Çocukken kokusu bile değişikti havanın …
Bilmezdik yalnızlığın bizi korkutacağını …
Sanırdık büyüyeceğiz kök salacağız göğe uzanacak yapraklarımız …
Ne çok umudumuz vardı gizli kutularımızda sakladığımız .
Zamanın sarsntılarına göre kimimizin sonsuza dek herbirinden vazgeçeceği ,
Kahkahalarımıza sığdırırdık neşenin her tonunu…
Küçük isteklerimiz büyük hayallerimiz vardı.
Çoktu arkadaşımız her vefasızlığın canımızı bir gün yakacağından habersiz …
Yapılacak yanlışlara karşı yoktu gardımız ,
Çünkü zamanla kalınlaşacaktı kabuklarımız ,
Tersi iskamette mecburi değildi hayat , umutlarımız bile yemyeşildi
Bilmezdik ki yok eden yıkıcı ruhsal yıkımları,
Oysaki kazandıkça bozulacaktı gönül düzenimiz .
Çocuk vicdanlarımız vardı öfkesi saman alevinden taze anlık geçici,
Travma kelimesi rutin konuşmaların bahanesi olacaktı .
Doymayacaktık elimize tutuşturulan salça ekmekle,kiminin hakkını yiyecektik kimi de bizim .
Değişmeyen bir şey kaldı .
Özüyle tadıyla susuzluğuyla herkeste eksik kalan sevgi ihtiyacı ,
Kiminin öfkesinde,
Kiminin ezilmişliğinde,
Kiminin şımarıklığında,
Kiminin bencilliğinde ,
Ama herkesin bir zayıflığında gizlenmiş sinmiş derine
Okşansa başı geçecek gibi ,yada çoktan vazgeçilmiş kanıksanmış gibi
Aç ,deli gibi kurak ,yağmursuz toprak gibi
Bir damlasına mecbur ,
Bir damlasında sarhoş ..
Nadide Ulgen Ates / AVRUPAPRESS
AVRUPA
29 juin 2026AVRUPA
29 juin 2026AVRUPA
29 juin 2026AVRUPA
29 juin 2026AVRUPA
29 juin 2026AVRUPA
29 juin 2026AVRUPA
29 juin 2026