DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3416026-2,27%
Ankara
15°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Hayatin Icinden…..
1119 okunma

Hayatin Icinden…..

ABONE OL
août 11, 2021 06:40
Hayatin Icinden…..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

daha önce yazdığım köşe yazılarından farklı. Farklı bir yazı çünkü şimdiye kadar politik hiçbir konuya değinmek istemedim. Ancak canıma tak etti. Suya sabuna dokunmadan insanlara sevginin, saygının ne olduğunu anlatırım inancını benimsemiştim. Artık bu inanç maalesef bende yer edinmiyor. Edinecek gibi de değil. Ülkenin aldığı hali düşününce iyice deliriyorum. Ben vatanı sadece toprak parçası olarak görenlerden değilim. Çünkü benim için toprağı vatan eden içindeki insanlardır. Bu toprak parçası üzerinde yaşayan insan sayısı o kadar az ki – benim için- vatan olmaktan çıktı. Maalesef… Vatanı toprak parçası olarak görmektense, insanlığın olduğu yeri vatan görmeyi tercih ediyor ve bu tercihimi inanç haline getirmiş bulunuyorum. Ben harcanan her beyin, her vicdan ve her insandan sonra ülkeden yani toprak parçasından memnun değilim. Öncelikle zaten güncel haber takibi yapan, gündemi takip eden her birey durumun farkında. Ancak bunlar dışında yaşanan olaylara rağmen (ki olayları tek tek ele alacağım- kendi fikrimce- ) bireysel olarak da yaşadığım birçok şey oldu. Önce gündemdeki olayları şöyle bir özetleyeyim.

!. Yaşanan olaylardan biri 2 çocuk – bakın Çocuk diyorum- biri 6 diğeri 10 yaşında olan iki kardeş. Küçük olan kız, büyük olan erkek. Sanki cinsiyet fark ediyormuş gibi. Anneleri ve üvey babaları tarafından sistematik tecavüz ve tacize uğruyor. işin içinde başka aile bireyleri de var olan çocukların mektubu ve çizdiği resimlerle de kanıtlanmış ancak bizim sorunlu Adalet sistemimiz aile fertlerini yargılama esnasında yetersiz delil ile serbest bırakıyor. Bu sürede soruşturma devam ediyor. Soruyorum size hangi Adalet bunu kabul eder, 6 ve 10 yaşında çocuklar. kafalarından tecavüzün ve tacizin detaylarını verebilecek yaşta ve bilgide değiller. Ben bu yaşımda duymadığım şeyleri, onların yaşadığı açıkça ortada olan, gerçekleri anlatıyorlar. Ama olur mu? Bizim adaletimiz de özgürlüğünü savunacak insanlar içerdeyken, o kişiler dışarda kalacaklar ve bizde konuşuyoruz diye suçlu olacağız. Buna benzer konular için çok şey sayabilirim ama hepsini içimde saymaya devam edeceğim… edeceğim Çünkü daha çok gündemde olaylar var.

!. şort yüzünden sözlü hakarete uğrayan ve ailesine de hakaret edilmiş genç kız var. Ona o iğrenç hakaretleri eden Şeref yoksunu kişinin ne olduğu ortaya çıktı bu arada.Kumarbaz olduğu, eskort takip ettiği ve sözde inandığı dinin yanına bile yaklaşamadığı ortaya çıktı.

!. Geldik can alıcı asıl gündeme. Maalesef başından beri ortada olduğu açık suçların gerçekliğini kanıtlarla ortaya koyan, kendisini psikiyatri Profesör Doktor Sedat Peker diyen zat var. Evet birçok iğrençliği devlet yöneticilerinin nasıl gerçekleştirdiğini YouTube videoları ve tweetleri ile ortaya koydu. Hem de öyle basit iftiralarla değil kanıtlarla. Daha önce kendisinin de içinde bulunduğu her şeyi açıkça döktü. Ülkeden firari ve her yerde aranıyor. Bu konuda da dünya kadar şeyi yazar söylerdim ama ve dualarımı da sözlerimi de içimde tutuyorum.

 

Gündemde daha olan olaylarda var ülke gündemimizde. Yanan ormanlar gibi. Ancak ben bunların Sadece bu kadarını değinip kendi yaşadığım olaya geçiyorum.

!. Ülke dışında yaşayan bireylerin haberi olmayabilir ancak Sayın ülke yöneticisi sanata karşı tavrını açıkça belli edince saat 23.59 dan sonra müzik yasağı, Kusura bakmayacak ışık, kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yokmuş, sözleri söylendi. Konuyla alakalı hatchtech açıldı Ben de burada fikrimi beyan ettim. Her Özgür vatandaş gibi. Fikrimin peşinden gelen olaydaki twit sıralamaları şöyle ( + olanlar benim twitim diğeri de bana laf etmeye çalışan zatın twitleri;

+ Ay vAllah’i bende hep nefret ettim senden hala da ediyorum. #SendenNefretEdiyoruz ayrıca bari milletin komple nefes almasını yasakla da toptan kurtulalım ya seni dinleyenlerden, destekleyenlerden. Sen rahatsız oluyorsan dinleme. Biz #kusurabakıyoruz sayın olmayan sayın rte.

– Başına süs niyetiyle taktiğin örtüyü dahi reis sayesinde orda burda rahatça takabiliyorken hangi yüzünle edepsizlik edebiliyorsun?

+ Sen süs dedin diye örttüğüm örtü, inandığım inanç süs olmuyor. Milletin dinini seçtikleri vekillere göre değerlendirmek ancak senin gibi zihniyetlere yakışır. Siz beğenin diye inananlardan değilim. Ben inandığım için inananlardanım aksinize…

– Evet çok haklısınız (!). İnancınız « taklidi » inançta kalıp « tahkiki » imana donusmedigi müddetçe bulunduğunuz yerin yanlışlığını farketmek bir yana onlarla aynı düşünceleri savunup durursunuz.

+ İnandığım inancı Kuran’ı, Hz. Muhammed ve diğer Peygamberlerimizin yolu, hadisleri ve yaşantıları dışında hiçbir şeyi yol edinmiyorum. Ülkede bu kadar borçlu, zorda, ihtiyaç sahibi insan varsa, uyuşturucu oranı yüksekse, alınan eğitimler boşsa ve şuan yaptığımız gibi politika…

+ dışında bir şey konuşmuyor ve birbirimizi ayırt ederek yaşıyorsak kusura bakın veya bakmayın ama dini sözde kullanmak dışında bir şey yapmış olmuyorlar, olmuyoruz. Ben senin aksine dinimi yaşayarak gösteriyorum. Bu şekilde insanı ayırt ederek değil. Senin aksine edepsiz gibi

+ yaftalamalarda bulunurak, hakaret ederek adım atmaktansa yönetimi her haliyle düşünerek eleştiriyorum. Yönetici kim olursa olsun yanlış yapıyorsa yanlış yapmıştır. Din konusunda her koyun kendi bacağından asılır. Müslüman olarak görevim sadece dini yaşamak ve anlatmak.

+ Senin gibi ötekileştirerek hareket etmek değil. Müslüman ülkeyiz ama bizim dışımızda yaşayan dindeki insanları veya farklı dildeki insanları yok sayan hiçbir görüş benim inancıma ait bir görüş değil.Önce ahlak. Önce saygı, sevgi. Bunların olduğu yerde benim dinim işte. Sizinkinin aksine…

+ Son kez açıklıyorum. Ben dinimi siyaset üzerine kurgulamıyorum. Siyaseti dinime göre kurguluyorum.Yapılan yönetimde çok daha farklı. Şimdi istediğin şekilde örtüme edebime laf etmeye devam et. Sen görüşünü bağırmaya devam et. Bende kendi görüşümü bağırmaya devam edeceğim. Son cevaptır.

Bu sinirim katsayım arttıran olaydan sonra tutamadım kendimi. Saygının her şey olduğu tek yaşamlık bu dünyada saygı, en çokta birbirimize gösteremediğimiz duygu oluveriyor. Evet başlarda attığım ilk Twitt ile söylediklerim ağırdı. Ki bence gayet saygılı bir şekilde ifade ettim. Hayatımızdan alınan şeyleri düşününce çok haklıyım. Farklı düşünenler eminim ki ‘elinden ne alındı?’diyordur. Şöyle sıralayayım. Eğitim hakkımın karşılığı elimden alındı. bir çoğumuzun yaşama hakkı bile alındı (saydığım gündemdeki ilk örnek, ikincisi ve hatta üçüncüsünden de anlayabilirsiniz.). bazılarımızın özgürlük hakkı (lgbt+ üyelerine ve tesettürlü olmayan, tesettürlü olup da aynı muameleyi gören, farklı görüşte olan tüm kardeşlerimize yapılanlar.), ekonomik yaşamda yerimizi orta seviyelere getirme hakkımız, birbirimize karşı duyduğumuz saygı hakkı ve en önemli kaybımız olan adalete erişim hakkımız da elimizden alındı. Sadece sayacağım birkaç örnek olarak bunlar var. Daha çok çoğaltılabilir de ben özetlemeye tercih ediyorum.

özetle görüşlerim kendi arkadaşlarım arasında da, ki sevdiğim insanlar aynı siyasi görüşü desteklemediğim de var, yine de saygı ve sevgi çerçevesinde, siyaseti alet etmeden, her zaman arkadaş kaldık. Ancak sırf yönetimindeki zatı, reis dedikleri kişiyi, eleştirdim diye edebsiz oldum. Örttüğüm örtü sis niyetineymiş! Kusura bakın veya bakmayın da kimsenin görüşüyle aynı görüşte olmak zorunda değilim. Kim ne isterse düşünsün, ben anti-iktidarcılardanım. Süsüm de, dinim de, süssüz örtüm de sadece beni ilgilendirir. Seçtiğim vekille hiçbir alakası yoktur. Nasıl ki ben iktidarı hırsız görüp, arkadaşlarımı öyle görmüyorsam sizinde görüşleriniz sizi ilgilendirir. Ben nasıl saygıyı kişiye duyuyorsam sizde

bana duymak zorundasınız. Tesettürlüyüm diye insan haklarını savunmam zorlarına gidiyor. Gitsin, umurum dışındalar. Buraya yazma sebebim bu siyasi ayrım muhabbetinden sıkıldım. Yani sadece siyasi değil, dini, dili, kültürü cinsiyeti veya işte her bahaneyle ayrım yapılmasından bıktığım için. Yani salın beni ve salın ya bir insanları, görüşlerini… Ayrıca son olarak ülkeden gitme fırsatım olsa giderdim. Daha önce de belirttiğim gibi ben toprak parçasını vatan görmüyorum. İçinde bulunan insanlar sayesinde vatan sayıyorum. Artık yok denecek kadar az olan insanlıktan dolayı evet, gitmek istiyorum. Fırsat bulsam bir dakika durmam. Çok komik de olsa konu dinime inancıma karşılaştırılınca sinirleniyorum. Rahatsızlık verdiysem kusura bakmayın lütfen saygılı insanlar. Yazımı sonuna kadar okuduğunuz ve yazıma verdiğiniz değer için de teşekkür ediyorum. Olabildiğince burada gündeme dokunmamaya çalıştım. Ancak buraya kadar dayanabildim. İleriki zamanlarda da ne yazacağımı bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da kim olursa olsun, nasıl yaşıyor veya düşüncesi ne olursa olsun saygı duymaya devam edeceğim. Her toplumun, her inancın, her görüşün, her cinsiyetin, dinin, dilin ve ırkın temel hakları vardır. Bunlara kimse dokunamaz. Kimse bu haklara karışamaz. Bu haklar: Yaşama hakkı, fikirlerini özgürce ifade etme hakkı, eğitim hakkı, çalışma hayatında çalışanlara emekleri karşılığında verilen tüm hakları, istediğini giyebilme, istediğini yiyebilme, içebilme hakkı. Yani kısacası başkasına zarar verilmediği sürece bireysel olarak istediği her şeyi yapabilme hakkı mevcuttur. Tabiki kendisine de şiddet içeren türde davranışlar yapması bu haklar arasında yoktur. Daha ne kadar detaylı anlatabilirim bilmiyorum. Ben kendimi, fikrimi kendi kelimelerimle, olabildiği açıklığıyla ifade ettim. Bunları kabul edip etmemek sizlere kalmış. Kimse kimseye karışamaz. Gelecek günlerde çocukların, kadınların, erkeklerin, lgbt+ üyelerinin veya farklı olan herkesin, hayvanların ve bitkilerin de hiç ölmediği, nefeslerinden çalınmadığı; korkmadan, saygıyla, sevgiyle yaşadıkları ve yaşayacağımız bir dünya diliyorum. Umarım herkesin herkese saygı gösterdiği dünyayı kurmayı başarırız.

 

Asli Aydin  /  AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP