DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 34635872,85%
Ankara
15°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
Eşitlik nedir?  Adaletle nasıl bir bağlantısı olabilir?
724 okunma

Eşitlik nedir? Adaletle nasıl bir bağlantısı olabilir?

ABONE OL
mai 28, 2021 09:11
Eşitlik nedir?  Adaletle nasıl bir bağlantısı olabilir?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Eşitlik nedir?

Adaletle nasıl bir bağlantısı olabilir?

Eşitlik, eşit olma durumu ya da hiçbir ayrıma uğramamaktır. Bu durumda adalet nedir? Hakka ve hukuka uygun olmaktır. Yani adil olmaktır. İlk sorumuza ilişkisi de bu yüzden önemlidir. Eğer 5 metrelik yolu yürümek gerekiyorsa ve iki kişi bu yolda aynı yerde başlıyorsa bu eşitliktir. Ancak iki kişiden birinin engeli varsa ve yine aynı yerden başlamaları gerekiyorsa, ikisinin de adalete uygun başlangıç yapması gerekir. Engeli bulunan bireyin diğer birey ile aynı koşulları değil, aksine ikisinde aynı oranda koşula ihtiyacı vardır. Daha detaylı ve açıklayıcı bir örnek verecek olursam bu,1.25 metrelik duvarın arkasındaki olayı izlemek isteyen 3 kişi var. Bu üç kişiden birinin boyu 1.35, diğerinin 1.25, üçüncüsünün de 1.00 metredir. Duvarın arkasındaki olayı izlemeleri için eşitlikte, hepsine 0.25 cm uzunluğunda tabure verilir. Ancak sonuç yine yanlış olacaktır. Çünkü amaç duvarın arkasını görmektir. Amaca sadece ilk birey ulaşır ki zaten ulaşıyordu. İkinci birey duvarla aynı boydaydı ancak zor gördüğü için bireye, bu çözüm iyi gelecektir. 3.birey yine göremez duvarın arkasını. Bu durumda işe adalet girmeli. Hepsini görebilecek duruma getirmek önemli adalet için. İlk bireye tabure verilmesine gerek yoktur. İkincisine 0.10 cm oranında tabure verilmeli. Üçüncü bireyde ise diğerleri ile aynı sonuç ve koşullara sahip olabilmesi için 0.35 cm bir tabure verilir. İşte durum asıl şimdi eşittir. Yani adalet ile asıl eşitliği sağlamış olduk. İşte adaletin eşitlikle ilişkisi budur. Ekonomi de, sosyoloji de, eğitim de ve birçok alanda adaletin sağlanması önemli bir mekanizmanın da ortaya çıkmasını sağlar. Bu mekanizma toplumları yöneten doğru mekanizmadır. Ancak günümüzde bu birçok ülkede mümkün değildir. Çünkü yönetimler herkesi aynı seviyeye getirmekten korkar. En yüksekte olanlar, kendinden aşağıda olan diğer bireylere ihtiyaç duyarlar. Maalesef bu alt kesimden beslenerek yükselmiş bireylerden başka bir şey değildir yüksektekiler. Üstüne bastığı bireyler yükselmek için ayağa kalkarlarsa onları da yerlerinden ederek daha aşağıda bir seviyeye getirir. Aslında aşağı kesim de pekala bunun olmasını istemez. Çünkü tepeye bakmadığı in nasıl bir şey olduğunu bilemez. Onun için önemli olan konumundan da aşağıya düşmemektir. Yani üsttekiler ile aynı mantıkta ilerler. Böyle bireylerin yükselmesi hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü yükselen kendileri yine düşmemek için geldikleri aşağı kesimi emekten tereddüt etmez. Ancak bir kesim vardır ki bu kesim, bir zamanlar burjuvazi olarak ortaya çıkmış ancak daha sonraları yükselmiş ve aşağı kesimle farklarını açmıştır. İşte yine tarihin tekerrür ettiği döneme dönüşmüş oldu. Yani herkesin orta kesim olmaya çalıştığı durum, yine aradaki farkı arttıranlarla oluşmuş yeni görünen ama eski sürüm durum haline gelmiştir.

Yenilik iyi gibi görünse de aslında her zaman tekrar eden olaylar zincirlerine döner. Yani maalesef düzeltilmeye çalışılan sistem yeniden bozulur. Bunun önüne ancak geleceğin nesillerin adalet duygusunu ve eşitlik duygusunu doğru bir şekilde vererek engel olabiliriz. Her acı çeken nesil bir sonraki nesillere acımasız olması gerektiğini söyler. Acımasız olmazsa ezileceğini belirtir. Ancak kimse ezmemesi gerektiğini öğretmez. Sadece o nesil arasında ezilip gerçekten acı çektiği için başkasının bunu yaşamaması gerektiğini düşündüğü bireyler hariç. Maalesef bu hiçbir dönem çoğunlukta olan bireylerin var olduğu nesil olmadı. Zaten bu yüzden de insanlar empati duygusunu, vicdan olarak adlandırdıkları adalet hissiyatlarını hep ötelediler. Öteledikçe de bundan gittikçe mahrum kaldılar.

Bireysel öngörülerimden elde ettiğim ‘tarih tekerrür eder’ sonucum, , maalesef gözlemlerimle, gün geçtikçe daha fazla kabullenmeme sebebiyet veriyor. Bende çok isterdim

yanıldığımı düşünebilmeyi. Umarım birgün böyle düşünecek şekilde gözlemlemelerim olur. Ancak şuan için bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi saygının olmadığı hiçbir yerde, iyi hiçbir şeyin yetişmeyeceğini düşünüyorum. Elbette sevgi olmazsa olur. Sevmezsek sevmediğimiz şeyi bırakırız. Ancak sevmediğimiz şeye saygımız biterse orada insanlıkta biter. Sevmediğimiz bir hayvan düşünün. Yanınızda vulundurmazsınız veya bulunduğu bölgede kalmazsınız olur biter. Ancak o hayvanın yaşam zorunluluğuna saygı biterse ona zarar vererek, sevmediğini belirttiğini düşünür birey. O iş işte öyle değil. Sevmiyorsan bakmazsın olur biter. Ülkemizde maalesef aile kurumu içerisinde artan şiddet olayları da zaten adaletsiz yüreklerin, eşitsiz görüşlerin ürünü olarak saygısızlıkla yürütülüyor. Artan şiddete sebebiyet veriyor. Ölümlere hatta ölümden daha beter hallere getirmeye sebebiyet veriyor. Ölmek istemiyorum diyen kadınların veya erkeklerin arttığı gündemde maalesef saygısızlık sebebiyet veriyor. Sevmeyebilir bir birey ancak yaşam hakkına veya kişisel tercihlerine saygı duymak zorundadır. Bu kişisel tercihler ne olursa olsun saygı tek çözümdür. Adalet ancak saygılı bireylerin yüreklerinde yer edinebilir. Başka türlü sadece eşitlik sağladığını düşünerek sadece aynı koşulları desteklemeye devam eder. Yaptığı ve yapacağı tek şey göz boyamak olur. Eşitlik sağladım diyerek duvarın arkasını yine görenlere fayda sağlar. Hiç görmeyenler yükselmiş gibi görünse de yine hiçbir sonuç alamayacağı bir konumdan başka bir yerde olamaz. Devlet kurumlarının adalet kurumlarını hiçbir siyasi, kültürel veya dini araca bağlamadan işler hale getirmiş olması gerekir. Ancak böyle karanlıkları aydınlığa çıkarabiliriz.

 

Asli Aydin  /  AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP