Mekke’deki yapılması gereken ibadetler ve ziyaretler tamamlanınca “Yeryüzünde üç mescid ibadet maksadıyla ziyaret edilebilir.Mescidi-i Haram,Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksa “ hadisi şerifi gereğince Medine’ye ,peygamberimizin kokusuna , mescidine doğru yola çıkılır.
Allahu Teala Mekke’yi dağlarla korurken eski adı “Yesrib” tepelerde güneş gibi yolu beklenen efendimizin hicretiyle “Medinetün Nebi”(peygamber şehri )olan Medine’yi de kaya ve taşlarla korumuş.Tamamen volkanik taşlarla kaplanmış adeta taş tarlası halinde kilometrelerce alanda asık suratlı kara kara taşlar adeta yol boyunca sizi gözetliyor gibi konumlanmışlar.Niyetinizi tartar gibi kalbinizi görür gibi …
Taşlık alanlardan ve dar vadilerden geçip hicret yolunu takip ederek bağrında misafir ettiği “Seyyidül Evvelin vel Ahirin “olan onun nurundan nurlanan Medinetül Münevvere’ye gelinir.
Rasulullah (Sav) Hadisi Şerifinde “Kim vefatımdan sonra beni ziyarete gelirse sağlığımda beni ziyaret etmiş gibidir” buyurduğu müjdeye erişmek için adeta bir dostla randevulaşmışcasına, seni bekliyor gibi (hem öyle bir dost ki sizin sıkıntıya düşmeniz onun gücüne gider, izzeti nefsine dokunur)buluşma heyecanı içinde Ravzayı Mutahhara’da cennet bahçesi olarak bilinen ilk inşa edilen mescid bölümünde huzurunda edeple ;
Esselatü vessalamü aleyke ya Rasulullah
Esselatü vessalamü aleyke ya Habiballah
Esselatü vessalamü aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin
diyerek ziyaret eden her müslüman gibi önce kendi selamımız söylenir sonra bize emanet edilen selamlar ve dualar edeple arz edilir.
Cennet bahçesinde edeple “Allahu Ekber “ diyerek sağ elini sol elinin üstüne o en güvenilir en sadık dostun elinin üstüne koyar gibi sıkıca tutarsın.Yaradanın huzurunda habibinin yanında zaman durur mekan açılır.Sonra Rasülün üzerinde hutbe verirken minber yapıldığı için hutbe vermeyi kestiği kuru kütük gibi yüreğin inleyerek iki rekat namazı tamamlarsın.Gözyaşları ile dostların huzurunda hasbihal edersin..Hangisinin birbirinden daha evla olduğunu bilmeden duaları salavatları dökersin dil heybenden /gönül bohçandan.
Hakiki dostların huzurunda” Esselatü vesselamü ya Ömer” deyip Hz Ömer’in “Dicle’nin kıyısında bir kurt alırsa bir koyunu gelirde sorar ilahi adalet Ömer’den onu” sözü kulağımızda çınlarken ,“Esselatü vesselamü aleyke ya Ebu Bekr “deyip ikinin biri/sıddık ve zül Hilal (Allah yolunda çokça harcayan)isminin sahibi dostun müslümanların nasıl birbirine dost olması ve adaletli olmasını öğrettiğini hatırlarız.Dar zamanında yanında Ebu Bekr gibi dostlarının olması için geniş zamanda Ebu Bekr gibi dostlara sahip çıkmayı öğreniriz.
Ravza-i Mutahhara’nın doğu tarafında bulunan Baki Kabristanı’nı da sabah saatlerinde ziyaret ederek, Peygamber Efendimizin yakınları ve Eshabı için de dualar edilir. Baki kabristanlığı ile mescid arasında yapı bulunmamaktadır.
Bakî’nin ilk misafiri Osman bin Maz’un’u, Hz. Peygamber (s.a.s) bizzat kendi elleri ile defneder. Hz. Peygamber, oğlu İbrâhim vefat edince de aynı yere defnedilmesini emretti. Hz. Peygamber’in (s.a.s) kerime-i muhteremeleri Hz. Rukiyye Annemiz de âlem-i cemale göçtüğünde, « Bizim hayırlı selefimiz Osman’a kavuş! » diyerek kendisini Bakî kabristanına defnetmiş. Cennet’ül Bakî kabristanında onbinlerce sahabe medfundur. Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Sevde, Hz. Zeynep binti Cahş, Hz. Ümmü Habibe, Hz. Ümmü Seleme, Hz. Cüveyriye, Hz. Safiye ve Hz. Fatıma annelerimiz, sahabe-i kiramdan Hz. Abbas, Hz. Sad b. Ebi Vakkas ve Hz. Hasan Efendilerimizin yanısıra İmam-ı Malik Hazretleri ve Kafkasya kartalı İmam Şeyh Şamil gibi sonra gelen birçok büyük zat buraya defnedilmiştir.
Medine de ümmetin aşkı gibi dağ taş ta ona sırıksıklam aşıktır.Uhudda Allah Resulü’nün aşkıyla ıslanmış ve mahcubiyetinden kızarmış bir mekan olarak üstünde ağaç ve herhangi bir yeşillik olmadan heybetiyle kıyamete kadar ümmete bir ziyaretğah olmuştur.Oradan Ayneyn tepesine gidilir.Şimdilerde güvercinler okçular tepesini ayrılmadan beklemekteler.
Mekke’den Medine’ye hicreti aynı zamanda Hicri yılın başı kabul edildiği bir kaç gün evvel girdiğimiz yeni Hicri yılımızı da kutlayarak ,tozu bile şifa olan şehirden gönüllerimizin şifası Rasulullah’ın huzurundan gül kokulu selamlar yolluyorum herbirinize.
Binlerce selam ve salat, tahityatü ikram gül kokulu peygamberimizin alî ve ashabının üzerine olsun .
Pinar Yikilmaz Tasci / AVRUPAPRESS



