Adı Zeynep. Sene 1988! İç Anadolu’nun bir köyünden gelmişti Zeynep Avrupa’ya. Bense Zeynep’ten iki yıl önce gelmiştim gelin olarak akrabaydı ailelerimiz. Komşuyduk birbirimize yakındı evlerimiz görüşüyorduk. Zeynep evin tek gelini olmuştu daha on dört yaşında. Mahçup,utangaç,sessiz,güzel yüzlü,güzel gözlü Zeynep’im. Kısa sürede çok iyi arkadaş olmuştuk, her ne kadar işten birbirimizi göremesekte vakit buldukça konuşuyorduk. Zeynep evin tek geliniydi.
Kocasının altı kız kardeşi vardı dördü evli ikisi bekardı. Sürekli mutfaktaydı nerdeyse bütün günü orada geçiriyordu. Çok akrabaları olduğu için çok misafiri gelirdi. On altı yaşında bir kız çocuğu, bütün yük üstünde. Eşi Zeynep’ten iki yaş büyüktü evde tek söz sahibi kayınpederiydi. Kimse onun sözünün üzerine geçemez o ne söylerse o olur. Zeynep kayınpederini hiç sevmiyordu. Ben bazen söylüyordum Zeynep derdin olunca bana söyleyebilirsin,paylaşabilirsin benim güzel arkadaşım diyordum. Öyle ağlıyordu ki sessizce sanki canı çok yanıyormuş gibi. Çok üzülüyordum onun bu haline. Eşi bütün gün işte Zeynep gelin sanki hizmetçi alınmış gibi mutfakta. Aradan çok geçmeden Zeynep hamileydi.
Hiç farketmedi hamileliği kimse umursamadı, kayınpederi hariç. Hamileliğinden sonra kayınpederi farklı davranıyordu Zeynep’e. Eşim çok mutlu diyordu bana bir çocuğumuz daha olsun çıkacağız, acaba doğrumu söylüyor çıkar mıyız gerçekten? Hayal kuruyordu Zeynep bizim yöremizde tek oğlan asla baba evinden evlensede çıkamaz. Tabi ki Zeynep’im sen mutlu ol elbet seni eşin çıkartır sizinde yuvanız olur diyordum. Yüzü gülüyordu artık. Annemi çok özledim abla diyordu kardeşlerimi, öyle çok özledimki rüyalarıma giriyorlar artık. Babama kırgınım ailesi diye beni bunlara verdi bana hiç sormadı. Kendi verdi bana sormadı gönlün var mı demedi. Kırgınım abla ama onuda çok seviyorum.
İçimden bir ses bırak her şeyi git diyor ama yapamam öldürürler beni. Eşim geldi diyerek koşarak gitti Zeynep. Aradan altı ay geçti Zeynep’in bir kızı olacaktı. Çok mutluydu, heyacanlı ama kayınpederi erkek çocuk istiyordu. Böyle yılar geçti. Zeynep çok üzgündü çünkü üç kızı olmuştu. Hergün evde bitmeyen erkek ne zaman gelecek konuşması vardı. Yorgundu vücudu hala aynı evde aynı işleri yapıyordu çok mutsuz ve o eve artık dayanamıyordu. Zeynep’in yanına çok gidemiyordum ama aklım hep ondaydı. Kayınpederi sürekli evde kayınvalide her gün bir yerde,okuldan gelen evin kızları, işten gelen eşi ve üç çocuk. Dayanamıyordu artık,sürekli beni bu evden çıkart diyordu.
