelen bir hekimden veya hastasının fiziksel egzersizlerini yaptırmakta olan bir fizyoterapistten, ilgili kişinin yapabileceği destekleri talep edebilir. Buna ilişkin olarak pek çok örnek verilebilir.

Çocuk hasta, yüksekten düşme sonucu gelişen yüzeysel kafa yaralanması tıbbi tanısıyla genel yoğun bakım ünitesine, yakın takip amacıyla yatırılır. Hekim istemi doğrultusunda; yaşam bulgularının kayıt altına alınması ve her an gözlemlenebilir olması için hastanın monitörizasyonu, yoğun bakım ekibi tarafından sağlanır. Hastaya, iki adet damar yolu açılır, ek olarak istenen kan tahlilleri için ilgili tüplere hastadan kan alınıp laboratuvara gönderilir. Damar içi olarak istem yapılan uygun sıvı desteğine başlanır, ilk doz ilaç tedavileri uygulanır ve hastanın genel vücut bakımı yapılarak tıbbi durumuna uygun pozisyon, hastanın hemşiresi ve hemşire yardımcısı tarafından verilir. İlgili hekim, saatlik idrar takibi amacıyla mesane sondası uygulamasına karar verir ancak uygulamayı bir saat sonra yapabilecektir zira hekim, aynı yoğun bakımda bulunan başka bir hastaya tıbbi müdahalede bulunmaktadır.

Gerekli tıbbi malzemeleri hazırlayan Fatma Hemşire, hekimi beklemeden söz konusu kateteri hastasına uygulamayı, iyice düşünmektedir ancak hastanın çocuk olması, çalıştığı kurumun prosedür ve talimatlarına aykırı bir durum olması ve söz konusu vakaya ilişkin olarak ekipçe ortak bir plan oluşturulmaması dolayısıyla ilgili düzenlemeye de (Hemşirelik Yönetmeliği) aykırı olması nedenleriyle, uygulamayı gerçekleştirip gerçekleştirmeme konusunda gelgitler yaşamaktadır. Bir taraftan bir an önce harekete geçmeyi düşünmekte diğer taraftan da söz konusu durumlar nedeniyle eyleme geçmekten vazgeçmektedir. Öte yandan, uygulamanın bir saat sonra gerçekleşecek olması hasta açısından bir dezavantaj teşkil etmeyecektir ayrıca söz konusu zaman diliminde, kurum içinde uygulamayı gerçekleştirebilecek müsait başka hekimler de bulunmaktadır. Tüm şartları birlikte değerlendirdiğinde Fatma Hemşire, uygulamayı gerçekleştirmeme kararını alır.

Hastanın hekimi görevini tamamlamış ve kateter uygulaması için çocuk hastanın odasına girmiştir. Fatma Hemşire’nin asiste etmesiyle birlikte uygulamaya başlanır ancak uygulamanın daha başında, hekimin de nedenini henüz tespit edemediği bir kanama meydana gelir ve hastada, hatırı sayılır miktarda kan gözlenir. Hekim uygulamayı hemen durdurur ve acil olarak üroloji bölümünden konsültasyon ister. Konsültan hekiminin bazı önerileri, birincil hekim tarafından telefonla sözel olarak alınır, gereken girişim ve tedaviler hastaya derhal uygulanır.

Konsültan hekimin girişimiyle mesane sondası uygulanmış ve hastanın stabilizasyonu sağlanmıştır. Yaşananlar Fatma Hemşire’yi oldukça etkilemiştir. Söz konusu kateteri hastaya uygulamayarak en doğru kararı aldığını tekrar düşünür, olayı sorumlu hemşiresi ve ekip arkadaşlarıyla paylaşır.

Bir hasta/ Sağlık hizmetinden yararlanan bir kişi, herhangi bir sağlık mesleği mensubuna, başka bir sağlık mensubu/ çalışanı hakkında olan şikayetini dile getirebilir, sahada söz konusu durum sıkça yaşanmaktadır. Genellikle hastalar veya onların yakınları, kendilerini daha yakın hissettikleri çalışanlara hizmet sunumu sırasında yaşadıkları sorunları aktarırlar.

