Dünya küresel köy halini alırken, insanlarda tek tip olmaya doğru emin adımlarla yürüyor. Bunun en önemli nedeni benliğimizi unutup başkalarını taklit etmek ve başkaları için yaşamak.
Kendimizi incelediğimizde artık eski halinden eser kalmadığını görüyoruz. Neden mi? Çünkü başkalaştık. Giyimimizle, konuşmamızla ve hareketlerimizle artık biz biz olmaktan çıktık. Sevmiyoruz artık doğallığı, sadeliği yani kısacası « ben “olmayı. Tabi birde çoğunluğa uymak için taklit yeteneğimiz de gelişti, o kadar gelişti ki başkalarına söylediğimiz yalana kendimiz de inanıyoruz. Mesela hiç kahve sevmeyen biri sırf kabul görmek için Starbucks’tan çıkmıyor. Hiç kitapla alakası olmayan biri sürekli kitap kapağı paylaşıyor. Hiç alakası olmadığı belki de ilk kez duyduğu fikri savunuyor. Dinine aykırı olan bir durumu savunuyor ve bunu bilmediğinden değil dışlanmamak için yapıyor. Çünkü korkuyor, hem de çok. Eğer « ben » gibi olursam kimse beni sevmez, eğer « ben “olursam takdir edilmem vs. Yahu ne olur doğal olsak? Varsın sevmesinler, takdir etmesinler, dışlasınlar. Ne kaybederim? Ben söyleyeyim hiçbir şey, belki biraz kuru kalabalık hepsi bu ama başkalarına şirin görünmeye devam edersek hiç oluruz. Bize sunulan vitrin sadece bir yansıma bunu unutmamak gerek.
Sosyal medyada kurduğumuz sahte dünyamızda daha çok alkış alalım diye düşmediğimiz rezillik kalmadı farkındaysak. Özellikle gençlerin daha fazla katılım gösterdiği akımlara bir de büyüklerimiz dâhil olunca iş çığırından çıktı ve mide bulandırıcı hal almaya başladı. Bakıyorsunuz sekseninde ninelerimiz, dedelerimiz ergen torunlarının malzemesi olmuş, daha dokuz veya on yaşında kız çocukları ablalarına özenip kamera karşısında kıvırıyor. Gösteriş bataklığına düştük ve kurtulmaya çalışmak bir yana bunu meslek haline getirdik. Evimizdeki her ayrıntıyı, aldığımız her ürünü her şeyi ama her şeyi milletin gözüne sokuyoruz ve eleştiri geldiğinde canlı yayın yapıp ağlıyoruz. Neden?
Bazı kötü olaylara gerçekten biz zemin hazırlıyoruz farkında değiliz. Yaptığımız en büyük kötülük çoğunluğa uyup düşünmeden hareket etmek. Descartes « Düşünüyorum, öyleyse varım » demişti biz ise « taklit ediyorum, öyleyse varım » veya « düşünmüyorum, öyleyse varım » yaptık ki ikisi de uyar. Oturup düşünelim, ben ne yapıyorum? Diye bir soralım. Sahte dünyadan gerçek dünyaya dönüş yapalım yoksa toptan hiç olacağız. O kurduğumuz sahte dünyadan uyandığımızda belki her şey için çok geç olacak. Kimliğimizi, kültürümüzü, bizi biz yapan her ne varsa kaybetmeye başlayacağız. Bu kadar çaba kim için? Biraz düşünüp kendimize geliriz diye umut ediyorum.
Sena Saka / AVRUPAPRESS