Zavallı eşi nasıl çıkartsın babasının karşısında konuşamıyor bile o günlerde gelir diyerek geçiştiriyordu Zeynep’i. Zeynep neden bu kadar ağlıyorsun söyle ne derdin var dediğimde susuyor daha çok ağlıyordu. Bir gün Zeynep’in yanına gidiyordum arka kapı kapalıydi bende camdan vurmak için arka oturma odasının camına vurmaya gittim Zeynep kayınpederinin elinden kurtulmaya çalışıyordu taciz ediyordu onu bir eliyle gelinin ağzını kapatmiş taciz ediyordu. Kalbin duracaktı o adamı öldürebilirdim o an. Hemen arka kapıya gidip hızlıca vurdum Zeynep evde misin diye seslendim. Bir iki dakika sonra kapıyı açtı duymadım çocukla ilgileniyordum dedi
Yüzüm ateş atıyordu kalbim duracak sanki. Zeynep iyi misin kötü görünüyorsun dedim. İyiyim abla hiç uyumadım ondandır dedi. Yine yalan söylüyordu. Ne yapacağımı şaşırdım ben arkadaşıma nasıl yardım edecektim. Artık Zeynep’e daha sık gitmeye başladım onu yanlız bırakmamak için. Zeynep yine ağlıyor eşime yalvarıyorum çıkyalım diye beni dinlemiyor diyor, o pislik insanlarla aynı evde olmak istemiyorum diyor ve hıçkırıklar içinde aglıyordu.
Bir gün yine arka kapıdan ses verecektim Zeynep’e sırtından sarılmiştı pislik. Yalvarıyordu baba yapma diye,kurban olayım yapma. Bu pisliğin şu sözünu hiç unutamıyorum, kocan oğlan çocuk yapmayı beceremedi biliyorsun diyordu gelinine. Zeynep’se yalvarıyor kurban olurum yapma kıyarım canıma diyordu. Kapıya vurup seslendim Zeynep Zeynep diye geliyorum diye bagırdı Zeynep kurtuldu o pisliğin elinden.
Yanıma geldi öyle kötü görünüyorduki, nasıl ne soracağımı bilemedim. Ama bu böyle olmayacaktı konuşucaktım Zeynep’le. Canım dedim konuşalım mı bir derdin varsa çare buluruz beraber. Yok abla dedi. Oda biliyordu biz böyle bir konuyu asla konuşamazdık ne olursa olsun kimse bize inanmayacaktı. Zeynep’im dedim canım ne zaman istersen bana seslen her zaman senin yanındayım. Olur abla dedi yemek yapacağım çocuklar okuldan gelecek benimle mutfağa gelir misin? Korkuyordu o pislik oturma odasındaydı.
Mutfağa geçip yemek yaptık. Olmadık şeylerden konuşuyordu, çocuklarla bu sene tatile gideceğiz annemi çok özledim kayınvalidemde gelecek. İnşallah canım dedim İnşallah. Kayınpederini ağzına almıyordu oda gelecekti belli. Aradan biraz zaman geçti Zeynep artık ağlamıyordu artık eskisi gibi değildi, boş bakıyor gülmüyor ve konuşmuyordu, çocuklarıyla da ilgilenmiyordu. Söylemek istemiyorum ama çok kötü bir şey gelmişti başına belli. Aradan 4 ay geçti Zeynep yine hamileydi. Ama sürekli karnına bakıyor tuhaf tuhaf gülüyordu.
O gün anladım düşündüğüm olmuştu bu kadar değişmesi bundandı. Yaşayan ölü gibiydi. Karnındaki çocuk kayıpederinden miydi? İnşallah düşündüğüm değildir dedim bu kadarını da yapamaz. İnsan oğlunun karısına nasıl bunu yapabilir ve bu kadar pişkin olabilir? Bu nasıl bir hayvandı? Ben bunu asla ispat edemezdim,kahroluyordum ve çaresizdim. Canım Zeynep’ime yardım edemiyordum. Evdekilerde hep Zeynep’le uğrastığım için karışma gelin artık yeter alişsin artık evine bak dördüncü çocuğu olacak ruh gibi geziyor diyorlardı.
Bilmiyorlar ki benim eşim ve kayınpederim Zeynep’imin başına neler geldi. Nasıl söylenir böyle bir şey Allah’ım yardım et ben düşünmeye dayanamıyorum . Ya Zeynep o evde yaşıyordu ve her gün o pisliği görerek. Abla dedi bir gün bana söyle canım dedim ben ölürsem çoçuklarım ne olacak? O nasıl söz Zeynep Allah korusun sakın böyle şeyler düşünme dedim. Yüzüme baktı yok abla dedi Ceylan’ım ne olur sonra. Küçük kızının adı Ceylan’dı. Zeynep’in doğum vakti geldi hastanede sezeryanla yaptı doğumu ve beklenen oğlan çocuk geldi , kayınpeder bütün mahalleye baklava dağıttı. Evde düğün havası vardı. Zeynep’se sanki cenazesi varmış gibi hiçbir şeyle ilgilenmiyor sadece boş bakıyordu.
Bebeği çok ağlıyordu belli çok açtı yavrucak. Eşi yanıma geldi rica eti biraz Zeynep’le konuşur musun diye bende yanına gittim. Canım dedim Zeynep’im güzelim çocugun çok aç emzire bilecek misin? kucağına zorla verdi yavrusunu. Elleyemiyordu kuzum titriyordu abla al şunu dedi yapma Zeynep bu yavrunun günahı ne dedim. Yüzüme baktı, benim günahım ne abla dedi, töre töre. Sustu arkasını dönüp yattı. Eşinin yanına gittim Zeynep’in sütü olmadığını bebeğe mama almalarını söyledim. Zeynep’in kaynanası hiçbir şey diyemedi kadın o kadar çok ağlıyordu ki galiba bu kadın Zeynep’e kocasının yaptıklarını biliyordu ve kocasından korkusuna susuyordu. Bir kez daha canım yandı. Biz kadınlar çaresizliğimiz yüzünden hep susmak zorunda mı kalacaktık? Zeynep gibi ve adını sayamadığım yüzlerce kadın hepsinin hikayesi ayrı ve acı. Adı çaresizlik.
Aradan yirmi gün geçti asla unutamayacağım ve unutmadığım bir huma sabahı. Sabah namazına kalktım içim mutsuz kalbim bir tuhaf. Namazı kıldıktan sonra mutfağa geçtim. Gelin gelinim diye bağırıyordu kaynanası. Garaja koşuyordu ev halkı nasıl çıktığımı hatırlamıyorum . Garajın kapağını açtı Zeynep’in eşi , Canım güzel Zeynep’im sonunda kıymıştı canına iki metrelik bir iple. Öyle bir nefret sardiki içimi bağırmak istedim haykırmak istedim o pisliğin yaptıklarını. Ağladım ağladım ve çaresizce sustum. Canımın içi bir tanem. Söyleyemedi ki acılarını kimseye anlatamadı
yaşadığı utancı. Söyleyemedi eşine. Çünkü anlatamazdı böyle bir şeyi diyemezdi ki. Oğlumuz babandan! O pisliğin canını yakamadı ama kendi canına kıydı. Bizde evin erinin sözü geçer, kadının değeri vardır. Ama sözünün değeri yoktur. Kadının adı vardır ama kendi yoktur. Bilmiyor ki eşler kadınlar evlerinin kapılarını açtığı anahtarıdır. Hem dünyada hem ahirette cennet kapılarıdır. Binlerce Zeynepler var binlerce hikayeler. Bunlar duyduklarımız, bildiklerimiz birde bilmediklerimiz var. Hayat herkese her şeyi öğretiyor ama yalnız ve çaresiz olan kadınlara bunu bin kat daha fazlasıyla yaşıyor. Neden biliyor musunuz çünkü o kadar çok şey verirler ki artık kendilerinde bir şey kalmaz verecek. Zeynepler verir! Ayşeler verir ! Fatihalar verir ! Son çareleri canlarıdır onu da sessizce verir ve giderler. Rahmana!
Yazan Sevda ÖZEN
AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026AVRUPA
15 juin 2026