AvrupaPress

Covid-19 Döneminde Cinsel Yaşam

Covid-19 Döneminde Cinsel Yaşam

Covid-19 maalesef tüm hızıyla devam etmektedir. Hayatın tüm alanlarını etkileyen bu hastalık ilk etapta önemsiz gibi görülen ancak önemini koruyan cinsel yaşamı da olumsuz yönde etkilemektedir. Hastalığın damlacık yolula bulaşması, maske, mesafe , hijyen uygulamaları, toplanma kısıtlamaları, zaman zaman yarı ya da tam kapanmalar, şehirlerarası seyehatlar özellikle yakınlaşma, tanışma aşamasında olan ya da farklı nedenler dolaysıyla ayrı şehirlerde hatta ülkelerde yaşayan çiftlerin bir araya gelmesini zorlaştırmış hatta imkansız hale gelmiştir. Bu değişimler ve zorunluluklar insan ilişkilerini, cinselliği de olumsuz yönde etkilemiştir. Hastalığa ilişkin korku, kaygı ve panikte genel sağlığı olduğu kadar cinsel sağlığı da olumszu yönde etkilemiştir. DSÖ’de Covid-19’un yayılmasını önlemeye yönelik stratejileri arasında kişisel önleyici tedbirler, sosyal tedbirler ve evde kalma çağrıları önemle vurgulanmaktadır. Bu önlemlerden sosyal mesafe kuralı özellikle birlikte yaşamayanlar arasında bulaşma riskinin yüksekliği nedeniyle cinsel temas tavsiye edilmemektedir.  Mesafeli ilişki yürüten ya da yeni tanışanlarda bu riskler söz konusu iken  birlikte yaşayanlar da ise sosyal izolasyonun getirdiği olumsuzluklar cinsel yaşam üzerinde farklı etkilere neden olmuştur. Hala tam olarak anlaşılamayan bu virüsün neden olduğu tüm belirsizlikler karşısında, bulaşma tehdidi nedeniyle bireylerin güvensiz hissetmesi doğaldır. Bu durum özellikle bu dönemde gebelik planlayan çiftleri olumsuz yönde etkilemektedir. Bu korku eşler arasındaki yakınlığı da yansımaktadır.

Bununla birlikte bazı çalışmalar ise Covid-19 sürecinde ev içi izolasyonun, çiftlerin dikkatinin daha az dağılması nedeniyle biribirlerine daha fazla zaman ayırmaları sonucunda daha sık ilişkiye girdikleri ve bu durumun planlı ya da plansız, kaçınılmaz olarak bir “koronavirüs bebek patlamasına” neden olacağı belirtilmektedir. Tecrit dönemlerinde artan cinsel aktivitenin olumlu yönlerini yansıtan çalışmalarda, sık sık yüz yüze yapılan ilişkilerin partnerleri fiziksel ve psikolojik yönden olumlu etkilediğini vurgulanmaktadır. Karantinaların psikolojik olarak olumsuz yansımaları göz önüne alındığında, kişinin cinsel ilişkisini sürdürmesi olumlu bir davranış olarak değerlendirmek mümkün ancak bu noktada cinsel ilişki sırasındaki yakın fiziksel temasın SARS-CoV-2  ve benzeri hastalıkların bulaşını kolaylaştırdığı dikkate alınmalıdır. Peki daha hücresel boyutta neler oluyor ? Bazı çalışmalarda virüsü erkek testis seminal kanalında da saptandığı bildirilmiştir. Enfeksiyondan sonra idrar, dışkı ve nazofarenks salgılarında en az 2 hafta yaşayabilen SARS-CoV-2 virüsü cinsel ilişki güvenliğini de tehlikeye atmaktadır. Enfekte olanların %80’i hafif belirtili veya asemptomatik seyrettiği dikkate alındığında, asgari olarak en azından karantina süresince semen ile doğrudan teması önleyen prezervatif kullanımı tavsiye edilmektedir. Kadınlarda yapılan çalışmalarda ise, yumurtalıklarda, rahimde hatta salgılarında henüz virüse dair kanıt saptanmamıştır.  Tüm bu özel konularla ilgili çalışmalar devam etmekte bundan dolayı tedbiri elden bırakmamak bu noktada çok önemli. Yaşamın her alanında kontrollü bir şekilde yaşantımızı sürmek zorundayız … dolayısyla korumaya devam !

Aşağıdaki linki lütfen tıklayarak bu döneme ilişkin cinsel dönem sorularını yanıtlayız . Özel kişisel bilgilerinize ait sorular yoktur .

Covid-19 Döneminin Cinsel Doyum Düzeyine Etkisinin İncelenmesi

Desteğiniz için teşekkür ederiz.

Sağlıcakla kalın .

Dr.Esma Demirezen  /  AVRUPAPRESS

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