İlk olarak yapılması gereken eylem, hastayı dikkatlice dinlemek ve ona dinlendiğini göstermektir, bu da etkili dinleme yöntemleri ile olur. Hastayı etkin dinlemenin amacı, olayı tam olarak anlamaktır ve hastaya, ‘yaşadığın sorunu çok önemsiyorum ve sorunu çözme konusunda bir sağlık mesleği mensubu/ çalışanı olarak üzerime düşeni yapacağım’ mesajını iletmektir.

Anlatım sırasında olayla ilgili yorum yapmak yanlış bir davranış olur zira olayı ilgili herkesten dinlemedik dolayısıyla olayın aslını tam olarak öğrenemedik. Sağlık mesleği mensubu ile hasta arasında sağlık hizmeti sunumuna ilişkin olarak, çoğunlukla anlamlı derecede bilgi farkı bulunmaktadır bu nedenle, yanlış anlaşılmalar olabilecektir. Bazen de iletişim kopukluğu nedeniyle sorun yaşanabilecektir, öncelikle durumun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Konuya ilişkin olarak bir örnek verilecek olunursa; yoğun bakım gibi hastanın daha yakın takibi gereken alanlarda, özellikle de nörolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık hizmeti alan bazı hastalar, irade dışı gösterdikleri agresif davranışları nedeniyle, hekimin talimatı doğrultusunda fiziksel olarak da kısıtlanabilmektedirler. Söz konusu uygulamanın, ayrıca bir uygulama prosedürü vardır, uygulama kontrollü olarak gerçekleştirilmektedir.

Hastanın agresif eylemleri aniden gözlenebilir ve hasta yakınlarını ilgili konuda bilgilendirmek için yeterli süre bulunmayabilir. Yakınını kısıtlanmış olarak gören hasta yakını, doğal olarak uygulamaya tepki gösterebilir ve sağlık ekibine şiddet uygulayabilir zira hiç kimse bir yakınını o durumda görmeye dayanamaz, kolay kabul edilebilir bir durum da değildir. Hastanın hekimi, kısıtlamanın nedenleri, uygulama süreçleri, uygulama gerçekleştirilmediğinde meydana gelebilecek zararları, özellikle de hastanın kendisine verebileceği zararları, tedavi ve bakımının güvenle uygulanamayacağı konularında hasta yakınını yeterli bilgilendirdiğinde, hastanın yakını durumu kabullenecek ve sürece katkı sağlamak için elinden geleni yapacaktır zira ortak amaç, hastanın sağlığına en kısa sürede kavuşmasıdır. Yeterli bilgilendirilse bile, hasta yakını durumu kabullenemeyebilir de. Söz konusu örnekte, bilgilendirmenin önemine de tekrar vurgu yapmayı hedefledik.

Şikayetle ilgili konuya tekrar dönülecek olunursa; şikayette bulunan hastayı etkin bir şekilde dinleyen sağlık mesleği mensubu/ çalışanı, olayla ilgili diğer kişilerden de bilgi edindikten sonra kendisine mutlaka soruna ilişkin olarak dönüş yapılacağı bilgisini verir ve hastanın yanından ayrılır.

Sorun öncelikle bölüm yöneticisiyle paylaşılır yönetici, olaya dahil olan tüm sağlık çalışanlarını dinler ve adeta bir dedektif gibi sorunun, nedenini/ nedenlerini tespit eder. Olayın bölüm yöneticiyle paylaşılması, şikayet edilen sağlık çalışanına karşı yapılan bir haksızlık değildir amaç, sorun daha fazla büyümeden, zarar meydana gelmeden veya daha büyük, telafisi mümkün olmayan bir zarar meydana gelmeden önlemektir. Bölüm yöneticisi, buna ilişkin

organizasyonu sağlayacak olan en etkili ve yetkili kişidir ancak belirtelim ki sorun bölüm yöneticisini de aşıyorsa, ilgililer derhal bilgilendirmelidirler. Sorunları çözmeye yönelik olarak farkındalığı geliştirilmiş güçlü bir ekip böylesine bir alınganlığı yaşamamalıdır. Ekip olarak sorunun üstesinden daha kolay ve hızlı gelineceğinin bilincinde olunmalıdır. Amacın, kusur aramak değil, yalnızca mevcut sorunu çözmek olduğu konusunda, ekibin her bir üyesinin yeterli farkındalığı bulunmalıdır.

Sağlık hizmeti sunumu sırasında her çalışan sorun yaşayabilir, ilgili kişinin görevini gereği gibi yerine getirmediği anlamına, her zaman gelmez zira sorunun pek çok nedeni olabileceği, daha önceki çalışmalarda da belirtilmişti. Hatta kayda değer hiçbir sebep de olmayabilir, hizmetin doğası gereği var olan gerginlik, yaşanan küçük bir aksiliğin de etkisiyle – ön yargı da başlı başına bir sebep olabilecektir – şiddete yol açabilir. Bu nedenle sağlık hizmeti sunucuları, durumun farkında olmalı ve sorunun çözümüne odaklanmalıdırlar. Sorunun da ancak ekip bilinci anlayışıyla, en kısa zamanda ve etkili bir şekilde ortadan kaldırılabileceğine gönülden inanmalıdırlar zira sağlık hizmetinde sorunların üstesinden ancak ekipçe gelinebilir söz konusu hizmet, ekip işidir.

Sorunun tespit edilip çözüme kavuşturulması süreci sağlık hizmeti sunumunda çok önemlidir. Uygun eylemler meydana gelen olayı lokalize eder ve olayın genelleme yapılmasının önüne geçer, bu çok önemli bir husustur. Her sağlık çalışanı özellikle de meslek mensupları bu önemli hususun farkında olmalı, uygun eylemler gerçekleştirilmediğinde hizmetin sunumuna, kamu hizmeti anlamında büyük zararlar verilebileceğinin farkına varmalıdırlar.

Olayı ilgili kişilerden dinlemeden, sağlık mensubu arkadaşı hakkında olumsuz yorum yapan veya destekleyici imalarda bulunan bir çalışan, hasta ve çalışanlar arasında var olan/ olması gereken en önemli unsur olan güven duygusuna, kamu hizmeti anlamında da büyük zarar vereceğini asla unutmamalıdır. Bu aşamadan sonra da hizmet sunumu çekişmeli ve gergin olarak geçecektir. Aslında durum, tüm kamu hizmetleri için geçerlidir ancak kişinin maddi ve manevi bütünlüğü kendi rızası sonucu doğrudan etkilendiği için, sağlık hizmeti sunumunda güven duygusu, daha fazla ön plana çıkmaktadır. Kişi en kıymetlisini, bedenini, maddi ve manevi varlığını sağlık mesleği mensuplarına/ çalışanlarına emanet etmiştir.

Sorun tespit edildikten sonra, çeşitli ihtimaller söz konusu olabilir. Yanlış anlaşılmalar olabilir, buna ilişkin olarak ilgili kişi/ kişiler ve bölüm yöneticisi birlikte hastaya/ hasta yakınına açıklamalarda bulunur fakat öncesinde, nasıl açıklama yapılacağına dair görüşmüş olmaları gerekir, hasta ve hasta yakınlarıyla soruna yönelik olarak kurulacak olan iletişim çok önemlidir. İfadelerin, yanlış anlaşılmaması ve güvenin sarsılmaması bakımından titizlikle seçilmesi gerekir.

Ortada bir kusur varsa ancak zarar yok ise yine ilgili kişi/ kişiler ve yönetici birlikte durumu en uygun ifadelerle hasta/ hasta yakınına açıklayarak süreci sonuçlandırmalıdırlar. Yaşanan olaydan duyulan üzüntü de ifade edilmeli ve gerekirse özür dilenmelidir. Sonuca kusuruyla sebep olan taraf kim olursa olsun – sağlık çalışanı veya hasta/ hasta yakını – gerektiğinde özür dilemelidir.

Diğer bir ihtimal ise, ortada bir kusur olabilir ve hasta zarar görmüş olabilir. Aynı süreç gerçekleştirilmeli zarar, ilgili birim/ kurum tarafından dolayısıyla idare tarafından karşılanmalıdır. En büyük teselli ise, geri dönüşü olmayan bir zararın meydana gelmemiş olmasıdır. Sorunlar karşısında dürüst olmak, özellikle de hizmet sunumunda kusur mevcut ise buna rağmen savunucu bir rol üstlenmemek çok önemlidir. Hizmeti alan tarafın şiddet içeren davranışları sergilemesine yol aça

buna yol açabilecek tüm kapıların da kapatılması gerekir söz konusu tedbirler, ivedi olarak alınmalıdır. Bu arada, sınırları keskin olarak belirlenmiş hukukun cevaz verdiği bazı sayılı/ istisnai durumların (zarar verebilecek eylemler) olduğunu da belirtmek isteriz, söz konusu durumlar ayrı bir başlıkta ayrıca ele alınacaktır kural olarak ise söz konusu eylemler, hukuka aykırıdır.

Sorunu tespit etmeye ve çözmeye yönelik eylemler böyle olmakla birlikte yöneticilerin konuya yaklaşımı böyle olmadığı sürece ve çalışanda farkındalık oluşturulmadığı, sorunlara belirtildiği gibi yaklaşması için çalışanın desteklenmediği, yeterli zaman ve fırsat verilmediği sürece çalışan da gerekli davranışı yeterince sergileyemeyecektir. Çalışanlar süreci, yerine getirilmesi gereken bir ödev gibi görmelidirler ve gerçekleştirilmediğinde, çalışana yöneticisi tarafından dönüş yapılmalıdır. Yöneticiler de bir üst yöneticileri tarafından denetlenmelidirler. Organizasyon ve denetim konuları da ayrı başlıklarda ele alınacaktır. Sürece yönelik eylemler, kanaatimizce kurum içi iyileştirmede fazlasıyla etkili olacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, çalışanların karşılaştıkları her sorunu yöneticilerine bildirme gibi sorumlulukları bulunmaktadır.

Her birimden sorumlu bir yönetici bulunmaktadır. Yöneticiler, yasaların da öngörüsüyle vekaleten yerine birini atayabilmektedirler. Elbette atanacak kişinin yine, yasalarda öngörülen koşulları sağlaması gerekmektedir. 19 Durum böyle olmakla birlikte, birimin idaresine yönelik olarak sorumluluğun ekip içi paylaşılması, hizmetin sonuçları bakımından çok daha etkili ve yararlı olacaktır. Uygulamaların gereği gibi yapılması açısından takip edilmesi, sahaya yeni başlayanların eğitimi, bilgi güncellemelerinin aktarılması, birim kalite göstergelerinin takibi vs. gibi konularda sorumluluklar birkaç kişiye verilebilir. Hatta dönüşümlü olarak; belirli bir dönem boyunca belirli kişilerin yerine getirmesi amacıyla planlama da yapılabilir. Örneğin, ayrıca birimlerde klinik eğitim hemşireleri, ekip liderleri unvanlarıyla çalışanlar atanabilir. Yalnızca kalite göstergelerini takip eden veya ilgili birimde, hasta/ hasta yakını geri bildirimlerini takip eden, raporlayan, ekiple paylaşan çalışanlar belirlenebilir. Söz konusu belirlemeler, hem sorumlu hemşirenin görevini, özellikle zaman bakımından etkin bir şekilde yerine getirebilmesi, yokluğunda sorun yaşanmaması hem de çalışanların sorunlara ve onların çözümlerine katılımını sağlama dolayısıyla çözüme yönelik uygulamaları benimseme bakımından çok önemlidir. Söz konusu belirlemeler, elbette ilgili düzenlemelerde öngörülmeli (eklenmeli), yönetsel görevlerin sorumluluğunu paylaşan çalışanların gelirlerinde gerekli değişimler sağlanmalıdır, kısaca onların özlük haklarına yansımalıdır.

Konuya ilişkin olarak verilecek diğer bir örnek; anestezi teknikerleri/ teknisyenlerinden sorumlu bir kişi bulunmakla birlikte, gerçekleştirilen uygulamaların gereği gibi yapılıp yapılmadığını, yeni başlayan çalışanın alana uyumunu, yeni uygulamaların veya cihaz kullanımlarının ekibe aktarımını sağlamak için ekipten gönüllü ve yeterliliğe sahip birkaç kişi görevlendirilebilir. Yöneticilerin görev, yetki ve sorumluluklarına dair ekipten en az iki kişinin de sürece ilişkin olarak bilgi sahibi olması ve uygulayabilmesi, ilgili yönetici sahada bulunamadığında söz konusu görevlerin aksamaması için elzemdir. Uygulamanın, ülkemizde ve yurtdışında örnekleri bulunmaktadır. 20

Koroner Yoğun Bakım Ünitesi’nde altı aydır çalışmakta olan Mehmet Hemşire, femoral arterden çıkarılan kateter bölgesini, kanama belirti ve bulguları açısından kontrol etmek ve yaşam bulgularını ölçmek amacıyla hastasının yanına varır. Yaşam bulguları, hastaya özgü olarak normal değerlerde sonuçlanmış ve invaziv girişim bölgesinde, olası kanama belirti ve bulguları gözlenmemiştir. Hemşire, inspeksiyon ve palpasyonla yöntemleriyle kontrolünü

sağlar. Söz konusu girişimin uygulanmasının üzerinden sekiz saat geçmiştir ve hasta takip süresi aralığı bir saat olarak uzamıştır. Sekizinci saatte hastasının yanına varan Mehmet Hemşire, hastasının yaşam bulgularında anlamlı bir farklılık görmez ancak girişim bölgesinde bir tuhaflık sezer. Şöyle ki meydana gelebilecek bir hematomun belirti ve bulgularını gözlemlemez ancak ilgili bölgede yaygın bir sertlik hisseder ve hemen nöbetçi kardiyoloji uzmanına haber verir.

Hastayı değerlendiren hekim, psödo anevrizmadan (yalancı anevrizma) şüphelenir ve yumuşak doku ultrsonografisi tetkikinin yapılması için istemde bulunur. Hastanın hemşiresine de ‘muhtemelen hematom gelişti, ultrasonografi sonrası kesin tanıyı belirleyebileceğiz’ diyerek onu da bilgilendirir. Hematom ifadesini duyan Mehmet Hemşire’nin nabzı yükselmeye başlar, yüzü hafif kızarır ve yüzünde bir endişe ifadesi belirir. Hastanın takibi ile ilgili hemşirelik süreçlerini düşünür ve yerine getirmeyi unuttuğu bir eylem olup olmadığını kendi kendine sorgulamaya başlar.

Bu sırada, Koroner Yoğun Bakım Ünitesi nde çalışan, kendisinden daha fazla tecrübesi ve aynı zamanda bilgisi olan Elif Hemşire, mesai arkadaşına dönerek, ‘sen görevini gereği gibi yerine getirdin, endişelenmen yersiz… Hastanı normal takip aralığından daha sık olarak da takip etmiş olsaydın, yine hematomu fark edemeyecektin zira bu tür kanamaların belirli bir düzeye gelmeden fark edilmesi çok zordur ancak tetkikle anlaşılabilir. Bazı vakalarda fark edilemeyebilir. 21 Bir tuhaflık olduğunu fark ettiğin anda hekimi bilgilendirdin, şimdi de görev, yetki ve sorumlulukların çerçevesinde gerekeni yapacaksın. Lütfen motivasyonunu düşürme, hastanın senin görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirmene ihtiyacı var!’ der ve söz konusu komplikasyona ilk defa rastlayan meslektaşına, uygulamalarda destek olur zira sağlık hizmeti ancak ekip olabilme bilinciyle gereği gibi yerine getirilebilir.

 

 

KAYNAKÇA

1. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 1928; Sağlık Meslekleri Kurulu Yönetmeliği, 2012.

2. Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik, 2014.

3. Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanmasına Dair Yönetmelik, 2011.

4. Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 1987; Hasta Hakları Yönetmeliği, 1998; Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği, 1983.

5. Candoğan Akca, Gülsün Erigüç, ‘Hastane Çalışanlarının Yöneticileri ve Çalışma Arkadaşları İle Yaşadıkları Çatışma Nedenlerine Yönelik Bir Araştırma’, Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi, 9(2), 2006, s. 148.

6. Ali Mohammad Mosadeghrad, ‘Factors Influencing Healthcare Service Quality’, Internatioanal Journal Of Health Policy and Management, 3(2), 2014, s. 81.

7. Derya İnce, Suna Akbalık, ‘Kamu Hastanelerinde Temizlik İşçilerinin Çalışma Koşulları ve Covid – 19 Pandemi Sürecindeki Deneyimleri: İstanbul Örneği’, Çalışma ve Toplum, 5(75), 2022, s. 2839.

8. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 2012.

9. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1982; Devlet Memurları Kanunu, 1965; İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 2012.

10. Hemşirelik Yönetmeliği, 2010.

11. Rümeysa Firdevs Yıldırım, Seda Kumru, ‘Hasta Şikayetleri ve Tatmininin Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezine Yapılan Başvurular İle Değerlendirilmesi: İstanbul – Kadıköy Örneği’, Eurasian Journal of Health Technology Assessment (EHTA), 5(2), 2021, s. 124.

12. Richard M Elias ve Diğerleri, ‘A Taxonomic Review of Patient Complaints in Adult Hospital Medicine’, Journal of Patient Eperience, 8, 2021, s. 4.

13. Turan Yıldırım ve Diğerleri, İdare Hukuku, 7. Baskı, İstanbul, 2018, s. 364.

14. Turan Yıldırım ve Diğerleri, İdare Hukuku, 7. Baskı, İstanbul, 2018, s. 835 vd.; Devlet Memurları Kanunu, 1965; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1982.

15. Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 1928; Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 1987; Hemşirelik Kanunu, 1954; Aile Hekimliği Kanunu, 2004; İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu, 1928;

16. Hemşirelik Yönetmeliği, 2010; Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği, 2013;

17. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1982.

18. Türk Ceza Kanunu, 2004.

19. Seçkin Yavuzdoğan, Arda Ergene, ‘Devlet Memurları Kanunu Uyarınca Vekalet Görevi ve İkinci Görev Yasağı’, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 13(25), 2023, s. 221; Devlet Memurları Kanunu, 1965. 20. ‘Klinik Eğitim Hemşireliği Programı Başladı’, https://sem.istinye.edu.tr/klinik-egitim-hemsireligi-programi-basladi.html, (08.01.2023); Nursel Vatansever, Kader Mert, ‘Hemşirelikte Klinik Eğitimin Yeri ve Önemi’, Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 3(1), 2017, s. 33; ‘Acıbadem Kariyer’, https://kariyer.acibadem.com.tr/ilanbilgileri?j=4438456676696b5a666b6470756b35636f61587256673d3d, (08.01.23); ‘Clinical Nurse Educator Career Guide, https://www.wgu.edu/career-guide/healthcare/clinical-nurse-educator-career.html#close, (08.01.23); ‘Nurse Educators: Roles and Responsibilities’, https://www.regiscollege.edu/blog/nursing/what-is-a-nurse-educator, (08.01.23). 21. ‘Pseudoaneurysm: What Causes It?’, https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/cardiac-catheterization/expert-answers/pseudoaneurysm/faq-20058420#:~:text=A%20pseudoaneurysm%20occurs%20when%20a,vessel%20wall%20weakens%20and%20bulges., (23.01.23).

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP