DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BIST %
BITCOIN 3376320-1,88%
Ankara

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

m/main/wp-content/uploads/2025/05/Aydin-Saglam-Sigorta-2-scaled.jpg">
‘’İŞ NASILSA HAYAT ÖYLEDİR’’
383 okunma

‘’İŞ NASILSA HAYAT ÖYLEDİR’’

ABONE OL
mai 7, 2021 20:58
‘’İŞ NASILSA HAYAT ÖYLEDİR’’
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu söz size bir yerden tanıdık geliyor olabilir. Belki bir yerde duymuşsunuzdur. Bu söz ünlü
filozof Adam Smith’in sözüdür. İnsanlık tarihinin geçim biçimlerini açıklayan dört aşamalı
tarih kuramı tezi vardır. Bu tarih kuramı aşamaları insanlığın avcılık, çobanlık, tarım ve
ticaret çağı biçiminde ardışık olarak dört farklı çağdan geçtiğini, her bir çağı tanımlayan
geçim biçiminin toplumun hukuki yapısını, askeri örgütlenmesini, toplumsal ilişkilerini ve
bireylerin davranış kodlarını belirlediğini söyler.
İlkel çağda insanlar avcılıkla geçimini sağlardı. Tüm günleri av bularak geçerdi. Tek amaçları
buydu ve hayatlarını buna göre yaşarlardı. Daha sonra bu göçebe yaşam koşulları zorlayıcı
olmaya başlayınca yerleşik hayatla tanıştılar. Hayvancılığın evcilleştirilerek çobanlık ve ekim
dikimle tarımın ortaya çıkışıyla da yeni çağlara sayfa açıldı.
Sosyoloji biliminin kurucularından sayılan ünlü fransız sosyolog Emile Durkheim da bu
toplumsal iş bölümü için iki farklı kuram ortaya koymuştur. Mekanik ve Organik dayanışma.
Peki bu kuramlar neden önemli? Niçin anlatıyoruz? Bunun sebebini söyleyecek olursak
toplumdaki iş anlayışının zaman içinde nasıl değiştiğinin, hayatımıza nasıl yön verdiğini ve
bireyler arası davranışlarımıza nasıl etkide bulunduğunu daha iyi kavramamıza yardımcı
olacaktır.
Geleneksel yapıdaki ve benzerliklerin fazla olduğu toplumlarda mekanik dayanışma,
farklılıkların olduğu ve farklı görevlere sahip insanların bulunduğu modern toplumlarda
organik dayanışmanın mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Örnek verecek olursak eski zaman
toplumlarında sadece tarımla uğraşan ve geçimini sağlayan insanları düşünün. Sabah güneşin
doğuşuyla tarlada tarıma başlayıp akşam güneşin batışıyla işlerini bitiriyorlar. Her günü bu
düzen üzerine kurulu ve hepsinin yaptığı iş aynı. Yani bir makine tarzı yaptıkları iş belli
olduğundan mekanik dayanışma diyoruz. Organik dayanışma ise modern toplumlarda (sanayi
devriminden sonra ortaya çıkan toplum türü) bürokratik yapının birbirine bir organizma misali
bağlı olmasıyla ortaya çıkar. Sizin bir departmanda yaptığınız iş diğer departmanda çalışan
bireyin işiyle bağlantılıdır. Bir yapbozun parçaları ile birleşerek ortaya çıkan bütün olarak
düşünebilirsiniz.
Günümüz toplum hayatına geldiğimizde ise artık dijital bir çağa hızla evriliyoruz. Endüstri
devrimi ile elektronik aletler yerlerini almaya başladı. Bu çağ ile her şey hızlı bir şekil
aldığından belli bir süre içerisine birden fazla iş yükü sığdırabiliyoruz. Evlerimizde
oturduğumuz yerden mekan kavramı farketmeksizin birbirimizle bağlantılı işlerimizi bir
network ağı sayesinde kolayca halledebiliyoruz. Bir görüntülü seminer, bir mail ile binlerce
insana ulaşabiliyoruz. Birkaç yazılım kodu ile vücuda temas etmeden uzaktan ameliyatlar
yapabiliyoruz. Sosyal medya sayesinde bilmediğimiz yardıma muhtaç insanlara ulaşarak
yardım edebiliyoruz. Üstelik bunları yapmak sadece birkaç tuşa bakıyor. Eski zamanda hayal
bile edilemeyen şeyler hayatımızda çok kısa sürede gelişerek yerini alıyor. Böylece eski
toplumlardaki zaman ve mekan kavramı da tarihsel süreçte değişebiliyor. Zamanımızın
çoğunu işimize ayırarak geçiriyoruz. Bu yüzden hayatımızı da bu düzene göre ayarlamak

zorunda kalıyoruz. Metnin başında söylediğim iş nasılsa hayat öyledir sözünü hayatımızın her
anında görebiliyoruz.

 

Rumeysa Ozcelik  /  AVRUPAPRESS

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP